Uslu, Başkent Kulisi’ne konuk oldu

banner53

banner48

Uslu, Başkent Kulisi’ne konuk oldu

18 Mart 2013 Pazartesi 19:37

Uslu, Barış Süreci ile ilgili hem CHP’yi hem de aydınları ağır bir dille eleştirdi.

Uslu, Başkent Kulisi’ne konuk oldu


Çorum Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu, Barış Süreciyle ilgili düşüncelerini Kanal 7 ekranlarında Mehmet Acet ile Başkent Kulisi'nde değerlendirdi.

Mehmet Acet’in “Siz iktidar partisi olarak nasıl bir çözüm modeline ulaşmayı hedefliyorsunuz.” Sorusunu yanıtlayan Uslu,  “Toplumda sürece yönelik bir güvensizlik, umutsuzluk yok. Orta Anadolu ve hassasiyeti olan bir bölgenin milletvekili olarak ifade ediyorum. Halkımızın bir endişesi var. Ülkemizde barış gereklidir. Bu şiddet son bulmalıdır. Akan kan durdurulmalıdır. Ülke imkânlarını, kaynaklarını, gençlerini bu kirli savaşta heder etmemelidir. Türkiye’nin imkânlarını ve potansiyellerini iyi kullanmasını, değerlendirmesine engel olan bu şiddet süreci sona erdirilerek, Türkiye enerjisini kendi geleceği ve insanı için kullanmalıdır. Toplumda inanılmaz bir basiret var. Özellikle PKK terör örgütünün içerdeki bir kısım çevreler tarafından kullanıldığı gibi dışarıdaki çevreler tarafından da kullanıldığı kanaati çok yaygındır ve dolayısıyla Türkiye’nin elini kolunu bağlamak isteyen bir kısım dış çevrelerinde taşeron olarak bu örgütü kullandıkları kanaati hemen herkeste hâkimdir. Burada herkes acısını yüreğine gömmekte ve adaletli, rencide etmeden onurlu bir barışın kurulmasından yanadır. Toplum bunu ilkel bir kan davası gibi görmüyor. Bir intikam beklentisi içerisinde değil. Kendisine yaraşan bir asalet içerisinde yeter ki Türkiye barışa, huzura kavuşsun. Yeter ki Türkiye dışardan bazı çevrelerin çıkarlarına mahkûm olmaktan kurtulsun, ben bağrıma taş basarım anlayışında toplum. Sayın başbakanın şahsına ve politikalarına duyulan güven var. Sayın başbakanın hassasiyetleri var. Toplumun kırmızıçizgileri var. Bu hassasiyetler, kırmızı çizgiler sayın başbakanın söylemleri, inançları, pozisyonu, duruşu toplumu zora sokacak, rencide edecek herhangi bir sonuç yaratmaz kanaati çok hâkim. 


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Ak Parti PKK’yı meşrulaştırılıyor. Sözlerine sert bir dille cevap veren Uslu, “Ben CHP’nin kendi içerisindeki tutarsızlığı, şaşkınlığı olarak görüyorum. PKK, CHP milletvekilini dağa kaldırdığında “iyi çocuklar” dendikten sonra bu toplumun kırmızıçizgilerini rahatsız etmedi ya da CHP’nin kırmızıçizgilerini rahatsız etmediyse, üstelik CHP buradan çıkarak ilgili milletvekiline sen PKK’yı meşrulaştırıyorsun bu görüşünle, tavrınla diye herhangi bir söz söylemek, eleştiri yapmak yerine -ben Ankara’ya dönünce görüşeyim- deyip, görmemezlik yapmak yerine olayın üzerine gitmiş olsaydı bugün Ak Parti ile ilgili söylediklerinin bir anlamı, karşılığı, değeri olabilirdi. Eğer PKK’yı meşrulaştırmak söz konusuysa burada PKK’yı meşrulaştırma başlıyor. “İyi çocuklardı” diyor.  Oysa Başbakan Recep Tayyip Erdoğan böyle demiyor. Tam tersine  – Türkiye kırmızıçizgileri vardır. Şiddete boyun eğmeyiz. Şiddetin üzerine gideriz. Operasyonlara devam ederiz. Ama buna karşılıkta barış elimizi uzatırız. Bizimle barışa yönelik içtenlikli bir çaba içerisine girmek isteyen olursa. Pazarlıksız, şartsız, silahı bırakıp teslim olmak isterlerse ya da herhangi bir ülkeye gitmek isterlerse buna da izin veririz.- diyor. Burada bir meşrulaştırmak yok. Orada var ama burada yok. Burada tam tersine ortaya konmuş bir dirayet, kararlılık var. Ne istediğini ne söylediğini bilen bir pozisyon, tavır var. Deniyor ki; istedikleri bir ülkeye gitmekte serbesttir.  Yeter ki silahı bıraksınlar ve Türkiye’nin dağlarını terk etsinler. Suça karışmamış olanlar binlercesi geldiler teslim oldular ve şimdi sıcacık evlerinde analarının babalarının yanında.”

CHP parti meclisinde aldığı kararları da değerlendiren Uslu, kendi içerisinde tutarsızlıklarla dolu bir açıklama. Bence CHP kendi içerisinde birkaç farklı görüşe sahip farklı guruplar var. Farklı gurupların kendi içerisinde tartışmaları hatta çatışmaları var. Nitekim İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler’in onun yaptığı açıklamalar parti içerisinde çok ciddi tartışmalara neden oldu ve adeta bir meydan okuma yaşandı. Farklı gruplar doğal liderleri etrafında saflaşma, öbekleşme şeklinde oturuyorlar. Ulusalcılar bir tarafta, Sayın Baykal gelince onunla beraber gelen, onunla beraber giden bir heyet var yani bunu çok net görüyorsunuz. Bazen öyle günler oluyor ki sadece ulusalcı CHP’liler konuşuyor. Öyle günler oluyor ki şucular bucular farklı şeyler var orada. Bu açıklamayı yapan Haluk Koç kendisini iyi kötü tanırım. 78’liler vakfının 2000 yıllarda başlayıp 2004 yılında çıkartılan bir Memnu Hakları iadesi yasası karşısında tavır almış bir insandır. Demokratlığını tartışırım. Parti içerisinde yeni CHP fikrini savunanlar Baykalcılar – Kılıçdaroğlu ekibi arasında ve bunlar içerisinde önemli bir yer teşkil eden ulusalcılar arasındaki o çatışmanın su yüzüne çıkılmasından ibarettir. Ben CHP içerisinde o fikre katılmayan birçok insan olduğunu biliyorum.

Angajmana girildiği, topluma ifade edilemeyeceği konusunda ise Uslu “ Bir angajman konusu söz konusu değildir. Ben devletimizin bu konuda herhangi bir angajman içerisine olabileceğine konusuna ihtimal vermiyorum.  Angajman olsa en azından operasyonlar durmuş olur. Bir kısım tutuklamalar olmaz. Bir taraftan faili meçhuller devam eder. Devlet yürüttüğü her türlü eylemi,  etkinliği hem caydırıcı olmak hem de devlet olmanın gereklerini yerine getirmek ve –yasal ve meşruiyet- sınırları içerisinde kalmak kaydıyla ile kararlılıkla sürdürüyor. Bir taraftan da bütün dünyada barış süreci hangi şartlarda başlamışsa aynı şartlarda başlatılıyor. Deniyor ki BDP ile karşımıza alalım oturalım. BDP bugüne kadar inisiyatif kullanabilmiş özgür iradeyle masaya oturabilmiş taraflardan bir tanesi değil. BDP kendi içerisinde çeşitli tutarsızlıklar yaşıyor. Hem barış istiyor hem de dağa gidip dağdakiyle kucaklaşıyor, öpüşüyor vesaire. Böyle bir anlayışla tutarsızlıkla nasıl masaya oturursunuz. Şiddeti meşru, mazur gören bir anlayışla masaya oturma şansınız yok.


Barış süreci ile ilgili halkın umut içerisinde olduğunu vurgulayan Uslu, “Çok ağır bedeller ödedik. Çok büyük ve derin acılar çektik. Bu bedelleri artık ödemeyelim. Ödeyeceğimiz bir bedel varsa bunu ülkemizin kalkınmasına, refahına toplumun yararına kullanalım istiyorlar. Bir başka durumda bu çektiğimiz acılar yeter artık. Yani ne olacaksa olsun beklentisi var. Bizi rencide etmesin, inceltmesin diye düşünüyorlar. Bir üçüncüsü de son derece basiretli bir yaklaşım var. Buradaki barış süreci aynı zamanda Türkiye’ye yönelik dışarıdan bir kısım senaryo içerisinde olanlar varsa bunların hesabını bozacaktır. Böyle bir beklenti var. Türkiye bu barış sürecini başarıyla tamamlarsa Türkiye üzerine tezgahlar, bir kısım senaryolar yazanlar açığa düşmüş olacaklar ve Türk toplumu bu gerçeği iyi biliyor.”

Sivil toplum kuruluşlarının sessiz kalmasının, bazılarının sessiz kalması, bazılarının da süreci eleştiren, küçümseyen açıklamalarla toplumda kuşku ve güvensizlik yaratmaya çalışılıyor olması arasında bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Bununda bir planlanmış senaryo olduğu kanaatini taşıyorum. Türkiye de belli çevreler barışı istemiyorlar açıkça ortada. 83 yaşındaki şair Bahattin Karakoç’un söylediği bir söz var “En kötü barış savaştan daha onurludur” demiştir. Bu ülkenin bir şairi, edebiyatçısı 83 yaşında bu sözü diyebiliyorsa bir şekilde toplumun sesini, vicdanını dillendiriyor demektir. Son zamanlarda barış adına yapılan tek açıklama Ziya Halis, Orhan Miroğlu, Ercan Karakaş, Eren Keskin’den geldi. Oysa bu ülkede zaman zaman barışa yönelik önemli mesajlar veriyorlardı. Mesela; 22 Temmuz 2012 Aydınlar Bakan Şahin’in istifasını istediler. Yaşar Kemal, Adalet Ağaoğlu, Ahmet Ümit, Zülfi Livaneli bu isimler devlet şiddetinden utanç duyuyoruz diyorlardı. Utanç duyan insanlar çıkıp şiddetsizliği, şiddetsizlik ortamını, barış zeminini, iradesini güçlendirecek, teşvik edecek açıklamalar yapıyor olmaları lazım ama yok. Bu konuda hassasiyeti olanlar bugün barış sürecini güçlendirecek herhangi bir açıklama yapmıyorlar. Kamuoyundaki dezenformasyonu bilgi kirliliğini ortadan kaldırabilecek ve evet bu toplumun vicdanı haklı, doğru düşünüyor, bizde destekliyoruz diyecek yürekliliği göremiyoruz.” dedi.

Yorum Gönder

@name x