Tek tek anlattı, ‘İnşallah bu son olur’ dedi

Hitit Üniversitesİ Öğretim Üyesi ve Maden Profesörü Vedat Deniz, Bartın’ın Amasra ilçesinde yaşanan grizu patlamasını değerlendirdi.

31 Ekim 2022 Pazartesi 22:45
Tek tek anlattı, ‘İnşallah bu son olur’ dedi

Hitit Üniversitesi, İş Sağlığı ve Güvenliği Öğretim Üyesi ve Maden Profesörü Vedat Deniz, Bartın’ın Amasra ilçesinde yaşanan grizu patlamasını bilimsel bakış açısıyla değerlendirdi.

Prof. Dr. Deniz, Bu tür sorunların ve faciaların son bulabilmesi için çözüm odaklı projelere başta devletin ve tüm kömür üreten şirketlerin destek vermesi şarttır. İnşallah bir daha böyle acı bir facia ile karşılaşmayız ve bu son olur.” dedi.

İşte o açıklama:

‘Grizulu Kömür Ocaklarında İyi bir Havalandırma Sistemi ve Çalışanların Tecrübesi Kazaların Önüne Geçmesinde En Önemli Unsurdur.’
Grizu, metanla ile havanın karışımını ifade eder. Grizu patlaması, maden içerisindeki havada % 4 ile %15 oranında metan gazı bulunduğu durumlarda ancak gerçekleşebilir.


Tam patlama oluşumu %9,5’luk metan konsantrasyonunda meydana gelir. Fakat bu konsantrasyonda kendi kendine patlamaz ve yanmaz, patlayabilmesi için mutlaka bir ateş kaynağı ile temas etmiş olmalıdır.


Ocak havası içerisindeki metan oranını tespit etmek için son 50 yıldır farklı tiplerde gaz ölçerler (el tipi detektör veya merkezi kontrollü sensörler) ile tespit edilebilir. Fakat, gaz ölçer aletlerinin belirli periyotlarda doğru çalışıp çalışmadığının kontrol edilmeleri çok önemlidir.
Kimyasal formülü CH4 olan metan; renksiz, kokusuz ve tatsız bir gazdır. Dolayısıyla insanlar tarafından fark edilemez. Metan zehirli bir gaz olmayıp, ancak ortamda yüksek konsantrasyona ulaşan metan gazı havanın oksijen miktarını azaltır ve insan üzerinde önce baş ağrısı sonrada boğucu özelliği gösterir. Bugün evlerimizde kullandığımız Doğalgaz’ın %80-90’ı metan içerir. Doğalgaz dağıtıcıları gaz kaçağının insanlar tarafından fark edilmesi için gaz içerisine sarımsak kokusuna benzer bir koku ilave etmişlerdir.


Başta kömür olmak üzere organik maddeler metan gazı üretir. Kömür’ün bünyesinde C, N, S, H, O gibi elementler içerir ve zamanla karbon (C) ve hidrojen (H) ile reaksiyona girerek metan (CH4) gibi gazlar çıkarırlar.

4
Dolayısıyla, metan kömürün bünyesinde var olan ve kendi kendine sürekli ürettiği bir gazdır. Önemli olan metan’ın varlığı değil, metan’ın ocak içeriğinde yayılmasını ve kritik seviye olan metan oranının %4’ün üzerine ulaşmasını engellemektir.

Aslında, geçmişte olduğu gibi vahşi depolanan çöp alanlarında da metan (CH4) gibi gazlar çıkar. 1993 yılında İstanbul-Ümraniye de Hekimbaşı çöplüğü diye bilinen çöplük alanında 39 kişinin ölümüne (12 kişinin de cesedine ulaşılamamıştır) sebep olan metan gazı patlaması olayı yaşanmıştır.


Amerika ve Almanya’da 40 yıldır kömür ocaklarında metan gazı patlaması olmamaktadır. Fakat, 2014 yılında Almanya’da tamamen kapalı bir ahırda ineklerin midelerinde metan üretmeleri ve geğirmeleri sonucu dışarı attıkları gazın ahırda yeterli konsantrasyona ulaşarak metan gazı patlaması meydan gelmiştir. Bugün, sera gazlarından biri olan metan gazını atmosfere yayılmasının en çok nedeni büyükbaş hayvanlardır.

PEKİ METAN KÖMÜR OCAĞI İÇERİSİNDE NASIL YAYILIR?

Metan yeraltı maden işletmelerinde 2 şekilde maden havasına yayılır:

Kömürü kazarak çıkarırken ocak içerisine metan yayılması; kömürü ocaktan çıkarmak için el ile veya makineler ile kazarken kömürün bünyesindeki gözle görülemeyen gözenekler içerisinde var olan metan gazı doğal olarak ocak içersine yayılır. Bazen, küçük çatlakları içersinde biriken metan daha fazla ocak içersine yayılır. Bu durumu kontrol etmek için, kömür ocağına havalandırma sistemleri ile yeterli miktarda hava basarak ve havanın çıkış tarafında ise havayı emerek dışarı atılarak metanın %4’ün üzerine çıkması engellenir ve metan miktarı kontrol edilir.


Ayrıca, yasalarımızda kömür ocağı içerisinde %2 metan oranına çıktığında çalışanlar ocaktan çıkartılmak zorundadır. %1.5’un üzerine çıktığında otomatik olarak elektrikli aletlerin sigortalarının kapatılması zorunludur. %1’ün üzerinde ise patlayıcı kullanarak yapılan kömür üretiminde metan oranı %1’in altına inene kadar patlatma yapılamaz. Dolayısıyla, iyi bir havalandırma sistemi ve metan oranı takibi ile ocakta grizuyu kontrol etmek mümkündür.

2-Kömür damarının kırık ve ezik bölgelerinde birikmiş olan metanın ani metan çıkışı veya püskürmesi (degaj) ile ortama yayılır. TTK Amasra işletmesinin -300 ve -350 kotları için 2019 yılındaki Sayıştay raporunda Degaj sorununa dikkat çekilmiştir.

Yüksek metan oluşumunu yaratan ocaklarda bu durum çok sık görülür. Degaj tehlikesi olan kömür ocaklarında uzun ayak (kömür üretilen bölgenin adı) içerisinde metan oranı aniden %4’ün üzerine çıkabilir ve bu esnada bir patlatma işlemi, bir elektrik arkı veya bir metalin metale veya taşa sürtünmesi sonucu oluşacak kıvılcım gibi herhangi bir ateş kaynağı ile grizu patlaması gerçekleşebilir. Gelişmiş ülkelerde degaj tehlikesi olan kömür ocaklarında; yeryüzünden ocak içersine yapılacak deşarj (dışarı almak veya atmak) sondajlar ile kömür üretimine geçilmeden önce dışarı atılması sağlanır. Hatta, buradan çıkarılan metan gazı enerji santrallerinde kullanılmak üzere değerlendirilir.


Ülkemizde ise; deşarj sondajlarının yatırım maliyetinin yüksek olduğu gerekçesi ile tercih edilmemektedir. Genellikle ya hiç bir şey yapılmamakta ya da ocak içersinde 8-12 m uzunluğunda sondajlar ile metanın ocağın içerisine aniden yayılmasını engellenmeye çalışılır ve yavaş yavaş yayılmasına izin verilerek havalandırma sistemi ile metanın kontrollü bir şekilde dışarı atılması sağlanır.

Tüm Yeraltı Maden İşletmelerinde en önemli konu havalandırmadır. Grizulu kömür ocaklarında ise havalandırma çok daha da önemlidir. Havalandırma sistemi kapasitesi çalışan sayısına göre belirlenir. Ayrıca, havalandırma sitemi hem üfleme hem de emiş yapabilme özelliğine sahip olmalı ve belirli periyotlarda bakımlarının yapılması gereği vardır.

Bartın Amasra’da gerçekleşen olayın nedeni, AFAD tarafından ilk önce elektrik trafosu kaynaklı olduğu belirtilmiş olsa da, sonrasında GRİZU patlaması olduğu duyurulmuştur. Kömür ocaklarında grizu patlaması sonrasında esas tehlike ardışık kömür tozu patlamalarıdır. Nitekim Amasra’da birden fazla patlamadan bahsedilmektedir. Dolayısıyla, grizu patlaması sonucu oluşan hava şoku ile ocak içerisinde bulunan kömür tozları havaya kalkmakta ve havada bir toz bulutu halinde iken bir ateş kaynağı ile buluştuğunda grizudan daha şiddetli patlama meydana gelir. Bartın’da da oldukça fazla sayıda can kaybı olması (41) buna işaret etmektedir. Kömür tozları patladığı gibi tüm organik maddelerin hepsi (Un, talaş tozu v.b.) havada (sis gibi) belirli bir konsantrasyona ulaştığında bir ateş kaynağı ile patlar.


Kömür tozu patlamaları da kontrol edilebilir. Bunun için kömür tozlarının havaya kalkmaması için su ile ıslatılabilir veya ocak tavanlarına plastik torbalar içersinde su bariyerleri ile toz havaya kalkmadan tabanda ıslatılmış olarak tutulabilir. Bir diğer yöntem de ocaktaki kömür tozlarının üzerilerine kireçtaşı tozu dökerek patlama etkisi durdurulur veya azaltılabilir.

Her kömür ocağında teknik anlamda hem grizu hem de kömür tozu patlamalarının önüne geçebilecek çözüm yöntemleri vardır. Türkiye’de Maden Mühendisliği eğitimi almış mühendislerin hepsi grizu ve kömür tozu patlamalarına nasıl önlenebileceği bilinir. Önemli olanın, Dünya’da bilinen ve uygulanan tekniklerin ülkemizde de uygulanıp uygulanmadığıdır. Ayrıca, iş yeri sahipleri tarafından çalışanlarına işin ciddiye alınması gerektiği ve sürekli şartların kontrol edilmesi anlayışının verilmesine bağlıdır.

Yeraltı kömür madenciliği en tehlikeli iş kolu olduğu Dünya’ca bilenen bir gerçektir. Ayrıca, tüm iş kollarında olduğu gibi ustalığın ve tecrübenin kazaların ortaya çıkmasını engelleyen önemli bir unsur olduğu bilinir. Dolayısıyla, kömür madenlerinde aynı vardiyada ve hazırlık çalışmalarında çalışanların çoğunun tecrübeli işçilerden tercih edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, tüm iş kollarında olduğu gibi çalışan sayısının az olduğu durumlarda da İş Sağlığı ve Güvenliğine olumsuz etki yaratacağı da bilinir. İş yükünün fazla olduğu iş yerlerindeki çalışanların aşırı yorgunluk ve dikkat dağılması sonucu kaza risklerini artıracağı da her kez tarafından bilinmektedir.

Amasra da 41 can veren işçilerin çoğunun 22-36 yaş aralığında olmaları tecrübe ve ustalık düzeyi açısından olayın olmasına olumsuz katkı etmesi beklenir. Ayrıca, son 5 yıldır Sayıştay ve Çalışma Bakanlığı teftiş raporlarında da belirtildiği üzere, olması gerek çalışan sayısının neredeyse yarıya düştüğünü ve bu durumunun İş Sağlığı ve Güvenliğine olumsuz etki yaratacağı da belirtilmiştir. Her bir çalışanın iki kişilik iş yapması sonucu, aşırı yorgunluk ve dikkat dağılması sonucu kaza risklerini artıracağı her kez tarafından bilinmektedir.

Bugün en tehlikeli iş kollarından birisi kullanılan silah ve ekipmanlar açısından askerliktir. Askerlik, hem geniş bir yaş aralığında (18-65 arasındaki yaşlarda olan kişiler) olan kişilerin bir arada olması hem de geniş bir eğitim düzeyi yelpazesine sahip (okuma-yazma bilmeyenden Üniversitede öğretim üyesine kadar) toplulukta gerçekleşmesine rağmen tüm Dünya’da en az iş kazasının olduğu iş koludur. Bu başarı, sürekli risk analizleri yapmak, yapılanları denetlemek ve tatbikatlar yapmaktan geçer.

Sonuçta; Amasra’da gerçekleşen grizu patlaması özelinde, yetkililer tarafından teknik bilgi henüz bilim insanları ve toplum ile paylaşılmamıştır. Konu paylaşılırsa, nerelerde eksik yapıldığı bilimsel olarak tartışılabilir. Diğer taraftan, Dünya’da gelişmiş ülkelerin çoğunda grizu patlaması sorunu çözülmüştür. Son kırk yıldır, ABD, Kanada ve Almanya gibi gelişmiş ülkelerde grizu patlaması yaşanmamaktadır. Türkiye’de ise maalesef 40 yılda grizu patlaması sebebiyle 678 can kaybı gerçekleşmiştir. Günümüzdeki madencilik sektöründeki teknolojik gelişmeler sayesinde güvenli bir madencilik yapmak mümkündür. Gelişmiş ülkelerde iş kazaları madencilik sektöründen daha çok diğer sektörlerde olmaktadır. Bu konuda ülkemizde madencilik alanında yetkin bilim insanlarına ve maden mühendislerine sahibiz. Bu tür sorunların ve faciaların son bulabilmesi için çözüm odaklı projelere başta devletin ve tüm kömür üreten şirketlerin destek vermesi şarttır. İnşallah bir daha böyle acı bir facia ile karşılaşmayız ve bu son olur."

Son Güncelleme: 01.11.2022 12:55
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet 2022-11-01 14:00:33

Hocam haklısınız da bunun için öncelikle liyakata dikkat edilmesi lazım. Tüm yönetici kadroları parti veya vakıf listelerinden giderse liyakat kalmaz. Mesela şöyle bir örnek vereyim, BOTAŞ'ın Marmara Bölgesi sorumlusu yüksek okul mezunu. Mühendislerin olması gerektiği yerde konuyla alakasız kişi yetkili. Diğer taraftan son kazada da daha önce kaza geçmişi olan kişi yetkili olarak çalışıyordu. Kazaya sebep olan kişiyi ödüllendirip daha yüksek makama getirirsen bu artık kaza bile değil kasıttır!

Avatar
Uyarmış 2022-11-01 21:05:49

Aslında hoca bilirkişinin yerinde incelemsi ile ortaya koyduğu raporu belirtmiş...Bilimsel öngörü

Avatar
Vay be... 2022-11-02 01:21:54

Almanya'da İnekler metan çıkarıyormuş ve kömür madenlerinde değilde böyle kömik vaka da metan patlıyormuş. İlginç bir durum, biz daha bu konulara bile eğilemedik