TELAŞA MAHAL YOK, BU HENÜZ İLK RAUND

banner53

banner48

TELAŞA MAHAL YOK, BU HENÜZ İLK RAUND

14 Temmuz 2016 Perşembe 11:06

Habercim19 Köşe Yazarı Av. Ömer Kılıç, AK Parti Hükümeti’nin sürpriz dış politika açılımını değerlendirdi.

TELAŞA MAHAL YOK, BU HENÜZ İLK RAUND


Habercim19 Köşe Yazarı Av. Ömer Kılıç, AK Parti Hükümeti’nin sürpriz dış politika açılımını değerlendirdi.

İşte Kılıç’ın ‘telaşa mahal yok, bu henüz ilk raund’ başlıklı o yazısı:

Rusya ve İsrail’le ilişkilerin düzelmeye başlaması, ardından Başbakan’ın Mısır ve Suriye ile de temasa geçilebileceğini ifade etmesi sonrasında belli çevreler ağızlarını yayarak ve büyük bir keyifle, “ne oldu, sonunda bizim dediğimiz yere gelmediniz mi” tavrı içindeler. Hemen belirteyim ki, hiçbir şey olduğu yok ve sizin dediğiniz yere filan da gelmedik.

Evet, yine tekrarlıyoruz ki Beşşar Esed zalimdir, canidir, kendi halkını katleden, başka devletlere katlettiren eli kanlı bir katildir, tıpkı babası gibi. Yirmi milyonluk nüfusunun on milyondan fazlası dünyaya dağılmış, topraklarının üçte ikisi başka devlet ve örgütlerin istilası altında iken seçim tiyatrosu yaparak ayakta kalmaya çalışan aşağılık bir kukladır. Sisi de öyle, darbecidir, elinde çakıl taşı bile bulunmayan, dünyanın herhangi bir ülkesinde yapılsa en insani hak olarak görülebilecek protesto hakkını kullanan on binleri tanklarla ezmiş, katletmiş bir canidir.

Türkiye’yi yönetenler bunları eskisi gibi yüksek tonda dile getiremiyor diye durum değişmiş, veya dile getirdiği zamanlarda yanlış yapmış değil. Türkiye’nin uzun süredir komşuları üzerinden nasıl bir baskıya maruz bırakıldığını bilmeyen yoktur. Dünyada, üç milyonu aşkın bir sığınmacıyı barındırdığı halde istikrarını büyük ölçüde koruyan, büyümesini sürdüren başka bir ülke herhalde yoktur. Bütün bu baskılara karşın ve denemedikleri darbe türü kalmamasına rağmen bir türlü iktidar değişikliği gerçekleştiremeyen batılı ve batıcı çevreler Suriye, Irak ve Mısır üzerinden hükümeti köşeye sıkıştırarak teslim olmaya zorlamışlardır.

Batı ve onun patronu ABD, tarihte eşi benzeri görülmedik bu sivil katliamı istese üç gün içinde durduramaz mıydı? Mülteci konusu, kahrolası kendi sistemleri için bile tehdit oluşturduğu halde neden parmaklarını bile oynatmıyorlar? Hani Esed’in kimyasal silah kullanması kırmızı çizgileriydi, ne oldu? Varilinden vakumuna, fosforundan napalına kullanmadığı, denemediği silah çeşidi kaldı mı? Binlerce insanın işkenceyle katledilmiş, mezbahayı andıran fotoğrafları saçılmadı mı ortaya? Neyi bekliyorlar? Türkiye’nin diz çökmesini. Türkiye’ye diz çöktürülemezse yüz yıl önce Osmanlının şahsında kayıtsız şartsız teslim aldıkları İslam dünyasının yeniden ayağa kalkmasını önleyemeyecekler. 7 Haziran seçimleri sonunda “Yeni bin yılın Selahaddin Eyyubisi son metroda durduruldu” diye nasıl çığlıklar attıklarını unutmadık, unutmayacağız.

Ruhlarını batıya köle yaptıkları için içimizdeki devşirmeler bunun farkında olmasalar da batılı efendileri çok iyi biliyorlar ki, durum böyle gider ve Türkiye her fırsatta tekrarladığı 2023 hedeflerine bırakın ulaşmayı, yaklaşsa bile, artık Ortadoğu diye adlandırdıkları İslam coğrafyası ebediyen ellerinden çıkacak, yüzyıllardır mazlum halkların zenginliklerini hırsızlayarak oluşturdukları o refah düzenleri tepe taklak olacaktır. Bunun için gözlerini kararttılar, bunun için bir yandan NATO müttefiki, stratejik ortak diyerek sırtını sıvazladıkları Türkiye’nin güneyine konuşlandırdıkları füzeleri bile geri çekiyor, bir yandan da Suriye’nin kuzeyinden PKK eliyle kuşatmaya, Akdeniz’e kadar bir koridor açmaya çalışıyorlar.

Türkiye’yi yönetenler, özellikle de Cumhurbaşkanı için yıllardır kararlılıkla sürdürdüğü bir politikadan söylem olarak bile olsa geri adım atmak hiç kolay olmasa gerek. Bizim görüp bildiklerimiz haricinde bilmediğimiz başka bir çok nedenden dolayı bu kuşatmadan bir yarma harekâtıyla kurtulmaya çalışmaktadır. Düşünebiliyor musunuz eğer bunda başarılı olunamazsa Türkiye’nin güney bölgesine ne karadan, ne denizden ne de havadan ulaşım artık mümkün olmayacak. Şu anda bile körfez ülkelerine giden tırlar ya İran’ı dolaşmak zorunda kalmakta, ya da gemilerle, maliyetleri arttırmak pahasına Süveyş kanalını geçerek gitmektedirler. Kaldı ki Süveyş kanalı uluslar arası su olmakla birlikte Mısır’ın yarın ne yapacağını kestirmek de güçtür. Türk gemilerine engel çıkartsa, darbeciyi kırmızı halılarla karşılayan batılı ülkeler mi yaptırım uygulayacak?

Kimi çevreler de diyorlar ki, ülkeyi yönetenler bu durumu niye öngöremediler? Batının ikiyüzlü, sömürgeci, zalim, aşağılık zihniyetini anlamak için bunları yaşamak mı gerekiyordu? Ne diye Emevi camisinde namaz kılacağız inşallah gibi iddialı laflar edildi vs. Diyelim ki öngörüldü, ne yapılacaktı. Katilden kaçıp kapımıza dayanan çoluk çocuğa kapıları kapatıp rahat evimizde oturacak mıydık? Ne yapacaktık, darbeye darbe demeyecek miydik, batılı ikiyüzlüler gibi. Kardeşlerin arasına örülen duvarları yıkmayı düşündü, ümmet kardeşliğini yeniden tesis etmek hayali kuruyor diye Tayyip Erdoğan’ı suçlayacak mıydık?

Türkiye üç milyonu aşkın mülteciye kucak açarken sadece kendisinin değil, adeta insanlığın vicdanını kurtarmıştır. Batı esasen Ortadoğu’daki diktatörlere destek vererek doğrudan sorumlusu olduğu mültecilere karşı takındığı o gayri insani tutumla artık ebediyen kurtulamayacağı bir suçluluk psikolojisi içine yuvarlanmıştır. Yüzümüze bakacak halleri yoktur. Bunu batılı liderlerin cumhurbaşkanı Erdoğan ile karşılaştıklarındaki vücut dillerinden okumak mümkündür. Hiç birisi Erdoğan’ın gözünün içine bakamıyor. Aslında öfkeleri tamamen bundan. Aynı suça Türkiye de bulaşmış olsaydı kimsenin kimseye diyecek bir hali kalmayacaktı. Ama Cumhurbaşkanı’nın her uluslar arası platforrmda gözlerinin içine baka baka, “katlima sessiz kaldınız, darbeye darbe diyemediniz, işlenen cinayete siz de ortaksınız” diye haykırmasını, kölenin efendisine ders vermesi gibi görüyor ve çıldırıyorlar ama yapacakları bir şey yok, çünkü doğru söylüyor.

Asıl öngörüsüz olanlar geleceğe ilişkin hayal bile kuramayanlardır. Böylesi bir hayali bile kuramadığı halde Müslümanlık iddiasında olanlar utansın. Dayanılamaz hale gelmiş, ülke için bir beka sorunu haline dönüşmüş bu ölümcül kuşatmayı yarabilmek için birazcık geri adım attı diye iktidarın ve elbette ki Cumhurbaşkanının tüm iddialarından vazgeçtiğini söylemek vicdansızlıktır. Üstelik kaç yıldır yaptıkları, aldığı riskler, atlattığı darbeler, suikastlar ortada dururken.

Karamsar olmak, enseyi karartmak için neden yok. Düşman da boşuna el ovuşturmasın. Yapılan sadece yeni bir hamle için bir adım geri çekilmektir, başka değil. Omerkilic91@Hotmail.com

Yorum Gönder

@name x

Toplam Yorum Sayısı 4

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Mustafa koç 8 ay önce yorumlandı

Yüreğine kalemine sağlık Ömer bey. Senin gibi aydın fikirler olduğu sürece kimse karanlıkta kalmayacak Allah'ın izniyle.

Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Mustafa şapsan 8 ay önce yorumlandı

Dış politika kolay anlaşılmaz görünen tarafı vardır görünmeyen tarafı vardır görünmeyen kısmı görünenden misliyle fazladır ömer beyin analizine katılıyorum .ama dahasıda var

Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Kazım SEKİLİ 8 ay önce yorumlandı

Harika bir yazı olmuş. Kalemine sağlık...

Kişi beğendi.
Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Mehmet tilci 8 ay önce yorumlandı

Spet bir analiz . Derin dusuncelerinden birikimlerinden daha fazla pl aylaşki tararlanalkım

Kişi beğendi.