Cızırtı çıkaranlara bir tepki daha

Memur-Sen İl Temsilcisi ve Sağlık-Sen Çorum Şube Başkanı Ahmet Saatcı...

Cızırtı çıkaranlara bir tepki daha

Memur-Sen İl Temsilcisi ve Sağlık-Sen Çorum Şube Başkanı Ahmet Saatcı...

04 Şubat 2015 Çarşamba 10:15
 Cızırtı çıkaranlara bir tepki daha


Memur-Sen İl Temsilcisi ve Sağlık-Sen Çorum Şube Başkanı Ahmet Saatcı, lisanını kaybeden toplumların hafızasını da kaybettiğini söyledi.


Osmanlıca tartışmalarına değinen Saatcı, “Osmanlıca Türkçesi,  milletin hatırası, hafızası ve kimliğidir. Bu tarihî kimlik ve hafızadan yararlanarak geleceğimizi şekillendirmek, Yeniden Büyük Türkiye yolculuğunun daha sağlıklı ilerlemesi için önemli bir adım olacaktır. Medeniyet inşası derdinde olanlar medeniyetlerinin dilini bilmelidir.”dedi.


Türkiye ve milletin Yeniden Büyük Türkiye iddiasını ortaya koyduğunu belirten Saatcı, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “Bu idealin bugün üzerinden referanslandırılması mümkün olmadığından tarihi referansların ortaya konulması gerekir. En yakın tarih ve kaynak olan Osmanlı kaynaklarını anlamak, anlatmak ve anlamlandırmak için Osmanlı Türkçesi’nin bilinmesi gerekiyor. Bundan kastımız, herkesin bilme imkanına sahip olmasıdır. Osmanlıca Türkçesi, milletimizin hatırası, hafızası ve kimliğidir. Bu tarihî kimlik ve hafızadan yararlanarak geleceğimizi şekillendirmek, Yeniden Büyük Türkiye yolculuğunun daha sağlıklı ilerlemesi için önemli bir adım olacaktır. Bir günde yapılan harf devrimiyle, toplumun geçmişiyle, tarihiyle, yazılı metinlerin tamamıyla bağı koparıldı. Bugün yapmamız gereken, geçmişle yeniden köprü kurmaktır. Harf inkılabıyla kesilen bağın ve ecdadı anlamadaki kopukluğun giderilmesidir. Bu kapsamda, Osmanlı Türkçesi’nin ana gündem olması, büyük düşünmeye, tarihimizle bağ kurmaya, kadim medeniyetimizle temasa geçmeye başladığımızın göstergesidir.


Memur-Sen’in gündeminde hep Osmanlıca oldu.1920’den 2014’e kadar Selimiye Kütüphanesinde bulunan yazma eserlerden Türkçeye çevrilenlerin sayısı yüzü bulmaz. Bir yandan değerler eğitimi, kadim medeniyet, insanlık tarihi gibi kavramları kullanacak, bu kavramları eğitim sistemine kazandırmaya çalışacaksınız, diğer yandan da bütün bunları gerçekleştiren dönemin bütün bakiyesinden habersiz olacaksınız. Bu kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Bazı ictimaî ve siyasî çevrelerin olayı ‘mezar taşı okuma’ basitliğine indirmeye çalışarak Osmanlı Türkçesi’nin öğrenilmesini küçümsemelerini cahillik olarak görüyoruz. Osmanlı Devleti’nin tecrübe ve birikimlerinden bugün birçok devlet yararlanmaktadır. Osmanlı döneminden sadece mezar taşları kalmadı. Büyük bir medeniyetin hukuk, iktisat, mahalli idareler, toprak yönetimi, askeriye ve ticaretle ilgili karar ve uygulamaları miras olarak Başbakanlık Osmanlı Arşivlerinde ve kütüphanelerde araştırmacıları bekliyor. Sadece birinci ve ikinci meşrutiyet dönemi siyasi olayları siyasî krizlerle ilgili önemli ipuçları vermesi bakımından büyük bir öneme sahiptir. Vakfiyeler, el yazmaları, fetvalar, fermanlar başlı başına okunması ve incelenmesi gereken kaynaklardır. Lisanını ve yazısını kaybeden toplumlar hafızasını kaybeder. Bu anlayışla, biz Osmanlı Türkçesi’ni öğrenmek isteyenlerin önünün açılması gerektiğini, bunun için okullarda okutulmasını savunuyoruz, savunmaya da devam edeceğiz.


Bir taraftan Osmanlıcanın yaygın eğitim kapsamında yüzbinleri bulan muhatapları ve başarı belgesi almış kursiyerleri var. Türkiye’nin her yerinde açılan Osmanlı Türkçesi kurslarına yoğun ilginin sebebi, akademik bilgi edinme yanında tarihe olan özlem, medeniyetimize olan ilgi ve atalarımıza olan saygıdır. Üç kıtayı 7 asır yönetmiş bir yüce devletin yazı dilini öğrenerek o büyüklüğü yaşama konusunda toplumda bir talep var. Bu talebin varlığı Osmanlıca kurslarına duyulan ilgiyi gösteriyor. Bu talebe arzla karşılık vermek gerekiyor. Bu durum Osmanlı Türkçesi üzerinden maddi ve manevi medeniyetimize olan ilginin yoğunluğunu da gösteriyor ki, gençlerin bu talebi mutlaka karışlanmalıdır.


Osmanlıca mevzubahis olduğunda her kesimden entelektüeller bunu destekledi, ancak karşı çıkanlar milletimizi dininden, değerlerinden, tarihinden, medeniyetinden koparmak isteyenler oldu. Aslında bu cızırtıları çıkaranlar eğitim sistemindeki mevcut uygulamalardan dahi habersizler. İttihat ve Terakki ile tek parti zihniyetinin alışkanlığıyla hareket ediyorlar. Zaten mevcut eğitim sistemimiz ve müfredatımızda sosyal bilimler liselerinde Osmanlı Türkçesi zorunlu ders olarak okutuluyor. Bazı liselerde Osmanlı metinleri dersi okutuluyor. Yani ilk kez okutulan, gündeme alınan bir ders değil. Genişletiliyor. Son şûrayla İmam Hatip Liselerinde zorunlu, diğer liselerde seçmeli okutulması kararı alınmıştır. Tüm liselerde de okutulabilir, zarar yerine fayda sağlardı. Genişletiliyor. Karşı çıkanlar, şûradan geçen bu kararı ‘Araplaşma’ ve ‘geriye gitme’ olarak değerlendiriyor. Bu öneriyi 90’lı yıllarda yapsaydık, büyük bir ihtimalle ‘irtica hortladı’, ‘gericilik’ var diye bağırırlardı. Karşı çıkanların bilinçaltında, geçmişin kapılarını kapamak, dinin toplum üzerindeki etkilerini azaltmak, kültürle olan bağları koparmak, zafer ve başarılarla dolu bir tarihe sırt çevirmek, insanlık tarihine anlamlı değerler katan bir medeniyetten toplumu uzaklaştırmak yatıyor. Bunu açıkça söylemekten çekiniyorlar. Ama bu çığlıkları boşa. Çünkü millet büyük düşünmeye çoktan başladı ve büyük hedeflere doğru emin adımlarla koşuyor. Bu erdemli koşuyu kimsenin durdurmaya gücü yetmeyecek.


Milletimizin değerlerine yabancı bir kısım insanlar olayı mezar taşı okumak olarak gösterdi. Biz bu kadar basit görmek istemiyoruz. Çünkü vatandaşlarımız Osmanlı Türkçesi’ni öğrenerek tapu belgelerinden mahkeme kararlarına, savaş anlaşmalarından ticari mukavelelere kadar birçok tarihi belgeye ulaşabilecekler ve gerçekleri doğrudan öğrenebilecekler. Ayrıca dönemin ders kitaplarını, arif insanların beyanlarını, medeniyetimizin mihenk taşı şair ve yazarlarının şiir ve yazılarını okuyup anlayabilecekler. Osmanlı Türkçesi bir kaynak dildir, tarih dilidir, medeniyet dilidir. Dolayısıyla dönemin geleneksel sanatları ebru, tezhip, minyatür ve hat sanatı hakkında malumat sahibi olacaklar. Yine meddah, gölge oyunu ve orta oyunu olmak üzere dönemin oyunları hakkında bilgi sahibi olabilecekler. Aynı zamanda dönemin mimarisi, mutfağı, giyimi, spor oyunlarıyla hem dem olacaklar. Özetle açık harf ve kapalı dil devrimiyle kopan bağlar yeniden kurulacak, gençler büyük bir medeniyeti arkalarını alarak Yeniden büyük Türkiye ideali ile geleceğe emin adımlarla koşacaklar.


Bir dil bir insandır gerçeğini dikkate alırsak, birçok dilden beslenen Osmanlı Türkçesi’ni bilmenin önemi kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Osmanlı Türkçesi’ni bilmek, başta Türkçe, Arapça, Farsça olmak üzere Hintçe, İbranice, Rumca, Fransızca, İngilizce, Almanca, Balkan dilleri gibi onlarca dilin kavramlarını barındıran ve yine onlarca dile kelime vermiş söz varlığı zengin bir dile ve kültüre vakıf olmak demektir. Osmanlı Türkçesi’ni sadece gençler ve öğrencilerle sınırlamakta doğru değil. Tarih ve medeniyet okumaları yapmak isteyen tüm vatandaşlarımızın öğrenmesinde büyük faydalar umuyoruz."




Son Güncelleme: 04.02.2015 11:47
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.