Bugünden itibaren bana ayrılan bu köşede,biraz oradan biraz buradan en çok ta bilinç altından yazacağım. Bilinçaltımızın kontrolünü bilgilenerek ele geçirip yaşamımızı otomatik pilottan kurtaracağız.

Bu günkü paylaşımımda kilo problemini ele alacağım. Malum yaz mevsiminin ilk ayındayız, havalar iyice ısındı. Kalın ve bol kıyafetler altına saklanan kilolar, ince kıyafetlerin altında çaresizce fark ediliyorlar. Üstelik kışın bol kalorili yemekler yenildiği için kilolar daha da artmış olarak bize dönüyor. Aslında sağlıklı kiloda kalmamız için çok basit bir kural vardır: Aldığın kalori kadar kalori harcamak. Peki durum bu kadar netken neden kilo veremiyoruz? Çünkü bilinçdışı diye zihnimizin özerk bir kısmı vardır, bu kısmı kontrol altına alamazsak kilo veremeyiz. Peki bu bilinç dışının bu bağımsız işleyişi nereden kaynaklanıyor? Bunun yanıtı anne karnına düştüğümüzden itibaren biz fark etmeden bu yaşımıza kadar duygu yoğunluğuyla kaydedilen inanç kalıplarımızdır. Biraz daha açarsak korkularımız, kaygılarımız, endişelerimiz, sevinçlerimiz.

Kayıtlarımız iç açıcı değilse vay halimize! Fazla kilolarımız içinde  bilinç altımızda  bir çok duygu vardır. Bunlardan en hatırı sayılır duygu kızgınlıktır. Bu duygu farkında olmadan bize kilo aldıran en güçlü duygulardan bir tanesidir. Peki kime duyulan kızgınlık? Bunun cevabı bilinçaltımızda ‘anneye kızgınlık’tır. Anne ne demektir? Güven demektir. Döndük dolaştık öz suya geldik, yani güvensizlik duygusuna. Bilinçaltımız aslında bizi çok sever, onun tek asli görevi vardır bizi hayatta tutmak. Ama yöntemleri tartışılır! Bilinç dışımız beş yaşındaki çocuk gibi düşünür. Masum ve düz mantık kurar. Doğru yanlış diye ayırmaz sadece ‘çözüm’ ister. Bir kişide güvensizlik duygusu kayıtlara alındıysa bilinçdışımız der ki ‘güvende değiliz, dur, bedenimi güvene alayım. İnsan başına yeryüzünde bir metre kare alan düşüyor, ben çapımı genişleteyim daha çok alan kaplayayım, bak nasıl güvende olurum o zaman”. Bir de üzerine korkular, kaygılar eklendiyse ‘dur daha da kilo aldırayım, heybetli görünsün bedenim herkes korkar bana zarar veremezler’ diye düşünür. Zihnimizin derinliklerinde bu çalışmalar ve çözümlemeler olurken, biz de bilinçli aklımızla sorar dururuz ‘neden kilo alıyorum’ diye.

Bir de anne atasözü gibi kalıplaşmış tesiri yüksek telkin kalıplarımız vardır. “Sabahtan beri bir şey yemedin açlıktan öleceksin!”, “ Bir deri bir kemik kaldın bu gidişle hasta olacaksın vallahi!”.  Bu derin anlam içeren sözler genelde annelerin çocuğuna bir şey yedirememenin hezimetiyle kızgın bir ses tonuyla oluşturulur ve jestlerle pekiştirilir. Çocuklar da bu çabaya saygı gösterip korkarlar, hop arkasından yemezsem ölürüm, hastalanırım gibi inançlar yerleştiriverirler derinlere. Haydi devam edelim “Sen yemezsen ablan yiyecek”, “Yok ablası yok! bak yiyor ham yap bakalım!”, “Bak bu son köfte sen yemezsen baban yiyecek” bu cümlelerde çocuklarda kıtlık düşüncesini kaydeder. Bilinçaltı tekrarı sever tekrarlarla bu kalıplar işlendikten sonra bilinçdışı alarm durumuna geçer.  Eyvah dışarıda kıtlık var, savaş çıkacak aç kalacağız. Ben en iyisi bol bol yiyeyim yağ depolasın vücudum aç kalınca oradan kullanırım hayatta kalırım der.“Uçak geliyor aç ağzını” cümlesini teğet geçiyorum onu bilinç dışımızın nasıl çözümleyeceğini düşünemiyorum bile!

Gelelim günümüze güncel yedirme metotlarına. Tablette,telefonda videolar açılır; izlerken transa giren bebek,  çocuk ağzına ne verseler farkında bile olmadan yutar.Oh! anne içinde huzuru hisseder çünkü çocuğun midesi doludur üstelik yorulmamıştır. Ama bu durum da en önemli noktalardan bir tanesi atlanmıştır,haz aşaması. Kendimizden örnek verelim, güzel şık bir restorantta önünüze müthiş bir sunumla sevdiğiniz yemek geliyor. Hem gözümüze hem kokusuyla burnumuza hem de ortamıyla ruhunuza hitap ediyor. Yemeği ağzınıza aldığınızda önce ağzınızda bıraktığı o nefis aromayı hissediyorsunuz. Defalarca çiğneyerek hazzı tekrar tekrar yaşıyorsunuz sonra artık sizin kontrolünüz dışında olan mideye gönderiyorsunuz. O ortamdan ayrılırken hem doymuş hem de müthiş bir haz almış olarak ayrılırsınız ki biyolojik yaşamınızı sürdürme dışında bizi ruhen besleyen kısım tam da burasıdır.

Diğer bir örnek te, sevdiğiniz bir dizi var dizi bitiyor bir bakıyorsunuz ki midenizde bir şişlik. Biyolojik varlık devam ediyor ama haz yok. Bebeklerimize konforlu bir ortam sunamayabilirsiniz. Burada anlatmak istediğim bilinçli aklıyla ne yediğinin farkında olması ve haz alması. Bu niçin önemli? Masaya otururuz farkında olmadan elimiz her şeye gider ne yediğimizi bile tam anlamadan sadece içimizdeki o boşluğu doldurmaya çalışırız. Amaç mideyi doldurmadan ileri gitmez. Orada haz devre dışı kaldığı içinde dolduramayız boşluğu yedikçe yeriz. Hazzı hissettiğiniz anda hemen doyarsınız zaten. Kendinize sorun ‘bu gün ya da dün öğünlerinizde nelerden ne kadar yediniz?’ Yediklerinizin farkındaysanız tebrik ederim pilot sizsiniz. Farkında değilseniz aşağıda yazacağım olumlama cümlelerinin otomatik pilottan kontrolü devralmanız için size yardımcı olacağına inanıyorum:

Şimdi şu andan itibaren  bilinçli aklımla biyolojik bedenimin günlük ihtiyacı kadar sağlıklı ve dengeli beslenmeyi seçiyorum. Böylece sağlıklı bir bedene sahip oluyorum. Yemek esnasında ağzıma attığım ilk lokmadan itibaren haz almaya başlıyorum. Bu hazzı tekrar tekrar hissetmek için lokmalarımı defalarca çiğniyorum. Ne yediğimin, ne kadar yediğimin farkında oluyorum. Dışarısı bolluk ve bereket içerisinde bunu biliyorum ve çabucak doyuyorum. Fazla gereksiz yağ depolarını da ihtiyacım olmadığı için kolayca ve sağlıklı bir şekilde eritiyorum. Bunu ben istiyorum ve ben başarıyorum.

Bu olumlama cümlelerini yirmi bir gün boyunca düzenli olarak gece yatmadan önce tekrarlarsanız, ince ve sağlıklı bir bedene kavuşmanızda size yardımcı olacaktır. 

Bir dahaki paylaşımımda buluşmak üzere.Sevgiyle kalın.

*Ayşegül Harputlu: 1977’de Zile’de doğdu. 2006 yılı itibariyle; Omni Hipnoz Akademisi’nde Temel Hipnoz, İleri Hipnoz ve EFT (Emotional FreedomTechniques-Duygusal Arınma Tekniği) eğitimleri, Sağlık Bakanlığı Aile Danışmanlığı eğitimi, Refik Korkmaz yönetiminde Bilinçaltı dili birinci ve ikinci modül eğitimlerini aldı. Ayşegül Harputlu’nun edebiyat dergilerinde yayımlanmış öyküleri de bulunuyor.  Samsun’da yaşıyor, Evli ve iki çocuk annesi. Birikim ve deneyimlerini insanlarla paylaşmaya devam ediyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
EBRU DEMİRBAĞ 2018-06-29 09:10:39

Kilo ile ilgili problemler ve bunu çözümü ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.. Çok güzel bir yazı olmuş.Emeğinize sağlık :)

Avatar
Sevgi 2018-06-30 07:54:49

Yaza girerken tamda beklenen bir yazı olmuş verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkürler.....