İnsani Değerler Platformu dünya ve ülke genelinde yaşanan sıcak gelişmelere dikkat çekerek bazı hatırlatmalarda bulundu
İnsani Değerler Platformu dünya ve ülke genelinde yaşanan sıcak gelişmelere dikkat çekerek, Ziya Paşa’nın Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz’ sözüyle bir dizi hatırlatma, uyarı ve tavsiyelerde bulundu.
İşte o açıklama:
Krizlerin küreselleştiği ve ayrım gözetmeksizin tüm insanlığı ciddi şekilde tehdit ettiği bir geleceğin artık tamamen içindeyiz. Suni olarak üretilecek yeni tür savaşlar (su savaşı, iklim savaşı, maden savaşı, enerji savaşı, biyolojik savaş vb.) artık kapımızda değil evimizin içindedir.
Pandemi tiyatrosu ile başlatılan ve tüm yeryüzünü laboratuvar ve tüm insanlığı da kobay olarak kullanan küresel aktörlerin karanlık niyetli hamleleri görünür hale gelmiştir ve bu aktörler (küresel sermaye, çok uluslu şirketler, kıyametçi ideolojiler vb.) artık hayatımızı tamamen çevreleyen dijital araçlar üzerinden de tehditlerine başlamış bulunmaktadır. Kıskaç gittikçe daralmaktadır.
İnsanlığın karşılaştığı bu tehdit ve tehlikelerin bertaraf edilmesi için her ülkenin ve milletin devlet adamlarına, siyasetçilerine, aydınlarına, sanatçılarına, eğitimcilerine, din adamlarına, gençlerine, kanaat önderlerine, rol modellerine ciddi görevler düşüyor.
Başlangıç noktası herkes için, ailesinden başlayarak meşgul olduğu mesleğe kadar etki ve sorumluluk alanına dair yetkin ve anlamlı işlere koyulmak olmalıdır. Kaybedecek bir saniyemiz dahi bulunmamaktadır.
Bilgisinin, görgüsünün ve öngörüsünün yetiştiği alan ne ise orada hepimiz en doğrunun, en iyinin, en haklının, en adilin peşine düşmeli ve bunu birbirimizden de en üst düzeyde talep etmeliyiz.
Bu bağlamda mevzilerimize sahip çıkmak daha bir önem kazanıyor. Bilhassa millet olarak bizi biz yapan milli ve manevi değerlerimiz ve bu değerlerimizi aktarmanın en etkili aracı olan eğitim yaklaşımları üzerinde daha bir titizlikle durmalıyız.
Hal böyle iken üzülerek takip etmekteyiz ki, bu topluma öncülük etme mevkiinde olanlar, hatta klasik alışkanlıkla kendilerini hala devletle özdeşleştirenler türlü bahanelerle değerlerimizle bir kavganın içindeler. Bir takım tarihsel yaklaşımları ve kimi kavramları adeta evrensel değerler olarak dayatmakta ve bu konularda en ufak bir farklı bakış açısına dahi tahammül etmemektedirler. Değerlerin ideolojik bir dayatma aracı olarak kullanılması asla kabul edilemez.
Bu dayatmacı, tek tipçi, bilim dışı, hodbin, nobran anlayışla toplumumuzun geleceğe yürümesi mümkün olamaz. Bilakis, Cumhuriyetin öncü ideologlarından vatan şairi Namık Kemal’in veciz ifadesiyle, “Barika-i hakikat müsademe-i efkardan doğar”.
Herkes bilmelidir ki ihtiyacımız olan şey, meseleleri sükunetle ele almak, neye mal olduğuna bakmaksınız tarihimizle gerçek bilgiye dayalı olarak sahici bir şekilde yüzleşmek ve insanlığın içine düştüğü ve boğulma noktasına geldiği anlam bunalımına bir çözüm üretmektir.
Elbette bu ihtiyacın karşılanabileceği en önemli mecra eğitimdir. Ve bir milletin yönünü iyi ya da kötü yönde belirleyen de geliştirip uyguladığı eğitim felsefesi ve sistemidir. Bu alanda ne yazık ki çok iyi durumda değiliz. Anlamsız bir 12 yıllık kesintisiz eğitim uygulaması nesillerimizin heder olmasına neden olmakta, gençlerimizde anlam krizlerini derinleştirmektedir. Teknofest çalışmalarının yüreğimize bir miktar su serptiğini teslim etmeliyiz, ama bunun yeterli olmadığını da açıkça tartışabilmeliyiz.
Oysa milletimizin kendi değer yargılarını ve tarihten süzülerek gelen inanç, kimlik ve kişiliğini ifade eden, koruyan ve geleceğe taşıyan nitelikli ve üretken bir eğitim sistemine ihtiyacı vardır.
Bu bağlamda eğitimden kastettiğimiz şey, ideolojik şartlandırma yoluyla yeni nesilleri kurşun askere çevirecek bir mekanizma değildir. Eğitim, insanın yaratılıştan getirmiş olduğu fıtri değerlerle uyumlu olacak şekilde varlığın anlamını doğru kavramasını ve hayatını fayda üretmek üzerine inşa etmesini sağlayacak bir rehberliktir.
Diğer taraftan eğitim, ahlakın öncülük ettiği bilgi edinme sürecidir de aynı zamanda. Ahlaki değerleri öncelemediğimiz, insanın fıtratını göz ardı ettiğimiz her durumda karşımıza bilgi yönünden çok donanımlı ama yeni doğan çocuklara dahi acımayan, teknolojik açıdan yetkin ama bu teknolojiyi Filistinli mazlumları soykırıma uğratmak için kullanmaktan çekinmeyen, yeraltı zenginliklerine sahip ama kutsal beldelerin figürlerini sefih eğlencelerine meze yapmaktan utanmayan, güya milliyetçi mukaddesatçı ama yerinden yurdundan edilmiş olan göçmenleri düşman olarak kodlayarak insanlık değerlerini ayaklar altına alan alçaklar, katiller, zalimler, gafiller çıkacaktır.
Olan biten her şeyde, iyi ya da kötü mutlaka bir payımız olduğunu; yanlışlara sessiz kalarak onların ancak daha da büyümesine sebep olacağımızı; söylediğimizle değil yaptığımızla bir değer kazanacağımızı aklımızdan çıkarmamalıyız.
Ziya Paşa’nın dediği gibi, “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.”
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir