Bir güzel insan, bir güzel kitap

banner53

Bir güzel insan, bir güzel kitap

Bir güzel insan, bir güzel kitap

Halit Yıldırım

05 Ekim 2017, 21:22

Çorum güzel insanların yaşadığı Anadolu’nun şirin bir şehri. Leblebisi gibi sıcak, güler yüzlü, candan, sevecen, duygulu insanları var bu güzel şehrin. Hayat bu şehrin insanını başka diyarlara, başka şehirlere savursa da bir bakıyorsunuz erinde geçinde bu insanlar doğduğu topraklara dönüyor. Dönemeyenler de hiçbir şekilde bağlarını koparmıyorlar.

Çorum; şairi, yazarı, ozanı bol bir şehir aynı zamanda. Ülke genelinde okunan yazarları, söylenen türküleri, şarkıları var. Derdini, sevincini, yasını, toyunu mısralara, satırlara aksettiren güzel insanları ülke insanın duygularına tercüman olmakta...

Bu güzel yazarlardan birisi de Bahri Güven Hocamız. Onu Zakkum Çiçeği, Ağaoğlu ve Geri Dönüşü Olmayan Yol isimli romanlarından, Bitmeyen Dostluk ve Yaşayan Efsane Dr. Rifat Patır isimli anı kitaplarından, Bir Kıbrıs ki ve Sevgi Yumağı gibi eserlerinden tanıyoruz. Zaman zaman gazetelerde yazdığı köşe yazıları ile de gönüllerimize misafir olmakta.

Bahri hocamız 1941 Çorum doğumlu. Yıllarca öğretmenlik yapmış, binlerce öğrenci yetiştirmiş ve hala yazıları, kitapları ile eğitim ve kültür hayatımıza katkıda bulunan iyi bir eğitimci… Kendisi ile yazıları ve kitapları aracılığı ile tanıştım ve bu tanışıklık bir dostluğa dönüştü. Her gördüğü yerde benden yaşça büyük olmasına rağmen saygı, nezaket ve muhabbetini izhar etmede performansından bir şey kaybetmeyen naif kişiliği ile gıpta ettiğim, saygı duyduğum ve sevdiğim kıymetli bir insan.

Geçenlerde onun Kasa Soygunu isimli hikâye kitabı elime geçti. Elimde okuduğum ve bitirmem gereken birkaç eser olmasına rağmen hocanın öykülerine başlayınca şunu da okuyayım, bunu da okuyayım derken iki günde bir de baktım kitap bitmiş. Sade dili, akıcı üslubu, romancı olması nedeniyle tahkiye sanatına aşinalığı ve ustalığı ile bir anda sizi kitabına bağlıyor Bahri Hoca… Hikâyelerin yaşanmışlığını anı olmaktan hikâyeye çevirme başarısı, kurgusu, yarattığı merak duygusu, kullandığı anlatım teknikleri Hocanın ustalığının bir tezahürü. Anlattığı hikâyelerin birçoğunun bu bölgede yaşanmış olması geçmişle bir köprü kurması hasebiyle ayrı bir öneme ve işleve sahip. Geçmişin adetleri, alışkanlıkları, yaşantısı sizi zaman tüneline sokup bir anda o yıllara götürüyor. Bugün gençlerin bilmediği, görmediği birçok şeyi bu öykülerde bulabiliyorsunuz.

Hocanın 8. kitabı olan Kasa Soygunu’nda 10 öykü var. Kitabın bir diğer özelliği ise Çorum’da basılmış olması. BESMAT Matbaacılık tarafından basılan eserin editörlüğünü Ayşe Unculu Hanım yapmış. Ayşe Hanım çok güzel bir iş çıkarmış bence. Kitapta en ufak bir yazım hatasına rastlamadım. Dizgisi ve baskısı, punto büyüklüğü ve yazı karakteri seçimi tamamen okunulabilirlik üzerine güzelce tasarlanmış. Kapak tasarımını da hocamızın oğlu Turgay Güven yapmış. Bu da kitaba farklı bir anlam kazandırmış. Baba-oğul işbirliği ile ortaya bu güzel eser çıkmış.

Kısaca kitaptaki öyküler hakkında bilgi vermek gerekirse;

Menşur’un Dramı’da İsmail Köyde yaşanmış bir aşk hikâyesi anlatılıyor. Başlık parası yüzünden zorla sevmediği bir insanla evlendirilen Menşur’un kendisini kocasına teslim etmemesi ve sonunda baba evine dönüp sevdiği bir adama kaçması ve sonrasında yaşadığı sağlık sorunları ibretamiz bir şekilde gözler önüne serilmiş.

Arabacı Sarı’da kendinizi bir anda 40’lı, 50l’i yıllarda buluyorsunuz kendinizi. At arabası ile Çorum ve İskilip arasında nakliyecilik yapan, Kızılırmak üzerinde sal ile karşıya geçen insanların öyküsünü yaşarcasına okuyorsunuz. Salcıları, saldan ırmağa düşen insanları, hayvanları ırmağın coşkusunu hissediyorsunuz. Sarının atının ırmağa düşüşü, arabanın attan ayrılma anında yaşanılan zorlukları, atın yüzerek kurtulması, Kırköy’lü bir çiftçinin atı bulup evine bağlaması ve arabacı Sarı’nın atına kavuşması ile aslında güzel bir aksiyon hikâyesi… Bu öykü ile aslında dedelerimizin çektiği sıkıntıları, geçmişin ulaşımda yaşanılan güçlüklerini anlıyor ve bu gün geldiğimiz durumu mukayese edebiliyorsunuz.

Babadan Kalan Tek Miras öyküsünde ise tam bir ahlaki ders var. Hikâyenin adında yazdığı gibi ortada miras kalan mal mülk meselesi yok. Hikâye kahramanının yaşadığı yasak bir ilişki nedeniyle babasının rüyasında “yapma oğlum” demesi üzerine bu durumdan nasıl vaz geçtiği anlatılıyor.

Genç Öğretmene Verilen Ders öyküsünde ise Bahri Hocanın atandığı bir köyde muhtarın misafir etmesi, ona kol kanat olmaları anlatılmış. Ancak hocanın evde bulunan tarihi bir maşrapayı onlardan istemesi üzerine muhtarın hanımının kibarca “buraya yakışmıyorsa senin olsun” demesi üzerine aldığı ders ve pişmanlığı duygusal bir biçimde anlatılmış.

Küçükseme öyküsünde ise Hocanın arkadaşlarından birisinin bir hemşireye âşık oluşu, ona kur yapması ve sonunda bir kafeteryada bakışları ile onları rahatsız etmesi üzerine yanlarında oturan ufak tefek birisinin onu uyarması ve sonunda çıkan kavgada o ufak tefek adamın iri kıyım adamı bir güzel benzetmesi mizahi bir dil ile anlatılmış. İşin sonunun mahkemeye aksetmesi ve hâkimin eskilerin çok iyi bildiği Kolsuz hâkim olması da farklı bir tarihi not şeklinde.

Kitaba adını veren Kasa Soygunu öyküsünde ise askerde üç kafadarın teskere sonrası büyük bir soygun yapmayı planlamaları ve bunu gerçekleştirmeleri anlatılıyor. Bahri Hoca ise bu öyküyü cezaevi müdürü olan Kayınbiraderinin bir voleybol müsabakasında hakem olmasını istemesi ve orada mahkûmlar takımı kaptanın tek başına şehrin şampiyon takımını hezimete uğratması üzerine bu kişiyle konuşmasında öğreniyor.

Büyük Sevgi, Küçük Aşk öyküsü ise bir tatil esnasında oradaki iki çocuğun birbirine duyduğu aşkı anlatıyor.

Filoş, öyküsü bizi yine eski Çorum’a ve çocukluğumuza götürüyor. Filoş isimli köpeğin eve alınması, ambar altındaki yuvasında yavrularına bakması ve sonunda Filoş’un zehirlenmesi ve aç kalan yavruların büyütülmesi dramatik bir dil ile anlatılıyor.

‘Yaşama Buğulu Gözlerle Bakmak’ öyküsü ise Bahri Hocanın geçirdiği kalp krizi ve bypass ameliyatı konu edinilmiş. Bu öykü aynı zamanda Mahmut Tunaboylu öykü yarışmasında derce almış bir öykü.

‘Kitabın Ekmeğe Dönüşü’ öyküsü ise hocanın gördüğü bir rüya üzerine kurgulanmış. Umarım bu hikâyedeki gibi hocanın kitapları ekmeğe dönüşür ve en azından yazdığı romanları filme alınır.

Bahri Güven Hocamıza bu güzel eser için teşekkür ediyor, dosya halindeki kitaplarının da bir an önce basılması için imkân oluşmasını diliyorum.





banner9

Yorum Gönder

@name x