‘Sorunlar her geçen gün artıyor’

Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Selim Aydın, Türkiye genelinde yaklaşık 18 Milyon öğrenci, 36 Milyon veli ve 1 Milyon eğitim çalışanın, Çorum genelinde yaklaşık 94.539 öğrenci, 7 Bin 34 eğitim çalışanın görev aldığı 2016-2017 eğitim-öğretim yılı 1.döneminin yarın sona erdiğini söyledi.

‘Sorunlar her geçen gün artıyor’

Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Selim Aydın, Türkiye genelinde yaklaşık 18 Milyon öğrenci, 36 Milyon veli ve 1 Milyon eğitim çalışanın, Çorum genelinde yaklaşık 94.539 öğrenci, 7 Bin 34 eğitim çalışanın görev aldığı 2016-2017 eğitim-öğretim yılı 1.döneminin yarın sona erdiğini söyledi.

19 Ocak 2017 Perşembe 16:50
 ‘Sorunlar her geçen gün artıyor’


Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Selim Aydın, Türkiye genelinde yaklaşık 18 Milyon öğrenci, 36 Milyon veli ve 1 Milyon eğitim çalışanın, Çorum genelinde yaklaşık 94.539 öğrenci,  7 Bin 34 eğitim çalışanın görev aldığı 2016-2017 eğitim-öğretim yılı 1.döneminin yarın sona erdiğini söyledi.


19.09.2016 tarihinde başlayan eğitim-öğretim yılının başlangıcında olan sorunlara çözüm bulunmadığı gibi bilakis her geçen dönem sorunların arttığını da gözlemlediklerini ifade eden Aydın, “Sorunları hatırlatmak gerekirse, okul türleri ve yönlendirme, TEOG sınavı ve yerleştirmeleri, YGS-LYS sınavları ve yerleştirmeleri, haftalık ders saatleri ve ders çizelgeleri, ders müfredatları, ders kitapları, öğretmen seçimi ve atamaları, öğretmen rotasyonu, ücretli öğretmenlik, atanamayan öğretmenler, öğretmenin toplumsal statüsü, öğretmene sendikal baskı ve mobbing, yargı kararlarının uygulanmaması, yönetici atama ve görevlendirmeleri, ikili öğretim yapan okullarda karanlıkta derse başlanması, okulların hizmetli ve memur ihtiyacı… Hemen ilk akla gelenlerdir” dedi.


Eğitim sisteminde büyük ve çok sayıda sorun bulunduğunun altını çizen Aydın, açıklamasında şunları dile getirdi:


“Bu sorunlarda, yapısal sorunlar yanında yönetimsel sorunlar da bir hayli yer tutmaktadır. Eğitim-öğretim sürecinde asli unsurlar öğrenci ve öğretmendir. Diğer tüm görevliler bu sürecin başarısını ve verimini arttırmak için bu yoldaki engelleri kaldırmak, temizlemek ve gerekli desteği vermekle görevlidir. Ayrıca eğitim-öğretim süreci yüksek moral ve motivasyon gerektirir. Ancak, bir okulda öğretmen odası düşünün tam 8 farklı statüde öğretmenin olduğu, (ön lisans mezunu ücretli öğretmen, lisans öğrencisi ücretli öğretmen, aday öğretmen, stajyer öğretmen, sözleşmeli öğretmen, öğretmen, uzman öğretmen, başöğretmen) böyle bir yapıda tüm öğrenciler için verimli ve etkili öğrenme sürecinin yaşanmayacağı/yaşanamayacağı bilinmelidir. Etkili öğretmenlere sahip değilseniz, dünyanın en pahalı ve en modern okul binalarını yapmanın, en iyi öğretim programlarını belirlemenin, en etkili ders materyallerini oluşturmanın ve en güzel sosyal imkanlarla donatmanın anlamı yoktur. Bu nedenle öğretmenin bilgisi ve donanımı başta olmak üzere öğretim programlarının, ders materyallerinin niteliği, eğitim- öğretimin kalitesini doğrudan etkilemektedir. Gelişmiş bir toplum haline gelmek istiyorsak, öğretmenlerin güvenlik, toplumsal statü, özlük ve ekonomik sorunları öncelikli olarak ele alınmalıdır.


Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerine sesleniyoruz, öğretmene sahip çıkmıyorsunuz, öğretmeni mutsuz etmek adına her türlü çalışmanın içerisine giriyorsunuz, öğretmenleri daha stajyerliğinin başında öğretmen olduğu için pişman ediyorsunuz, öğretmenliği sözleşmeli mülakatlı bir sistem haline getirerek öğretmenlik mesleğini tercih eden gençleri pişman ediyorsunuz. Eğdiğiniz, ezdiğiniz, haklarını her gün geriye götürdüğünüz insanlarla çağ atlayamazsınız. Yapmanız gereken, önce öğretmene ve eğitim çalışanına değer vermek, okulları yönetecek olan sağlam, liyakatli, sevk ve idare kabiliyeti yüksek yöneticiler ve , bilimsel, çağdaş, milli düşünen bürokratlar bulmaktır. 15 Temmuz’da FETÖ ve işbirlikçileri tarafından gerçekleştirilen hain darbe girişiminin Büyük Türk Milletinin iradesine sahip çıkması sonucu def edilmesi sonucunda ortaya çıkan, Milli Birlik ve Beraberlik Ruhunun vazgeçilmezliği, yaşatılması ve güçlendirilmesi ile bunun her alanda icraatlara yansıtılması ve uygulandığının gösterilmesi gerekliliği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Artık eğitim başta olmak üzere, kamuda yapılacak her türlü atama ve görevlendirmeler ehliyet liyakat türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti devletine sevgi sadakat ve bağlılık kriterlerine göre yapılmalıdır. Şimdiye kadar olduğu gibi, yandaşlığa göre yapılmaya devam ederse, MEB’deki paralel yapı ile benzeri yapıların tıpkı FETÖ gibi bir gün devletimizin başına bela olacağı hiç unutulmamalıdır.


Eğitim-öğretim faaliyetlerinin niteliğini etkileyen faktörlerin başında öğretmen, öğretim programları ve eğitim materyallerinin nitelikleri gelirken bunlarla ilgili çalışmalara öncelik verilmemesi, nitelikli ve kaliteli eğitimin ülkemizin her yanına eşit dağıtılmaması gerçekleri ortada durmaktadır. Hiç unutulmamalıdır ki; eğitim-öğretimin öznesi öğretmen ve öğrenciler, yüklemi etkinlik, kazanım ve davranışlar, sıfatı ise öğretim programları ve materyallerdeki niteliklerdir.


Milli Birlik ve Beraberlik Ruhuna her zamankinden daha fazla ihtiyacımızın olduğu, adeta ateş çemberinden geçtiğimiz çok hassas ve nazik günleri yaşadığımız bu dönemde, tarih, din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri ile özellikle de cumhuriyet tarihi ve Atatürk ekseninde bir müfredat tartışması yaratmaya çalışmak, (Yeni müfredatta sözde bir sendikanın T. C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinin kaldırılmasına yönelik bir talebi vardı.)  vazgeçilmez olan milli birlik ve beraberlik ruhuna vurulan bir darbedir. Kökü mazide, modern ve çağdaş tasavvur olan cumhuriyetimiz bilimsel düşünce doğrultusunda iyi insan, iyi vatandaş, kendine, ailesine, vatanına, devletine, milletine ve insanlığa faydalı bir birey olarak yetiştirmeyi hedeflemiştir. Bunu gerçekleştirmek ancak vatansever insanlarla mümkün olur. Fedakar, vefakar ve cefakar kadrolar olmadıkça hiçbir siyasi kurum başarıyı sağlayamaz, Türkiye’yi geleceğe taşıyamaz. Bizler, milli ve manevi değerlerimize sımsıkı bağlı ve bu değerlerin tartışılmasına asla izin vermeyen bir anlayışın temsilcileriyiz. Bizim inandığımız tüm değerler, milletimizin asırlar boyunca can verdiği, kan verdiği değerlerdir. Bu kıymet hükümlerine saygısı olmayanın, bizimle de yakından uzaktan ilgisi olamaz. Bu ülkeye ve bu coğrafyada yaşayan, etnik kökeni ne olursa olsun tüm insanlara saygı ve hizmet, değişmez hedefimizdir.


Yasalar çerçevesinde tarafsızlığın insani bir haslet olarak görüldüğü, yargı kararlarını uygulandığı, yöneticilerin hoyrat uygulamalardan vazgeçtiği, kişisel çıkarları her şeyin üzerinde tutan anlayışların yok olduğu, huzurun, adaletin, hoşgörünün, liyakatin baş tacı edildiği yeni gün ve yıllara ulaşma çaba, istek ve özlemimiz her geçen gün artmaktadır.


Tüm bu olumsuzluklara rağmen, ümidimiz ve geleceğimiz olan tüm öğrenci, öğretmen ve eğitim paydaşlarına iyi tatiller diliyoruz. Eğitim-öğretim yılının geri kalan kısmına daha zinde, güçlü, yüksek moral ve motivasyonla girmelerini, bu tatil dönemini, bunun için gerekli hazırlıkları yaparak değerlendirmelerini bekliyoruz.”



banner87
Son Güncelleme: 19.01.2017 16:53
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.