Çorum Gazeteciler Cemiyeti tarafından bu yıl yedincisi düzenlenen “Mahmut Tunaboylu Hikâye Yarışması”nda; Yrd. Doç. Dr. Elif Ayan Nizam, Yrd. Doç. Dr. Hiclal Demir, Turhan Candan, Şahin Ertürk, Kenan Yaşar, Hasan Hüseyin Hastaoğlu ile bendeniz jüri görevini üstlendik. 

54 hikâyenin katıldığı yarışmada 'Mutluluklar Anlık, Acılar Uzun Metrajlı' isimli hikâyesi ile Hatay'dan Murathan Çarboğa birinci, 'Beşinci Basamak' isimli hikâyesi ile Çorum’dan Emrah Kanlıkama ikinci, 'Yalnızlık Bize Kaldı' isimli hikâyesi ile Aydın'dan Yusuf Turan üçüncü oldu.

Yarışmada mansiyon ödüllerini ise; 'Ses' isimli hikâyesi ile Ankara'dan Zeynep Satı Yalçın, 'Yarım Adam' isimli hikâyesi ile İstanbul'dan Ferhat Kara, 'Mâziye Uçan Dalgalar' isimli hikâyesi ile İstanbul'dan Hüseyin Usame Koz aldılar.

Geçtiğimiz hafta Çarşamba günü, Devlet Tiyatro Salonunda yapılan ödül töreni vesilesiyle yazarlarımız ile tanışma fırsatı bulduk. Törende diğer kulvarlarda yarışan yarışmacılarımız da ödüllerini aldılar. Bu vesile ile onları da tebrik ediyorum.

Tören sonrası her yıl olduğu gibi, ilimizin yetiştirdiği kıymetli edebiyatçı, tiyatro yazarı, şair, yönetmen Şahin Örgel ve sevgili eşi Emine Örgel hanımın konuğu olduk. Jüriden Şahin Ertürk, H. Hüseyin Hastaoğlu hocalarım ve ödül alan yazarlarımızla beraber Dost Radyoda çok keyifli bir söyleşi yaptık. Keşke jürimizin diğer üyeleri de olsaydı diye iç geçirmedim değil. 

Söyleşi esnasında yazarlarımız kısaca kendilerini tanıttılar. Edebiyat hakkındaki görüşlerini paylaştılar. Bizler de jüri olarak yarışma safahatı hakkında konuştuk. Her ne kadar hikâyelerin değerlendirilme aşamasında jüri üyeleri olarak bir araya gelme imkânımız olmasa da isabetli bir değerlendirme yaptığımız aşikârdı. Bu yarışmaya katılarak katkıda bulunan tüm yazarlarımızın hepsini tebrik ediyorum. 

Tabiatı gereği her yarışmanın mutlak bir galibi, ikincisi, üçüncüsü ve mansiyona değer bulunanları olacaktı ve bu yarışmada da öyle olacak. Zaman zaman kendim de yarışmalara katıldım. Kiminden ödül aldım, kiminden alamadım. İnsan ister istemez sonuç üzerinde yorum yapar. Ancak sonuç bir şekilde jürinin süzgecinden geçerek oluşmuştur.

Bir jüri üyesi olarak okuduğum her hikâyeyi belirli kıstaslara tabi tuttum. Okuma ve puanlama işleminden sonra hikâyelerin kendi kulvarına göre kümeleştiğini gördüm. Birbirine yakın güçte ama farklı özellikteki hikâyelerden birinciyi seçmek kolay olmadı. Ama sonuçta bir karar vermek gerekiyordu. 

Bazı hikâyeler hem teknik açıdan hem de anlatım açısından çok basit kalmışlardı. Bu yarışmacıların ya yolun başında oldukları ya da henüz kendilerini geliştiremedikleri düşünülebilir. Bunların mutlaka öncelikle hikâye sanatı hakkında bilgi sahibi olmaları ve çok hikâye okumaları gerekiyor. Deneme, günlük, anı ve söyleşi arasında sıkışıp kalmış öyküleşememiş yazılar maalesef bir hayli var.

Kimi yarışmacılarımız da güçlü kalemleri olmasına rağmen özgün bir şeyler yakalama adına çok uç örnekleri işleme hatasına düşmüşler. Yarışmanın amacı toplumun moral değerlerini bozucu şeylerden kaçınmalarıydı. Oysa toplumun hiç de hoş karşılamadığı olaylar özgünlük adına anlatılmamalıydı. Bu güçlü kalemler, daha güzel hikâyelerle yarışmayı zorlayabilirlerdi.

Bunun yanında çok sıradan olan ve olayı olduğu gibi aktarmaya kalkan yazarlarımız da mevcuttu. Bunlar olayı bir fotoğraf makinası objektifi gibi göstermeye uğraşırken kurgudan uzaklaşmış ve sıradanlıktan kurtulamamışlardı.

Ayrıca bazı hikâyeler okuyucuyu bıktıracak kadar gereğinden fazla bir şekilde uzatılmıştı. Hatta şartnamedeki sayfa sayısına sığdırmak adına çok küçük puntolarla yazılmış hikâyeler de vardı. Bu ise gereksiz bir uğraştan başka bir şey değildir. Günümüz insanının en büyük sorunu zamandır ve hikâyede roman da olduğu gibi gereksiz tasvirlere yer yoktur. Bunun yanında gereğinden çok kısa yazılmış hikâyeler de mevcuttu ki derdinizi anlatamadığınız metin; uzun da olsa, kısa da olsa aynı değerdedir.

Bazı hikâyelerin ne için yazıldığını anlamak imkânsızdı. Teması olmayan ve sadece yazmış olmak için yazılmış hikâyeler mevcuttu.

Hikâyeleri incelerken beş temel kriteri sorguladım. Bunlardan birincisi “Tür Özellikleri” idi. Yazılan metin hikâye sanatına uygun mu? Hangi hikâye tipinde yazılmış? Kahramanlar, mekân ve zaman hususları yeterince işlenmiş mi? 

İkinci olarak konu ve içerik bakımından hikâyeleri puanladım. Burada da konunun özgünlüğünü, başlığın konu ve metinin tamamıyla uygunluğunu ve tema açısından metni değerlendirdim.

Üçüncü olarak kurgu açısından bir değerlendirme yaptım. Burada da metnin tutarlılığı, anlatım etkinliği, üslup, sürükleyicilik ve olayın çözümünü inceledim.

Dördüncü olarak dil ve anlatım yönünden hikâyeleri değerlendirdim. Türkçenin Kullanımı, imla, sadelik, anlatımda bütünlük gibi alt değerlendirmelerle hikâyeleri puanladım.

Son olarak hikâye hakkında sanatsal ve etik bir değerlendirme yaparak puanlamayı bitirdim.

Diğer arkadaşlarım da kendilerince bir metot izlediler. Sonuçta bir yarışma böyle geçti. Umarım devamı olur. 

Bu yarışmanın bu günlere gelmesinde emeği geçen Çorum Gazeteciler Cemiyetine ve Başkan Şevket Erzen’e, Gülesin Ağbal Hanımefendiye, bu tür kültürel faaliyetleri destekleyen Çorum Belediyesine ve Başkanımız Muzaffer Külcü’ye, tüm jüri üyesi arkadaşlarıma teşekkür ederken adına yarışma düzenlenen Mahmut Tunaboylu’ya da rahmet diliyorum.







Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.