Geçtiklerimiz bizden geçmezse takıntı yapar. Bazen takılıp kalırız belli bir amaca. Sonuna kadar gideriz ve sonra bir daha, bir daha, bir daha diyerek bir ömrü tüketiriz. Yanıldığımızı anladığımızda vazgeçmemiz anlamsız kalır. Bazense en başta görünür yanlışımız. Başka seçeneklere yöneliriz.

Platon siyasete çok meraklıymış. Uzun süre siyasetle uğraşmış ama bu ilgi onun köle olmasına neden olmuş. Kölelikten bir arkadaşının yardımıyla kurtulmuş ve aktif siyaseti bırakıp düşünce okulu kurmuş. Bu okul beş yüz yıl devam etmiş. Platon’un “Devlet” isimli eseri için aydınlar tüm eserler yok olsa bu eser batı dünyası için yeter derler.

Makineli tarıma geçilmesi ile köylülerin atlarını doğaya bırakması sonucu, vahşi doğada yaşam mücadelesi veren ihtiyar atlar beklenenin aksine her geçen gün biraz daha artıyormuş. Bu artış şehre gelen turist sayısını çoğaltmış.

Tanıdığım bir delikanlı “O benim vazgeçilmezim” dediği nişanlısını bıraktı. Bohça attı ama kız hala delikanlıyı sevdiğini söylüyor.

İnsanın tercihleri başarısını etkilermiş. Bir şeye başlangıçta hayır demek, ortasında demekten daha kolaydır. Kimi zaman müvekkilinin azilname göndermesi bir avukat için en kötü duygudur çünkü vazgeçilmez olmak isterken vazgeçilmiştir. Kimi zaman ise rahatlatıcı bir unsurdur vazgeçmek. Ya da çok isteyip yapamadığına kolayca ulaşmak…

Vazgeçmek vitesi geri almak gibidir. Evliyken geçilenlerden boşanarak geçilenler çoğu zaman daha az yaralar. Bu yaranın acısı dişten çıkarılamazsa da işten çıkarılır. Zaten aşıkların ilk sözü sevmek ve son sözü vazgeçmektir.

İntihar. Ötenazi. Harakiri. Canlı bomba. Perde kapatma. Savaş ve barış.

Ölüme koşan biri ölümden dönmüş. Bir diğeri gitmiş Göreme’den dönmüş.

Sarhoşluk bilerek ve isteyerek kendinden geçme halidir. Para veya makam sarhoşluğu ise gerçek sarhoşluktan daha az mahzurlu olmasa gerek. Biz insanlar vazgeçmenin o kadar çok yolunu bulmuşuz ki bunlar saymakla bitmez: Suskunluğu bozmakla, kendini tutmakla, emeklilikle, anlaşmayla, taşınmakla, göçmekle, satmakla, bağışlamakla…

Tetik. Estetik. Şeytana küsmek. Savunmak. Teslim olmak. Tövbe. Sazı duvara asmak. Marangoz doğuran merhameti bırakmak... Ümidi kesmek.
Lale Müldür de vazgeçerken “Kestim uzun saçlarımı.” demişti.

Vazgeç demektir bazen söylediklerimiz: Sevme, vazgeç. Aşık olma, vazgeç. Özet çıkar, vazgeç. Aynayı kır. Kapıları kapat. Reddi miras eyle. İsyan et. Burun kaldır. Çocuk aldır. Köpek yavrularını şehir girişine bırak.

Kimi zaman, “Benden bu kadar,” kimi zaman “Sonuna kadar…” deriz. Vazgeçmenin erdem olduğu durumlar kadar, pes etmemenin de takdir edildiği anlar olur. Bazen “Başarısızlık yoktur sadece yarıda bırakmak vardır.” sözünü doğrulayan hallere de şahit oluruz.

Doğruluktan vazgeçmezsek eğrilik bizden geçmez. Vazgeçemediklerimizi kovaladıkça vazgeçtiklerimiz peşimizi bırakmaz.

Önyargıdan geçeriz ama yargıdan geçemeyiz. Geç olduysa vakit daha çok erken. Kapıları kötü niyete kapatmak gerekir. Sorun çözmenin yolu bazen tanımak, bazense yoğurmaktır. Doğrunun taraftarı artarsa yanlış da düzelir. Israr kimi zaman kahraman yapar, kimi zaman yakar insanı.

“Öyle bir vakitte gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.” (Orhan Veli)

02.09.2009






Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.