Bir arkadaşım, “referandum yaklaşıyor, ne olur sence?” diye soruyor.


Zihnimde Sultan Alparslan’ın 27 bin askeriyle, Bizans topraklarında ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri arasındaki konuşmalar belirliyor.


-300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor.


-Telaş etme, biz de onlara yaklaşıyoruz.”


Bu anekdotu hatırda tutarak “ne olur?” sorusuna cevap aramak lazım.


AK Parti tek başına girdiği 11 seçimden zaferle çıkmış bir parti. Ağırlıklı olarak yöneticileri yüzde 7’lerde siyaset yapıp AK Partiyi kurarak yüzde 50’leri aşmış kadrolara sahip. Üstelik bu sefer MHP ile birlikte hareket ediyor.


Yarın bir seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz şeklindeki anketlerden üç aşağı beş yukarı yüzde 52 AK Parti, yüzde 12 MHP şeklinde sonuç çıkıyor. Yüzde 1’e karşılık gelecek diğer partileri de hesaba katacak olursak; yüzde 65 evet bloku, yüzde 35 hayır bloku söz konusu oluyor.


Yapılacak referanduma yönelik anketlerde ise kabaca yüzde 45 evet, yüzde 40 hayır, yüzde 15 kararsız ve sandığa gitmeyi düşünmeyenler şeklinde bir sonuç çıkıyor.


Peki ne oluyor da hayırcılar yüzde 35’i blok halinde tutup bir de 5 puan evet bloğundan destek alıyor. Diğer yönden ne oluyor da yüzde 5’i evetçiler hayırcılara kaptırıyor ve yüzde 15’i kararsızlıktan evete henüz yönlendiremiyor.


Hayırcı yüzde 35’lik blok, kimi zaman aidiyet duygusuyla, kimi zaman eski Türkiye özlemi ile kimi zaman ise Recep Tayyip Erdoğan karşıtlığı ile yekvücut hareket ediyor. Onlara ilave olan yüzde 5’lik kesimi de MHP’li taban olarak kabul edelim.


Elbette saikleri ve niyetleri ne olursa olsun, demokratik haklarını kullanıyorlar. Bu durumun tetkiki yazımızın dışındadır.


Ortaya koymaya çalıştığımız fotoğraftan anlaşılacağı üzere bu referandumun sonucunu belirleyecek olan yüzde 15’lik kararsızlar ordusudur. Bu grup ise AK Parti tabanıdır.


“Vatanseverlik-sevmezlik tarzı keskin söylemler, “bu sefer doğru karar vermezseniz bir daha size sormazlar” tarzı romantik söylemler hem evet seçeneğinin oy oranını yükseltmekte hem de toplumsal huzur açısından takdir edile ki pek de uygun değil.


Hayırcı blokun yumuşak söylemi kararsızların kararını hayıra doğru yönlendirebilir.
Evet yönünde çalışma yapacakların kucaklayıcı ve ikna edici bir üslup kullanması evet potansiyeline daha yakın duran kararsızları olumlu etkileyeceklerdir.

Doğan görünümlü şahini anımsatır, evet görünümlü hayırcılar tarzı nitelemeler, hayırcıların çalışmalarına sekte vurmak düşüncesi ile salon vermeme, elektrik kesme gibi kraldan çok kralcı antidemokratik yaklaşımlar evete zarar verir.


Hayırcılara yönelik mağduriyet oluşturmamak gerekir. Unutmayalım ki halkımız mağdurdan yana daha kolay tavır alır. Getirdiğimizin doğruluğuna yönelik inancımız var ise tartışmaktan insanların aklına hitap etmekten korkmamamız lazım.


Bu işi sadece Recep Tayyip Erdoğan’ın omuzlarına bırakmakla olmaz.


Bu işi Devlet Bahçeli’nin ikna edici açıklamalarını duymadan olmaz.


Referandumun çok şey olduğunu unutmadan ama her şey haline getirmeden çalışma yapmak lazım.


Duyguları kamçılayan bir söylem değil; fikri, aklı ve sağduyuyu içeren bir söyleme sahip olmak lazım.


Beka endişesinin dile geldiği bir ortamda kimseyi ötekileştirmeden, referandumun 16 Nisana kadar olduğunu hayırcılarla aynı topraklarda ilelebet yaşamaya devam edeceğimizi unutmadan sorunlu değil, sorumlu hareket edelim.


Kendi değerlerimize göre bir şehrin fethi bir gönlün fethi gibi olmalıdır. Kırmadan dökmeden…


Nereye vardığımızdan çok nasıl ve ne şekilde vardığımızdır önemli olan.


Yanlış yoldan doğru yere varılmayacağı aşikar.


Yazımızın başındaki arkadaşımın “referandum yaklaşıyor, ne olur sence?”  sorusunu Sultan Alparslan’dan mülhem sorumluluklarımızın bilincinde olarak aynı sözle cevap verelim.


-Telaş etme, biz de ona yaklaşıyoruz.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
müslüm akkuş 2017-03-15 23:53:58

sayın yaşar--referanduma evet diyenlerin ortak bir özelliği var.değişiklikleri savunamıyorlar.biliyorlarki savunacak tarafı yok.dünyada buna benzer bir sistemde yok.diyecekleri bir şey olmayıncada hayır diyenleri terörist vatan haini erdoğan düşmanlığı ile niteliyorlar.erdoğan beğensekte beğenmesekte t,c.tinin cumhurbaşkanı.sayın erdoğana muhalefeti düşmanlık olarak nitelemek yanlış.hayır diyen birisi olarak ne teröristim,ne vatan haini nede cumhurbaşkanına düşmanım.
hollandaya haklı olarak kızıyoruz.memleketlerinde evet mitingi yaptırmadı diye.ama ülkemizde hayır diyenlere salon verilmiyor.verilen salonlar iptal ediliyor.devletin tüm olanakları iktidar tarafından kullanılıyor.referandum sonucu sizin hesabınızla diyelimki yüzde 60 evet yüzde 40 hayır çıksın.peki yüzde 40 nüfusumuzun 32 milyonunu ifade eder .şimdi bu 32 milyon insan terörist ve vatan hainimi olacak.bu millete büyük bir iftira değilmi.biran önce bu söylemler terkedilmeli.cumhurbaşkanı 80 milyonun cumhurbaşkanı olmalı.

banner182

banner110