BASK Çorum İl Temsilcisi Hayati Çam, demokrasiye yalnızca bir gün değil her zaman sahip çıkılması gerektiğini söyledi.
15/16 Temmuz 2016 Gecesinde; başta TBMM olmak üzere önemli devlet kurumlarının ve darbeye cansiperane direnen vatandaşların ve güvenlik güçlerinin üzerine kurşunlar, bombalar yağdıracak, 248 kişiyi şehit edecek, 2 bin kişiden fazla vatandaşımızı silahlarıyla, zırhlı araçlarla yaralayacak denli alçaklaşanlar, hepimizin, en çok da siyasilerin “iyi niyet”inden “gaflet ve dalalet”inden azami ölçüde faydalanmıştır.
FETÖ adlı paralel devlet yapılanması kapsamında, 120 binin üzerinde kamu görevlisinin işine son verilmiş, yaklaşık 25 bin kişi açığa alınmış ve 50 bin civarında tutuklama gerçekleştirilmiş olması üzerinde mutlaka düşünmek gerekir. Kanlı örgüt; tüm ulusal sektörlerde yapılanmasını sağladığı gibi uluslararası alanda da hatırı sayılır ve Türkiye’nin başını ağrıtacak ilişkiler kurabilmiştir.
Bu ağın devlet aygıtından en küçük zerresine kadar hukuk içinde temizlenmesi, devletin bekası için elzemdir. BASK olarak gözden kaçırılmaya çalışılan bir hususa dikkat çekmek istiyoruz: Anılan örgüt Devletin en stratejik kurumlarına bile rahatlıkla sızabilmiş, bürokrasinin kilit noktalarında yığınak yapabilmiştir. Hakim ve savcıların üçte birinden fazlasının, general ve amirallerin yarısının, yanı sıra Anayasa Mahkemesi üyesinden valilere, polis memurundan emniyet müdürlerine, öğretmeninden üniversite öğretim üye ve görevlilerine kadar bürokrasinin her alanına sızabilmiş olmaları, kamu bürokrasisini alenen yönetir konuma gelebilmeleri ibret ve dehşet vericidir. 15 Temmuzda Türkiye uçurumun kenarından dönmüştür.
KAMU İDARESİNDE EHLİYET VE LİYAKAT
Üzerinde derin derin düşünmemiz ve tedbir almamız gereken iki husus vardır: Bunlardan birincisi; artık bir evrensel ilke olan ehliyet ve liyakat kuralının hayata geçirilmesidir. TBMM FETÖ ve 15 Temmuz Darbe Girişiminin Araştırılması Komisyonu Ön Taslak Raporu’nda da belirtildiği gibi, kamu kurumlarına eleman alınması, görevin gerektirdiği ehliyet ve liyakat kuralına bağlanmalı, görevde yükselmeler için de bu kriterler geçerli olmalıdır.
Anayasanın 128 inci maddesindeki “Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir” hükmüne rağmen 35 yıldır anılan kanunun çıkarılmamış olmasının izahı yoktur. Ortada yasal düzenleme olmayınca ve adı ne olursa olsun siyasi iktidarların merkez ve yerel uzantılarının baskısından kurtulmak için üst düzey kademe yöneticilerinin iktidarların keyfi tasarrufuna bırakılması FETÖ tarafından fırsat olarak kullanılmış, üst düzey yöneticilerle paralel devlet yapılanması gerçekleştirilmiş, böylece 15 Temmuz hain darbe girişiminin kilit taşları döşenmiştir.
DEVLETE, DEMOKRASİYE VE ANAYASAYA SADAKAT YEMİNİ
İkinci husus; giderek büyüyen ve Türkiye’yi tehdit eden ahlaki zafiyet açığıdır.
Birçok mesleğin kendi etiği ve yasal yükümlülüğünü belirten meslek yemini vardır.
Milletvekillerinden Cumhurbaşkanına, askeri ve polisinden her düzeydeki devlet memuruna kadar kamu hizmetinde çalışanların göreve başlarken veya adaylık dönemini tamamlayıp asalet tasdikini müteakip yaptıkları bir Devlete ve Anayasayasadakat yemini vardır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına sadakatle bağlı kalınacağına ve milletin hizmetinde Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını sadakatle uygulanacağına ilişkin bu sadakat yeminine bağlı kalınmamasını, namus ve şeref üzerine edilen yemine ihanet edilmesini, dahası alçakça gerekçelerle “takiye” yapılmasını anlamak mümkün değildir. Aynı şekilde; yeminini bozanların takip edilmemesi ve cezalandırılmaması, bu hususta yaptırımların disiplin hükümleri veya Türk Ceza Kanunu’nda yer almamış olmasını da kabul edemeyiz.
Üstelik, sözleşmeli personelin, adaylık süreçlerinin olmaması gerekçesiyle sadakat yemininden muaf tutulması ayrı bir handikaptır.
Unutulmamalıdır ki; 15 Temmuz darbesinin önlenmesini Devlete ve Anayasaya sadakat yeminine bağlı ve sadık kalanlara ve darbeye direnenlere borçluyuz. BASK olarak; 15 Temmuzun yıldönümü münasebetiyle; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 6 ıncı maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, Atatürk İnkılap ve İlkelerine, Anayasada ifadesi bulunan Türk Milliyetçiliğine sadakatla bağlı kalacağıma; Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını milletin hizmetinde olarak tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup bunları geliştirmek için çalışacağıma; insan haklarına ve Anayasanın temel ilkelerine dayanan milli, demokratik, laik, bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.” şeklinde yer alan yeminin tüm kamu hizmetinde çalışanları kapsayacak şekilde ilgili yönetmeliğe uygun olarak tüm Türkiye’de ve aynı günde tekraren yapılması ve yemine ihanetin yaptırıma bağlanması hususunda hükümete çağrıda bulunuyoruz. Bugün vesilesiyle, hayatını kaybeden demokrasi şehitlerimize bir kere daha Cenab-ı Hak’tan rahmet, milletimize baş sağlığı, gazilerimize sağlıklı ve mutlu ömür diliyoruz. Demokrasimiz daim, adaletle koruduğumuz Cumhuriyetimiz baki olsun.”
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir