Bir yılı daha uğurladık. Acısıyla, tatlısıyla ömür takviminden bir yılı daha eskittik. Yeni bir yıla giriyoruz. Umutlarımız, temennilerimiz, dileklerimiz pek tabii ki olacak. (Buradan yılbaşı kutlaması gibi bir yanlış anlaşılma olmamasının altını özellikle çizeyim.)

2017 yılı Ülkemiz ve İslam Âlemi için biraz sıkıntılı geçti dersem abartmış olmam sanırım. Özellikle Suriye ve Irak coğrafyasında Batının kirli elleri yeni haritalar çizmek hevesiyle bölgeyi ateş topuna çevirirken hedef ülke biz idik. Zira onların her kirli tezgâhını yüzlerine paçavra gibi çarpıyor, oyunlarını bozuyor, Rus kartını açıyorduk… Sonuçta bütün kin, öfke, garaz okları üzerimize geldi. Hedefteki ülke Türkiye oluverdik. Şükürler olsun Rabbim de onların bu öfke oklarını yine kendilerine yönlendirdi. Zira şuna iman ettik ki birilerine güvenerek yola çıkarsan yolda kalırsın, Allah’a güvenirsen Allah kimseyi yarı yolda bırakmaz. Ve yine inandık ve iman ettik ki “Ve mekerû ve mekeralllah. Vallahu hayrul makirin” (Onlar tuzak kurdular planlar yaptılar. Allah da bir plan yaptı. ALLAH PLAN YAPANLARIN EN HAYIRLISIDIR.)

Önce sözde bir Kürt Devleti için referanduma gidildi. Arkasından bizim müdahalemiz ile bu tuzakları boşa çıktı ve Talabani efsanesi yıkıldı gitti.

2017 yılında Amerika’nın son oyunu Kudüs üzerineydi. İç politikada iyice bunalan Tramp Kudüs’ün elimizden çıkışının 100. Yılı münasebeti ile şımarık İsrail’e bir jest yaparak Kudüs’ü başkent yapmaları için çağrıda bulundu. BM oylamasında her türlü tehdit ve şantajlarına karşılık çıkan karar adeta bir şamar gibiydi. Evet, biz biliyoruz ve inanıyoruz ki DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR.

Hatırlarsanız yıllar önce Davos’da İsrail Başbakanının yüzüne dünyanın önünde ilk defa bizim Başbakanımız “siz katilsiniz, zalimsiniz, işgalcisiniz, bebek katilisiniz” demişti ve tarihe “ONE MINUT” diye düşmüştü bu yürekli çıkış. Bu olay akabinde yazdığım bir yazımda “Başbakanımızın tavrı en başta Arap liderlerinin rahatını bozmuştur. Arap halkı liderlerini tartışmaya başlamış ve Türkiye’ye olan bakış açıları tamamıyla sevgiye dönüşmüştür. Davos’ta şahlanan Türk ruhu bölgedeki 100 yıllık ezberleri bozacaktır.” Demiştim. Evet, bölgede değil tüm İslam âleminde artık eski sus pus devri çoktan bitmiştir.

Alın size ispatı: 2017 yılı Ekim ayında Rusya'nın Petersburg kentinde toplanan Uluslararası Parlamentolar Birliği (IPU) toplantısında Kuveyt Meclis Başkanı Marzouq al-Ghanim, İsrail heyetine "İŞGALCİ VE ÇOCUK KATİLLERİ" salonu terk etsin diyerek salondan kovdu. Ghanim, İsrail heyetinin “en tehlikeli terör türlerini temsil ettiğini” söyledi. İsrail heyeti ise salonu terk etmek zorunda kaldı.

İşte gelinen nokta budur. Bu raddeden sonra “sus pus” olmak şeklindeki hiçbir politikaya kimse itibar etmeyecektir. Bu durum kendi ülkemiz için de geçerlidir. Artık masada olan, masaya yumruğunu vuran, hakkını savunan, mazlumları savunan bir Türkiye vardır.

Ardından İstanbul'da Türkiye'nin daveti üzerine düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Olağanüstü Zirvesi'nde Doğu Kudüs "Filistin Devleti'nin işgal altındaki başkenti" olarak tanındı ve "Filistin'i tanıyoruz" dendi. İlk defa İslam Ülkeleri bir araya gelerek böylesine önemli bir siyasi karar imza atmış oldu. Artık başını yastığından kaldıran, uykudan uyanan bir İslam Âlemi var. Halklarına, milletlerine, ümmetlerine, dinlerine, peygamberlerine ihanet eden yöneticiler olsa da halk artık her şeyin farkında… Dün izzetlerini, namuslarını, şereflerini koruyan şanlı ordumuza, onun asil kumandanına, cennet mekân Çöl Kaplanı Fahreddin Paşa’mıza dil uzatma cür’etinde bulunan alçak idarecileri olsa da artık ok yaydan çıkmıştır. Evet, bizler inanıyor ve iman ediyoruz ki ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAKTIR. MÜŞRİKLER, KÂFİRLER, MÜNAFIKLAR İSTEMESE DE…

2017’nin en içimi acıtan olayı bence Miyanmar’da Budist zalimlerinin zırvanaya çıkan budalalıkları neticesi Arakanlı Müslümanlara uyguladıkları soykırımdır. Sözde medeni (bu kelime onlar için yakışmıyor UYGAR demek daha doğru bir tanım) olan Batı âlemi ve dünyanın sözde teşkilatı BM maalesef yine üç maymunu oynadı. Onlara da el açan, yardım eden, dünya kamuoyuna meseleyi taşıyan, yapılan çifte standardı yüzlerine haykıran yine Türkiye oldu. Elhamdülillah diyorum. Biz yine mazlumun sesi olduk, hamisi olduk, ezilenlerin sığınacağı tek kapı olduk, abi olduk. Tıpkı 1492 de İspanya zulmünden, 1945 de Hitler zulmünden Yahudileri bile kurtardığımız gibi… Ama biz biliyoruz ve iman ediyoruz ki Arakanlı Müslümanların kanları yerde kalmayacaktır. “Allah azizün züntikam”dır yani ALLAH BÜYÜKTÜR VE İNTİKAM SAHİBİDİR…

Yılın son günlerinde ABD kendi kendine Türk vatandaşlarına koymuş olduğu vize ambargosunu kaldırdı. Ne oldu acaba?

ABD, dibimizdeki terör örgütlerine 4 bin tır silah yardımı yapmış durumda. Bu artık bir yardımdan öte dibimizde bir ordu devşiriyor demektir. Bu yüzden tedbirli olmamız, gereken planları yapmamız lazım. Müttefik cephemizi genişletip caydırıcı bir güç olduğumuzu ortaya koymamız lazım.

2018 çok iyi mi olacak? İnşallah diyelim. Temennimiz huzurun, barışın, adaletin dünyaya hâkim olmasıdır. Ancak sulh isteyen savaşa hazır olacaktır. Güçlü olmak zorundayız. Güç caydırıcıdır. Atalar “Hazır ol cenge eğer ister isen sulhü salah” diye boşa söylememiş. Bunun için de çok çalışmamız gerekir. Ülke olarak birbirimizle her zamankinden daha çok kaynaşmamız gerek. Bir birimizi sevmemiz gerek. Farklı fikirlerin, düşüncelerin bir zenginlik olduğunu bilmemiz gerek.

2018 için ümitvar olmak lazım. Olumlu düşünelim. Dilerim yeni yıl dünyaya barış getirir… Zulümler, haksızlıklar biter…

Sevgiyle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner110