Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Gürler’in yeni eseri “Sahih mi Değil mi? Adını Sen Koy!' adlı eseri yayınlandı.
Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Gürler’in yeni eseri “Sahih mi Değil mi? Adını Sen Koy!-Hadislerin Sıhhatini Belirlemenin İctihâdî Oluşu” adlı eseri yayımlandı.
Kitaba dair yapılan açıklamada şu bilgilere yer verildi:
Hadislerin sıhhati konusunu merkeze alan eser, uzmanlık alanına girsin ya da girmesin toplumun geniş kesimleri tarafından tartışılan “hadislerin sahih olup olmadığı” meselesini ele alıyor. Kitapta, bu konuda daha önce yapılmış farklı düzeylerdeki çalışmalar dikkate alınarak; ilâhiyat eğitimi almış kişilere, İslâmî ilimlere ilgi duyanlara ve okumayı seven herkese hitap edecek anlaşılır bir üslup benimsendiği ifade ediliyor.
Eserde, kesin bilgi niteliği taşımayan ve zannî bilgi içeren hadislerin değerlendirilmesinin tarih boyunca ilmî araştırmalar ve belirli kriterler doğrultusunda yapıldığı belirtiliyor. Hadislerin sıhhatinin tespitinde hiçbir âlimin keyfî ve kuralsız hareket etmediği, her birinin kendi ilmî birikimi, uzmanlık alanı ve metodolojisi çerçevesinde değerlendirmelerde bulunduğu vurgulanıyor. Samimi bir inceleme ve sorgulama sürecinin ardından hadisler hakkında kanaate ulaşılabileceği, hadisi kabul eden veya etmeyen her âlimin de mutlaka gerekçeli delil ve kriterlere dayandığı ifade ediliyor.
Kitapta günümüzde ise İslâmî ilimlerin tarihini, usûlünü ve metin değerlendirme yöntemlerini yeterince bilmeyen veya eksik öğrenen bazı kişilerin hadisler hakkında kendi değerlendirmelerini yaptığına dikkat çekiliyor. Sağlıklı sonuçlara ulaşabilmek için sağlam metodolojilerin önemine vurgu yapılırken, araştırma yapılmaksızın hadisleri reddetmenin doğru bir yaklaşım olmadığı, asıl önemli olanın “sahih mi değil mi?” sorusuna cevap aramak için sorumluluk üstlenerek çalışmak olduğu dile getiriliyor.
Eserde yer verilen örnekler ve değerlendirmeler, hadisler hakkında yapılan “sahih” ve “zayıf” hükümlerinin zann-ı gâlib gereği göreceli olduğunu ve âlimden âlime değişebildiğini ortaya koyuyor. Aynı ilmî disiplin içinde yetişmiş kişilerin bile farklı düşünce ve kriterlere sahip olabileceği belirtilirken, bunun insan tabiatının ve ilmî birikimin doğal bir sonucu olduğu ifade ediliyor.
Bu yaklaşım; deprem uzmanlarının fay hatlarıyla ilgili değerlendirmeleri, hukuktaki içtihat farklılıkları ve tıp alanındaki teşhis ile tedavi yöntemlerine ilişkin görüş ayrılıkları üzerinden örneklendiriliyor. Hadisçi ve fıkıhçıların hadislerin sıhhati konusunda farklı sonuçlara ulaşmalarının da aynı çerçevede değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, farklı hükümlerin bulunduğu yerde kesinlikten ziyade zan ve ictihadın söz konusu olduğu ifade ediliyor.
Kitabın “Sahih mi değil mi? Adını sen koy!” başlığı da, bu anlayıştan hareketle tercih edilirken, ilim adamları tarafından geliştirilen yöntemler ışığında hadislerin sıhhatine yönelik geçmişten günümüze titiz çalışmaların sürdüğü vurgulanıyor. Bu çalışmalar sonucunda ulaşılan hükümlerin nasıl adlandırılacağının ise değerlendirmeyi yapan âlimin anlayışına, bilgi düzeyine ve ictihadına bağlı olduğu belirtiliyor.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir