28 ŞUBAT MUHASEBESİ

banner53

banner54

28 ŞUBAT MUHASEBESİ

28 ŞUBAT MUHASEBESİ

Bülent Gökgöz

10 Mart 2015, 10:19

Muhasebe veya özeleştiri elbette yapıcı ve daha ileri noktaya/iyiye taşıyacak kaygılarla yapılmalı lakin diğer taraftan da abartılara karşı temkinli olmayı da içermeli. Üzerinden 17 yıl geçmiş olmasına rağmen 28 Şubat darbe uygulamaları ve zihniyeti ile topyekun hesaplaşabildiğimizi söylemek zor. Can sıkıcı olan asıl boyut ise darbeye ve uygulamalarına doğrudan maruz kalmış camiaların ezici çoğunluğu açısından ciddi bir duyarsızlık, nemelazımcılığın bünyeyi kuşatmış olduğu gerçeği. Her ne kadar reel siyaset güdenler açısından 28 Şubat'ın tüm izlerinin silindiği politik hedefler gözetilerek dile getirilse de, içinde bulunulan vakıa iki açıdan muhasebeyi elzem kılmakta. 

ÇABUCAK UNUTANLAR NİMETİ KAYBEDERLER!

Öncelikle bugün geldiğimiz noktada 28 Şubat darbe politikalarının büyük oranda geriletildiğini ve darbe heveslisi askeri vesayetin gardının düşürüldüğünü söylemek mümkün. Ancak yaşadığımız ülkede darbe heveslisi olanların yalnızca apoletlilerden ibaret olmadığını, bilakis 28 Şubat darbe sürecinin asker başta olmak üzere medya, yargı, sermaye ve beşli çete olarak anılan işçi sendika ve odalarının topyekun bir savaşımı olduğunun altını yeniden çizelim. İlaveten gerek gazete manşetleriyle gerekse eğitim kurumlarıyla paşalara selam çakarak darbe politikalarıyla paralelleşen Fethullah Gülen cemaatini de zikredelim.

Peki, bugün 28 Şubat darbesi ile ilgili görülen dava ne durumda? Ya da darbe uygulamalarına maruz kalmış kaç kişi acaba 28 Şubat davasının seyrini merak veya takip ediyor?

28 Şubat 1997 tarihinde darbe gerçekleştirmiş paşaların veya askeri zevatın hiç biri tutuklu değil. Daha doğrusu 28 Şubat davasında tutuklu hiç sanık yok! 28 Şubat darbesini yürüten sermaye, sendika, yargı veya medya ayağından henüz yargılanan da yok! İkna odalarında başörtülüleri linç edercesine İslami değerlerinden uzaklaştırmaya çalışan Kemalist zevat da henüz yargılanamadı! Oysa 28 Şubat darbesini izleyen süreçte İslami kimlik veya faaliyetlerinden ötürü kurmaca delil ve iftiralarla  yargılanıp yıllardır cezaevlerinde mahkumiyet yaşayan yüzlerce Müslüman kardeşimiz var! Peki şimdi 28 Şubat'ın tüm izlerinin silindiğini söyleyebilir miyiz?

28 Şubat döneminde İslami değerlere/eğitime ket vurulmak amacıyla ihdas edilen kesintisiz eğitim politikalarının izlerinin tümüyle silindiğini söyleyebilir miyiz? Cevabınız evet ise Gezi eylemlerinde kahraman edaları ile pazarlanmak istenen ve üzerlerinden darbe devşirilmek istenen vandal gençliğini nasıl izah edersiniz? Darbe politikalarının 15 yıldır kaybettirdiği ve fıtratından uzaklaştırılan gençlik Gezi'de ortaya çıkmıştı. Gezi bir darbe teşebbüsü değil miydi? Soruları çoğaltmak mümkün ancak satırlarımız sınırlı. 

İlerlemiş yaşlarına rağmen 12 Eylül cuntacıları ile hesaplaşmanın önemi sembolik de olsa işte burada ortaya çıkıyor. Geçmiş darbelerle ve acılarla tam anlamıyla hesaplaşılmadan muhtemel darbe teşebbüslerine karşı çıkılamaz. 

Tarih bilincine sahip olmayanlar geleceklerine sahip çıkamazlar. Rabbimizin Kur'an-ı Kerim'de önceki ümmetlere va Rasul'lerin kıssalarına çokça yer vermesinin nedeni de bu işte. Önceki kavimlerin imtihanlarından dersler çıkartıp, geleceğimizi nimete sarılarak inşa edebilme bilincini bizlere sunmakta.

DARBE TANIKLARININ SORUMLULUKLARI

Muhasebenin ikinci boyutu ise daha vahim bir durum arz etmekte. Vehametin kaynağı ise darbeye maruz kalmış ve İslami duyarlılık-kimliğe mensup şahıs, öbek, yapı, cemaat, dernek, vakıf veya sendikalar. 

28 Şubat'ın senei devriyesinde hem 28 Şubat davasına olan kamuoyu ilgisini arttırabilmek hem de darbe yargısının mağduru mahkûm kardeşlerimize yeniden yargılamanın önünü açarak mağduriyetlerin bir an evvel giderilmesi amacıyla Çorum'da olduğu gibi birçok ilde bazı kurumlarca basın açıklaması ve etkinlikler düzenlendi. Ancak darbe tanığı bir çok şahıs veya dernek/vakıf etkinliklere yeterli ilgiyi göstermedi. Hatta darbenin doğrudan hedefi olup partileri kapatılanların gündemine dahi girmedi.

İşte bu noktada herkesin ciddi bir muhasebe ve özeleştiri sorumluluğu ile hareket edip, toplumsal hafızanın diri tutulması için çaba sarf etmesi gerekmekte. 2000'li yıllarda dünyaya gözlerini açmış yeni nesil içerisinde anket yapılıp, 28 Şubat'ın kendileri için ne ifade ettiği sorulsa acaba ne cevap alınır? Takvim yaprağından bir gün mü?!





Yorum Gönder

@name x