Bir şeyin hepimiz için aynı anlamı ifade etmesi pek mümkün olmaz. Seyrettiğimiz bir futbol maçında gol atan bizim takımsa bizim için sevinç diğer takım taraftarları için üzüntü anlamı taşır. Girilen bir seçim sonrası adaylar demokrasi kazandı deseler de hakikatte kazanan ve kaybedene göre değişik duygular ihtiva eder.

Seyrettiğimiz belgesel programlarda konu bir ceylanın doğumu büyümesi ise aslanlara av olmamasını arzularız. Avlanırsa yüreğimiz burkulur. Üzülürüz. Eğer program bir aslanın yetişmesini avlanmasını anlatıyorsa ceylanı yakalaması bizi sevindirir.

Eğer bir ihale bize kaldıysa iyidir. Kalmadıysa sonuç kötüdür. Kazandığımız davaya ilişkin söylemimiz, adaletin yerini bulduğudur. Kaybetti isek adalet kalmamış hukuk haksızları koruyor diye söyleniriz.

Bizim olan en iyidir. Bu iyilik sonuç getirmiyorsa, muhakkak haklı bir gerekçemiz vardır. En azından hakkımızı yemiş olurlar. Çoğu zaman taşlar yerine oturmamış olur.

Deniz yanarsa ancak kaybederiz diye emin olduğumuz durumlarda bile “Bu kadar da olmaz.” deriz.

Ortaokul sıralarında coğrafya öğretmenimiz İran-Irak savaşı için “Çocuklar bu savaşın sürmesi bizim için ekonomik anlamda iyidir” dediğinde hayrete düşmüştüm.

Başarının olduğu tarafta isek mutlu, yenilginin tarafıysak rahatsızız demektir.

Talebimizi en fazla hak eden bizizdir. Bu insanın bencilliğiyle olduğu kadar belki de kendisiyle barışık olma kararlılığının bir sonucudur.

Mesleklerimiz bile başka insanları mutsuz eden olaylardan beslenir. Hastalıklar çok olursa doktorlar çok kazanır. İhtilaflar çoğalırsa avukatlar, arabalar bozulur veya kaza çok olursa sanayi esnafı, ölen çok olursa mezarcılar.

Ben iki insanın dostluğunun o iki kişinin kendi aralarında kurdukları cümlelerin uzunluğu kadardır diye düşünürüm. Ama eskiler, “Dostlar bakışarak anlaşır.” diye nitelerler arkadaşlar arası suskunluğu.

Kendini tutamayan sözünü hiç tutamaz ama sözünü tutmak iyi bir insan olmanın tek göstergesi olamaz.

İnsan dostunu portakal gibi parça parça değil elma gibi bütün bir halde sevmeli.

Yani “Türk gibi başla, Alman gibi çalış, İngiliz gibi bitir.” Başlamak için bir cesaret gereklidir bitirmek için İki...

Sevmediğimiz bir insana isnat edilen kötü şey için, “Ateş olmayan yerden duman tütmez.” deriz. Sevdiğimiz insana isnat edilen kötü için diyeceğimiz şey, iftira ya dumansız ateş…

Kış, evsizler için kötü, kömür satanlar için iyidir. Yaz mevsimi, kış turizmi için ölü mevsimdir. Bahara kimsenin bir şey dediği yok. 

Devalüasyon, elimizde döviz varsa yüzümüzü güldürür. Dövize endeksli borcumuz varsa, başımızı döndürür.

“Etten zarar ediyoruz.” (Et Üreticileri Birliği)

“Et ateş pahası, yiyemiyoruz.” (Tüketiciler Derneği)

“Komşuda pişer bize de düşer” atasözü heybemizin bir yanında durur, diğer yanında, “Komşu köyün horozu vaktinde de ötse bizi uyandırmaz.” sözü.

İnsan topluluğu olarak hepimizi memnun edecek tek bir olay bulmak güç. Ortaya konan evrensel değerlerin benimsenerek hepimize huzur getirmesi de bir yere kadardır. Belki de bu görecelilik bir delilik derecesi değildir. Böylesi farklı bakışlar karşısında karamsar bir sonuç çıkarmamız da yanlış olur. 

Biz en iyisi terazinin iki gözündeki çatışan durumları dengeleyerek müşterek memnuniyet paydasını büyütmeye çalışalım.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner110