Uslu’nun bir cümlesi, Köse’yi bitirdi

CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, TBMM Genel Kurulu’nda gündem dışı konuştu.

Uslu’nun bir cümlesi, Köse’yi bitirdi

CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, TBMM Genel Kurulu’nda gündem dışı konuştu.

14 Aralık 2014 Pazar 14:04
Uslu’nun bir cümlesi, Köse’yi bitirdi


CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, TBMM Genel Kurulu’nda gündem dışı konuştu.


AK Parti iktidarını darbecilikle suçlayıp demokrasi anlayışını Hitler’e benzeterek Başbakan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı  eleştiren, Anayasa Mahkemesi’nde görüşülen yüzde 10 barajına dikkat çekerek hükümeti yaklaşan seçimlerde korkmakla suçlayan ve demokrasi karşıtı ilan eden, Diyanet İşleri Başkanı’nın bir milyonluk makam otomobili kullandığını belirterek, Papa’nın Türkiye ziyaretinde kullandığı makam otomobilleri ile karşılaştırma yapıp İslamî kuralları ona hatırlatan, Osmanlıca’yı yeni neslin mezar taşlarını okuması olarak değerlendiren CHP’li Köse, “Belki Osmanlı padişahlarının vârislerinin ya da Osmanlı padişahlarının yeniden dirilme ihtimali yok ama inşallah, 2015'te yapılacak seçimde bu halk size bir Osmanlı tokadı atacak, bunu da böyle bilin.” Dedi.


Köse’nin bu sözleri üzerine AK Parti Çorum Milletvekili TBMM İdare Amiri Uslu ise, "Tecrübeyle sabit; tecrübeyle sabit” dedi.
Köse bu sözler üzerine Adalet Akademisi üzerine yapacağı konuşmaya geçti.

Konuşmasına ilk olarak  Erdal Eren'i anarak başlayan Köse, “16 yaşında işlediği iddia edilen bir suçtan dolayı bir gün içerisinde yaşı büyütülerek idama mahkûm edilen, Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi, Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği Üyesi Erdal Eren'i huzurlarınızda 34'üncü ölüm yıl dönümünde anıyorum. 

Erdal Eren'i siyasi malzeme konusu yapıp 2010'daki referandumdan önce, adına yazılan şiiri gözleri buğulu okuduğu hâlde, Erdal Eren'in 2014'teki örneklerini, Berkin Elvan'ı, annesini, ailesini seçim meydanlarında yuhalatan o zihniyeti de kınıyorum.” Dedi.

Kürsüye çıkan her AKP'li konuşmacının darbelerle mücadele ettiklerini söylediğini belirten Köse,  şöyle devam etti: “Darbelerle mücadele ediyorsunuz. Bürokratik oligarşiye karşı mücadele ediyoruz.  Hepsi aynı metinleri okuyor, herhâlde birileri yazıp veriyor. Vesayete karşı mücadele ediyorlar. Her seçim kampanyasını -bugüne kadar kaç seçim geçti, 7 seçim mi geçti- bir darbe yalanına sarılarak götürüyorlar. 

2015 seçimlerinde de yine darbelere karşı cansiparane mücadele ederek memlekete ileri demokrasi getirmek ve bir darbe savar olarak girmek istiyorsunuz. Yine darbe silahına sarılıyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisini de, bu ülkeye cumhuriyeti, çok partili yaşamı hediye eden Cumhuriyet Halk Partisini de Sayın Başbakan bu kürsüden sıkılmadan ‘darbeci’ olarak suçlayabiliyor. Şimdi, seçimlere de ‘hukuk yoluyla darbe’ diyorsunuz. Darbe de darbe, darbe de darbe diyorsunuz.

Anayasa Mahkemesi’nde 12 Eylül faşist rejiminin getirdiği bir yüzde 10'luk barajının görüşülmesi var şu günlerde. Eğer yarın şaş kaza -olmaz ama- Anayasa Mahkemesi bu seçim barajını da iptal ederse buna da mı darbe diyeceksiniz? Aha darbe mi diyeceksiniz buna da ola ki? 

Oy oranlarınız düşüyor arkadaşlar. Hepiniz pek huzursuzsunuz, onu görüyoruz. Onun için "Dedesinin mezar taşlarını okuyabilecek bir nesil yetiştirmek istiyoruz." diye insanları kandırmaya çalışıyorsunuz. Onun için karma eğitime son vermek istiyorsunuz. Onun için Arap alfabesini yeniden getirmek istiyorsunuz. 

Şimdi, arkadaşlar, yalnızca sarayda konuşulan Arapça, Farsça ve Türkçe karışımı suni bir dil Osmanlıcayı yeniden getirmek mümkün müdür? Bakın, 1800'lü, 1900'lü yıllarda Türkiye'de okuma yazma oranı yüzde 1. Kadınlarda bu oran binde 4. Siz kimi kandırdığınızı zannediyorsunuz? Şaş kaza Osmanlı padişahları kalksa vallahi size bir Osmanlı tokadı atar ki, o bin odalı sarayların mahzenlerine sığınmak zorunda kalırsınız. 

Bir de gelen konuşmacıların hepsi diyor ki: ‘Yeni Türkiye, yeni Türkiye, yeni Türkiye’. Yeni Türkiye dediğiniz totaliter bir sistem, tıpkı Hitler sistemi gibi. Mahkemeler, ordu, polis, sendikalar, meslek örgütleri, üniversiteler, TÜBİTAK hatta şimdi benim biraz sonra değineceğim Adalet Akademisi. Devletin ve toplumun bütün kurumlarına AKP üniforması giydirmek istiyorsunuz. Buna izin vermeyeceğiz arkadaşlar, bunu böylece bilin, buna izin vermeyeceğiz. 

Bakın yeni Türkiye'de ne oluyor, bin odalı sarayın bulunduğu yeni Türkiye'de: Diyanet İşleri Başkanınız var ya, Diyanet İşleri Başkanınız, israfın en büyük haram olduğu İslam'da, Diyanet İşleri Başkanı 1 milyon liraya altına bir araba aldırabiliyor. Bir de bugün bir açıklama yapmış, diyor ki: "Biz bunu hayır hasenatla yapmadık, Diyanet Vakfı’na yapılan bağışlarla almadık.’ ‘Ya nereden aldınız?" "Devletin bütçesinden aldık." Ya, devletin bütçesi, tüyü bitmemiş yetimlerin hakkından oluşmuyor mu? 1 milyonluk araba. E sen bin odalı sarayda oturursan, o da 1 milyonluk arabaya biner.

Peki, Hristiyanlığın ruhani lideri, Katoliklerin ruhani lideri Papa geldi Türkiye'ye. Neyle gezdi biliyor musunuz? 30 bin liralık arabayla. Reno Symbol'le gezdi. Vatikan'da da Fiat arabayla geziyormuş bu adam. Batsın sizin böyle yeni Türkiye'niz, batsın. Bunların hesabını inşallah haziran ayında soracağız.

Değerli arkadaşlarım, demin Osmanlı tokadı dedim. Belki Osmanlı padişahlarının vârislerinin ya da Osmanlı padişahlarının yeniden dirilme ihtimali yok ama inşallah, 2015'te yapılacak seçimde bu halk size bir Osmanlı tokadı atacak, bunu da böyle bilin.

Tecrübeyle sabit; tecrübeyle sabit, korkuyorsunuz çünkü Sayın Uslu.

Adalet Akademisi hakkında konuşacağım dedim. Şimdi, Adalet Akademisi Kanunu'nun, 2003'te çıkan Kanun'un 4'üncü maddesinde diyor ki: "Bilimsel, idari ve mali konularda özerkliğe sahip bir Adalet Akademisi kuracağız." Niye kuracağız? ‘Hâkimleri, savcıları, avukatları, noterleri eğiteceğiz.’ diyoruz. 

Peki, bugün geldiğimiz, özellikle 2014'te yapılan değişiklikle ve bundan sonra da yapmayı düşündüğünüz değişikliklerle Adalet Akademisi bu amaca, bu maksada uygun mu çalışıyor? Adalet Akademisinin Başkanını, bakanın önereceği 3 isim arasından Bakanlar Kurulunun seçtiğini biliyor musunuz değerli AKP'li milletvekili arkadaşlar? Yani Bakan seçiyor Adalet Akademisinin Başkanını.

Peki, Başkan yardımcısını kim seçiyor? Bakanlar Kurulu seçiyor. Başkan yardımcılarını kim seçiyor? Başkan yardımcılarını da doğrudan Adalet Bakanı seçiyor.

Peki, Akademinin 31 kişiden oluşan genel kurulu nasıl oluşuyor, en üst düzeydeki yetkili organı? Bunun da, 31 üyenin 22 tanesi, genel kurulun 22 üyesi doğrudan Bakanla ilintili insanlardan oluşuyor. Başkan yardımcılarından oluşuyor, Bakanın doğrudan atadığı isimlerden oluşuyor. Sadece 9 kişi Yargıtay’dan ve Danıştay’dan ve ilk derece hâkimlerinden gelenlerden oluşuyor. Yönetim Kurulu da Denetim Kurulu da maalesef bu Genel Kuruldan seçiliyor. 

Değerli arkadaşlarım, hâkim ve savcı alımına ilişkin bir Mülâkat Kurulumuz var. Bu Mülâkat Kurulumuza da 2 üye bu yapıdaki Adalet Akademisinden gidiyor. Geri kalan 5 üye de zaten Adalet Bakanına bağlı genel müdürlerden, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü, Personel Genel Müdürü ve ondan oluşuyor. Böyle bir yapıdan, bu tablodan, hâkim ve savcı alımında tam yetkinin Bakanın olduğu bir yapıdan, bir tablodan nasıl yargı bağımsızlığı bekleyeceğiz biz, nasıl yargı bağımsızlığı bekleyeceğiz? Bununla da yetinmiyorsunuz, geçtiğimiz günlerdeki bir torba kanuna daha ağır hükümler de koymaya çalıştınız ama niye bu döneme yetiştirmediniz onu anlamış değiliz. Demokratik hukuk devleti için şart olan bağımsız ve tarafsız yargı sizin ileri demokrasiniz için maalesef bir engel. Yani, Adalet Akademisi son düzenlemelerinizle beraber yargının, Başbakanın, hatta Cumhurbaşkanının ve Adalet Bakanının arka bahçesi olmuş. Son dört yılda önce cemaatin arkabahçesi yaptınız, geri kalan son dört beş aydır, altı aydır, bir senedir de iktidarın arkabahçesi yaptınız. Peki, Adalet Akademisini iktidarınız arkabahçesi yaptınız da ne oldu? Yani, Adalet Akademisi çok iyi sonuçlar mı veriyor şu anda? 

Bakın, Adalet Akademisinden size birkaç örnek vereceğim. Adalet Akademisinde öğrenim yatılı görülüyor. Yani, hâkim adaylarını yirmi dört saat gözetliyorsunuz, aynı George Orwell'ın "Bin Dokuz Yüz Seksen Dört" isimli kitabındaki gibi yirmi dört saat gözetliyorsunuz. Hangi gazeteleri okuyorlar, hangi dergileri okuyorlar, hangi İnternet sitelerine giriyorlar, nasıl giyiniyorlar, dinî vecibelerini yerine getiriyorlar mı getirmiyorlar mı, namaz kılıyorlar mı, oruç tutuyorlar mı, içki içiyorlar mı yani hep gözetim altındalar. Tam bir totaliter sistem. Polis ve Asker Akademisindeki gibi bir hiyerarşik sistem kurmuşsunuz Adalet Akademisinde maalesef. Yargıçları daha mesleğe başlamadan memur olarak bu hiyerarşi içerisinde yetiştirirseniz bu yargıçlardan nasıl biz adalet bekleyeceğiz, nasıl tarafsız karar vermelerini bekleyeceğiz? Bu mudur yani ülkemizin teminatı, mülkün teminatı, adaletin bağımsızlığı? Böyle bir sistemden bağımsız bir yargı çıkmaz, tarafsız bir hâkim çıkmaz. Bu sistemden çıksa çıksa ancak size adalet çıkar. Bu sistemden ancak Adalet ve Kalkınma Partisinin isminde olan. Ama gerçekte olmayan adalet çıkar.”




Son Güncelleme: 14.12.2014 14:51
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.