Eğitim Sen de protesto etti

Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim yöneticilerini kapsayan yasa tasarısına bir tepki de Eğitim Sen’den geldi.

Eğitim Sen de protesto etti

Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim yöneticilerini kapsayan yasa tasarısına bir tepki de Eğitim Sen’den geldi.

25 Ağustos 2014 Pazartesi 16:54
 Eğitim Sen de protesto etti


Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim yöneticilerini kapsayan yasa tasarısına bir tepki de Eğitim Sen’den geldi.


Eğitim Sen yöneticileri Milli Eğitim Müdürlüğü Hizmet Binası önünde protesto eylemi yaptı. Özdoğanlar Sineması önünde toplanan sendikacılar, Bahabey Caddesi üzerinden sloganlar atarak Milli Eğitim Müdürlüğü önüne geldi. Eyleme  CHP İl Başkanı Cengiz Atlas, Emek Partisi İl Temsilcisi Ayhan Oğuz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Nurettin Aksoy da destek verdi.


KESK Çorum Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü ve Eğitim Sen Çorum Şube Başkanı Mehmet Öztürk, MEB tarafından son dönemde yapılan bazı değişiklikler ve uygulamalarla öğrenci, veli, öğretmen ve eğitim yöneticilerinin mağdur edildiğini savundu.


Öztürk, yaptığı açıklamada şöyle dedi;


‘Tasfiyeye izin vermeyeceğiz’


Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmesine İlişkin Yönetmelikle belirtilen puanlama sistemi, MEB'in eğitim yöneticilerini belirlerken işi şansa bırakmak istemediğini göstermiştir. Eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde tamamı siyasal kadrolardan oluşan üst düzey yöneticilere yüzde 60, sınırlı sayıda okul bileşenlerine ise yüzde 40 puanlama imkânı verilerek, eğitim yöneticisi olarak görevlendirileceklerin 75 puan alması şartı getirilmiştir. Eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde mülakat ya da "sözlü sınav" yöntemi üzerinden yeni bir siyasal kadrolaşma hareketi başlatılmıştır. Türkiye'de nerede olursa olsun "mülakat" ya da "sözlü sınav" kelimelerinin tek karşılığının "torpil" olduğunu ilkokul çağındaki çocuklar bile bilmektedir.


Daha önce girdikleri sınavlarla müdür olan çok sayıda okul müdürü, MEB'de görev alan ve tamamına yakını "siyasal kadro" olarak atanan üst düzey yöneticilerin verdiği puanlarla değerlendirilmiş, eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde siyasi referans ve sendikal aidiyetler doğrudan belirleyici hale gelmiştir.


İlimizde bu yıl değerlendirmeye giren; 171 okul müdüründen 68 tanesi yandaş olmadığı için tasfiye edilmiştir. 75 ve üzeri değerlendirme puanı alan 103 okul müdüründen 68 tanesi Eğitim Bir Sen üyesidir. Bu oran yüzde 66'e denk düşmektedir. Aynı şekilde Türk Eğitim Sen üyesi okul müdürlerinden 21 kişi 75 ve üzeri puan almıştır. Oransal olarak yüzde 20'ye denk düşmektedir. Eğitim Sen üyesi 8 okul müdürü 75 ve üzeri puan almıştır yüzde 8'a denk düşmektedir. Eğitim Bir Sen üyesi 35 okul müdürüne 100 üzerinden 90 üzerinde puan verilmiştir. Yüzde 6'lık oranda sendikalı olmayan ve diğer sendika üyesi okul müdürleridir.


Yüksek puan verilen yandaş sendika müdürlerine ilimizdeki ve ilçelerdeki büyük liseler, merkezi ilkokullar şimdiden verilmiş gözükmektedir.


Yeni atanmış olan birçok İl ve ilçe milli eğitim müdürleri, şube müdürleri hiç çalışmadıkları, hiç tanımadıkları, okullarının adını bile bilmedikleri yöneticilere hangi kriterlere göre puan vermişlerdir?


AKP ve Milli Eğitim Bakanlığının işbirliği ile hayata geçirilen bu haksız, hukuksuz uygulama ile; Okullarımızdaki barış ortamı bozulacaktır.


Liyakate göre değil siyasete ve sendikal üyeliğe göre puanlar ve değerlendirmeler yapılmış kutuplaşmalar artırılmıştır.


Tamamen haksız ve yanlı olan listeler onaylanmıştır. Başarılı olan okul müdürleri masa başında kaybettirilmiştir.


Eğitim yöneticiliği konusunda yüksek lisans yapan okul müdürlerimiz, okullarında büyük eğitim başarılarına imza atan okul müdürlerimiz, okullarında her türlü sportif, kültürel faaliyetlerde önemli başarılara imza atan okul müdürlerimiz tasfiye edilmiştir. 171 okul içerisinde sadece 8 kadın yöneticinin bulunduğu ilimizde tek Eğitim Senli bir kadın müdür tasfiye edilmiştir. AKP zihniyetinin yandaş olmayanlara nasıl baktığının bir göstergesi bunlarla sınırlı değildir.

Değerlendirme sonuçları…


Değerlendirme süreçleri trajik ve açması örneklerle doludur. Örneğin Osmancık ilçesinde Haziran ayında emekli olan Koyunbaba İlkokulu Müdürü Necati Yılmaz'a 100 üzerinden 100 değerlendirme puanı verilmiştir. Yine Osmancık ilçesinde emekli olan Cumhuriyet Anadolu Lisesi Müdürü Yurdaşen Yılmaz'a 100 üzerinden 84,44 değerlendirme puanı verilerek büyük bir başarıya imza atılmıştır. Değerlendirmenin nasıl yapıldığının en iyi örnekleri tabii ki bununla sınırlı değildir, Bizler bu başarılarından dolayı il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerini kutluyoruz. Emekli olan bir okul müdürü güzel bir şekilde ödüllendirilerek her zaman gönlümüzdesin denilmiştir.


Kazanılmış haklar rafa kaldırılmıştır.

Siyaseten atanmış yöneticiler değerlendirme yandaş sendika olan Eğitim Bir'sen diyetlerinin borcunu ödemişler ve bol kepçe puanlar vermişlerdir.


Bu süreçte okul müdürlerine yandaş sendika Eğitim Bir Sen'den baskı yapıldmıştır. "Sendikanızı değiştirin, eğer Eğitim Bir Sen'e üye olursanız 75 ve üzerinde değerlendirme puanı alırsınız' denilerek okul müdürleri tehdit edilmiştir. Sendikasını değiştirmeyen okul müdürlerine 75 altı puan verilmiştir.


Verilen değerlendirme puanları şeffaf bir şekilde açıklanmamıştır. Bu değerlendirme sonuçları şaibelidir.


Kul hakkı, mazlum edebiyatı yapanların maskesi bir kez daha düşmüştür. Bizler bu uygulama karşısında sessiz kalmayacağız hakkımızı her türlü hukuksal ve toplumsal platformda arayacağız.


Eğitimin bütün kademelerinde yöneticiler belirlenirken, hiç kimse siyasi görüş, kimlik, mezhep, inanç ya da sendika farklılığı nedeniyle fiilen cezalandırılmamalı, değerlendirme ölçütleri tamamen objektif ve bilimsel kriterlere dayanarak belirlenmelidir. Eğitim yöneticilerinin belirlenmesi sürecinde siyasi ya da sendikal referanslar değil, liyakat ilkesi temel alınmalıdır. Eğitim Sen'in eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde hiçbir baskı ve yönlendirmeye izin verilmemesi, her okulun kendi yöneticisini, o okuldaki eğitim bileşenlerinin katılacağı demokratik seçimlerle kendisinin seçmesi yönündeki önerisinin ne kadar haklı ve doğru olduğu bugün daha iyi görülmektedir.


Torba yasa ile getirilen rotasyon ve sözlü sınav kabul edilemez


Torba yasa tasarısının 98. Maddesinde yer alan düzenleme ile bir süredir kamuoyunda tartışılan öğretmenlere il içi ve il dışı rotasyon (zorunlu yer değiştirme) uygulaması eğitimde yeni bir kaosun habercisidir.


Milli Eğitim Bakanlığı'nın öğretmenlere il içi ve il dışı rotasyon uygulaması halinde tarihte Kavimler Göçünden sonra en büyük yer değiştirme hareketinin yaşanması kaçınılmazdır. Hiçbir eğitim emekçisi kendi isteği dışında çalıştığı okuldan, çalışma arkadaşlarından ve öğrencilerinden zorla koparılmamalıdır.


Milli Eğitim Bakanlığı, bir taraftan her fırsatta öğretmenlerin niteliklerini ve yeterliliklerini tartışmaya açarken, diğer taraftan ihtiyaç kadar öğretmen ataması yapmaması ve "ücretli öğretmen" istihdamının artması dikkat çekicidir. Benzer bir şekilde okullardaki yardımcı hizmetli ve memur açıkları sürmekte, bu hizmetler İŞKUR tarafından "toplum yararına çalışma" kapsamında geçici olarak istihdam edilen personel ve taşeron işçiler tarafından yapılmaktadır.


Son 12 yılda atanan öğretmen sayısı artmış gibi görünse de, öğrenci sayısı ve emeklilik oranları dikkate alınırsa, atanan öğretmen sayısı öğretmen ihtiyacının geridir. Önümüzdeki birkaç yıl içinde işsiz öğretmen sayısının 500 bine yaklaşması kaçınılmaz görünmektedir. Türkiye bugün işsiz öğretmenler ordusu sorunu ile karşı karşıyadır. Atama bekleyen işsiz öğretmen sayısını her geçen yıl arttıranlar, işsiz öğretmenleri büyük bir strese sokmakta, intiharlara kadar varan olumsuz sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Bugüne kadar ataması yapılmadığı için 40'ın üzerinde işsiz öğretmen intihar etmiştir.


Milli Eğitim Bakanlığı'nın sadece son birkaç ay içinde gündeme getirdiği konular, yapılan yasa ve yönetmelik değişiklikleri ve özellikle eğitim yöneticileri ile ilgili olarak hayata geçirilen uygulamalar, 2014-2015 eğitim öğretim yılının çetin mücadelelere gebe olduğunu göstermektedir.


Hükümet ve Milli Eğitim Bakanlığı şunu çok iyi bilmelidir ki, boynumuza geçirilmek istenen zincirin farkındayız. Eğitim Sen olarak hükümet ve MEB'in gerek toplumsal yaşamda, gerekse eğitimde hayata geçirmeye çalıştığı dayatmacı, anti-demokratik ve bilim dışı politika ve uygulamalar karşısında sessiz kalmayacağımız, demokratik tepkimizi her platformda göstermeye devam edeceğimiz bilinmelidir. Sonuçta dilenenler değil, direnenler kazanacaktır.”




Son Güncelleme: 25.08.2014 17:05
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.