Çalıştay başladı, 34 sanatçı katıldı
Çalıştay başladı, 34 sanatçı katıldı
20:51‘Yürüyelim arkadaşlar’ diyerek CHP’den istifa etti
‘Yürüyelim arkadaşlar’ diyerek CHP’den i...
20:17Balçık futbolcularla buluştu, ve…
Balçık futbolcularla buluştu, ve…
19:16Rıza Malatyalı vefat etti
Rıza Malatyalı vefat etti
Özgür-Der Çorum Şubesi’nin 2019-2020 seminer programları kapsamında bu hafta ‘Eleştiri ve Özeleştiri Zorunluluğu’ konusu değerlendirildi.
Özgür-Der Çorum Şubesi’nin 2019-2020 seminer programları kapsamında bu hafta ‘Eleştiri ve Özeleştiri Zorunluluğu’ konusu değerlendirildi.
Eleştiri ve özeleştiride neyi hedeflemeliyiz, eleştiride üslup ve ölçü, siyasal eleştiri kültürü gibi başlıkların ele alındığı semineri Doç. Dr.Adnan Yalçınkaya ve Faruk Sildir sundular.

Özeleştirinin ilk adımı düşünmek, kendini bilmek, kendini tanımak olduğunu hatırlatarak sözlerine başlayan Adnan Yalçınkaya, Kur’an’da çokça vurgulanan düşünmez misiniz? akletmez misiniz? vurgularına atıfda bulunarak, özeleştirinin bireyi durağan olmaktan çıkarıp aktif hale getirdiğini söyledi. Özeleştiri ile insanın sürekli kendini yenileme çabası içerisinde olacağını, günahları görerek, hatalardan dönebileceğini belirterek, insanın kendi kusurlarını görmesinin bir basiret işareti olduğunu, kendini kusursuz sanmanın en büyük kusur olduğunu, kusursuz olmaya gayret etmenin ise bir insanlık vecibesi, bir kulluk şuuru olacağını ifade etti.
Özeleştirinin çok yaygın ve etkili olmamasının dinî ve ahlaki kusurdan kaynaklı olduğuna dikkat çeken Yalçınkaya; bunun giderilmesinin ise sağlıklı bir din ve ahlak eğitimi ile mümkün olabileceğini, bu anlamda özeleştiri ve eleştiriden yoksun bireyler ve yapılarda özgüven eksikliği olduğunu belirtti. Yalnıçkaya, “İnsanın kendi hatalarını, eksiklerini tespiti kadar tamiri de önemlidir. Tamir için de irade ve kararlılık gerekmektedir. Fert ve toplum planında değişim ve gelişimi sağlayanlar, sağlam durum tespiti yapanlar; tenkit, tahlil ve tahkik kabiliyeti olanlardır” diye konuştu.
GÜZEL ÖĞÜT KÖTÜ HUYU RUHUNDAN ÇIKARIR
Kalabalık bir toplumda yaşadığımızı ve insan sayısı kadar farklı fikir olmasının doğal olduğuna dikkat çeken Yalçınkaya; “Aynı din, mezhep ve cemaatte de olsa düşünceler farklılaşabilir, insan doğası gereği masum değildir, düşünce ve pratik hayatta hata yapabilir. Müslüman şahsiyet sadece kendi gelişimini değil diğer kardeşlerinin ve insanlığı gelişimini de önemsemelidir. ‘Emri bil maruf nehyanil münker’ sorumluluğunu hatırlanmalıdır. Güzel söz yılanı deliğinden çıkarır,“güzel öğüt kötü huyu ruhundan çıkarır.” Dedi.
Kur’an’da güzel öğüt ve söz söylemenin tavsiye edildiğini belirterek, eleştiride dikkat edilmesi gerektiğine değinerek, “Eleştirinin temeli sağlam olmalı, gerçek bilgiye dayanmalı. Eleştiride ölçüyü elden bırakmadan gerektiği kadar yapılmalı. Sakındırma ve düşündürme ifadeleri kullanılarak, direkt hatayı söylemek yerine, doğrusu önerilmeli ve ciddi bir handikap olan hasede de dikkat edilmeli” dedi.
Yalnıçkaya Cengiz Aytmatov sözünü hatırlatarak “Sen kendini biliyorsan, bil ki kendini bilmezlerin söyledikleri anlamsızdır. Unutma gereksiz eleştiri sadece gizli hayranlıktır.” İfadelerine yer verdi.
Kişinin makamı, mevkisi ve sıfatlarının eleştiriye mani olması ve kişilerin kutsanmaması gerektiğini belirten Yalçınkaya, “Müslümanlar arasında eleştiri kültürünün yaygınlaşması, fikir ve ifade hürriyetinin gelişmesine katkı sağlayacaktır, eleştiri her zaman sözle değil, hal ve hareketlerimizle de ifade edilebilir.” Dedi.
Siyasal eleştiri ve taleplerin bir ülkenin daha yaşanabilir olmasına katkı sağlayacağını hatırlatan Faruk Sildir de, “Politik eleştiriler şiddete başvurmadığı ve dayatılmadığı sürece kabul edilebilir ve makul görülmelidir. Hoşgörüsüz bir ideoloji ve siyasal kültür, ayrıca; her türlü siyasi eleştiriyi düşmanlık ve hainlik olarak görmek sivil toplumun, insan zihninin ve özgür düşüncenin gelişimine en büyük engeldir.” Dedi.
Program soru ve cevaplarla sona erdi.