Arınmadıkça bize çıkış yok…

Gül-Der Başkanı Necat Yazıcı, bugünlerde kuşanılması gereken şeyin ‘sorumluluk ahlakı’ olması gerektiğini bildirdi.

Arınmadıkça bize çıkış yok…

Gül-Der Başkanı Necat Yazıcı, bugünlerde kuşanılması gereken şeyin ‘sorumluluk ahlakı’ olması gerektiğini bildirdi.

13 Nisan 2021 Salı 12:56
Arınmadıkça bize çıkış yok…

Gül-Der Başkanı Necat Yazıcı, Ramazan ayı mesajında bu dönemde düşünmek, tefekkür etmek ve sorgulamanın önemine dikkat çekerken, gündelik siyasetin lafazanlığını yapmak yerine iktisattan eğitime, ahlaktan bilime, siyasetten kültüre pek çok konuda yapısal sorunların tespit edilerek çözüme hedeflenilmesi gerektiğini bildirdi. Ramazan ve orucun günahlarımız ve hatalarımızla yüzleşme zamanı olduğunu hatırlatan Yazıcı, “Arınmadıkça bize çıkış yok. Bugünlerde kuşanmamız gereken en önemli şey, işte tam da bu yüzden ‘sorumluluk ahlakı’ olmalıdır.”dedi.

İşte Gül-Der Başkanı Necat Yazıcı’nın o mesajı:

Tarihin kırılma anları vardır; bu kırılma anlarında gidişatı doğru okuyanlar bir sonraki süreci şekillendirme gücüne erişecekler, kırılma anına bigane yahut seyirci kalanlar da tarihin bilinmezleri, unutulmuşları arasına atılacaklardır.
Düşünmek, tefekkür etmek, sorgulamak insanı diğer canlılardan ayıran en özel insani hasletlerdendir; ancak günlük hayatın karmaşası içerisinde bunun mümkün olması zihnin bir durup etrafını temaşa etmesine bağlıdır. O yüzden bizi durduran kimi olgular, bağrında büyük fırsatlar barındırır. Kutlu Ramazan ve oruç durağı da böyle bir imkanı bize vermektedir.

Bu kadim milletin/coğrafyanın bir evladı olarak her birimize ciddi ödevler düşüyor. Yeryüzünün bir büyük laboratuvara çevrildiği ve her birimizin iradesiz bir denek haline dönüştürüldüğü bu süreçte, gecikmeye mahal vermeksizin yapısal sorunlarımızı tespit etmeli ve gündelik siyasetin lafazanlığını yapmak yerine bu sorunların nasıl çözüleceği üzerinde düşünmeliyiz.
İktisattan eğitime, ahlaktan bilime, siyasetten kültüre pek çok konuda yapısal sorun analizi yapmak; neyin neden aksadığına dair doğru, sağlıklı, derinlikli yaklaşımlar ortaya koymak zorundayız.
Bir milletin/toplumun/kültürün en gerçekçi sermayesi nitelikli insan gücüdür. Buna yatırım yapmayan milletler için yeryüzü sofrasında garsonluktan başka bir mevkii öngörülmemektedir. Yaşadığımız problemlerin ne ahlaken, ne siyaseten ne de başka yönlerden sorumlusu gençlerimiz değildir. Bir sorun varsa bu bir “yetişkin” sorunudur. Yetişkinler kendilerine bir çeki düzen vermelidirler.

Hepimiz gerçekten evimizin önünü, kalbimizin çeperlerini, zihnimizin damarlarını, yüreğimizin kirlerini temizlemeliyiz. Başkasının günahından erdem devşirmeye çalışmak bir maharet değildir. Ramazan ve oruç, bir tezkiye ve tevbe fırsatıdır, günahlarımızla ve hatalarımızla yüzleşme zamanıdır.
Arınmadıkça bize çıkış yok…

Pandemik süreçte uç veren gayri insani ve gayri ahlaki dijital geleceğin yıkıcı etkilerinden korunmak için çareler üretmekte geç kalmaktan korkmalıyız. Bizi güçlü ve anlamlı kılan ve inançlarımızdan beslenen kadim değerlerimizi hayatın her alanında işler kılmak, küresel dayatmalara karşı en önemli savunma aracımız olmalı.

Uyanmazsak, hepimiz sermayenin/küresel şirketin bir müşterisi olmaktan öte bir değer taşımayacağız.

Zihnimizi ve kalbimizi, geçmişten geleceğe uzanan sağlıklı, adil, özgür bir perspektifle yeniden yoğurmayı başaramazsak, yeni bir kölelik, bu defaki şekliyle dijital bir kölelik çağı bizler için çok da uzak gözükmüyor.
Kimse kalkıp da karanlığa/sermayeye/küreselcilere sövmesin; kalksın da bir zahmet bir mum yaksın. Öğretmen olarak yaksın, öğrenci olarak yaksın, esnaf olarak yaksın, siyasetçi olarak yaksın, bilim adamı olarak yaksın, ev hanımı olarak yaksın, şair olarak yaksın…

Korku, kriz ve kaos atmosferi insan zihnini dumura uğratır ve mankurtlaştırır. Korku, kriz ve sürekli kaos atmosferinden beslenenlerin yol açacağı yıkımdan ise ancak bilginin ışığıyla, erdemin rehberliğiyle, sanat ve estetiğin inceliğiyle kurtulabiliriz. Bizi insan kılan en temel hasletlerimizi unutursak insanlığımız bir daha geri gelmeyebilir.

Hiçbir şey küçük değildir, küçük görülmemelidir. Ne iyilik ne de kötülük. Bilakis göz ardı edilen kötülük ve sahiplenilmeyen iyilik felaketimizin habercisi olacaktır. Bugünlerde kuşanmamız gereken en önemli şey, işte tam da bu yüzden ‘sorumluluk ahlakı’ olmalıdır”

Son Güncelleme: 13.04.2021 21:38
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.