Hitit Akademi’den çarpıcı tespitler

Hitit akademi Derneği Suruç katliamını kınadı.

Hitit Akademi’den çarpıcı tespitler

Hitit akademi Derneği Suruç katliamını kınadı.

21 Temmuz 2015 Salı 15:49
 Hitit Akademi’den çarpıcı tespitler


Hitit akademi Derneği Suruç katliamını kınadı.


Hitit Akademi Derneği Başkanı Zekeriya Işık, son dönemlerde Türkiye üzerinde dışarıda Suriye bataklığına çekmek, içerde ise Çözüm Süreci’nin baltalanarak terör çatışmaları ile yeniden kaosa sürüklemek gibi büyük bir oyun oynandığını maalesef açıkça gözlediklerini söyledi.


KCK’nın barışa ve çözüme aykırı söylemleri, Kandil’den gelen olumsuz haberler ve demeçler, HDP’den gelen buna paralel sorumsuzca açıklamalar, ABD’nin DEAŞ ile etkin mücadele için ille de Türkiye’nin Suriye’de fiili insiyatif alması yolunda kimi zaman üstü kapalı tehditlere varan baskıları, PYD’ye bu nedenle gücü ötesinde biçilen siyasi ve askeri rol, Esed’e karşı olan sert politikaların yerini nerde ise Esed ile birlikte hareket etmeye bırakması ve nihayet tek başına güçlü bir hükümet kurma şansını yitirdiği düşünülen Türkiye’ye yönelik gerek dışardan gerekse içerden bazı çevrelerce istikamet verme çabalarının var olduğunu belirten Işık, açıklamasında şöyle dedi:


“7 Haziran seçimleri sonrasında ülkede siyasi belirsizlik ve çatışma beklentisi içerisinde olan ve büyük bir hayal kırıklığına uğramış görünen güç odaklarının amaçlarına ulaşmak için her türlü yolu deneyecekleri insanlık dışı olan bu menfur terör saldırısıyla bir kez daha açıkça ortaya çıkmıştır. Hitit Akademi Derneği olarak lanetleyerek kınadığımız Suruç katliamının kamuoyu tarafından metanetle ve aklı selim ile çok yönlü bir şekilde değerlendirilmesi ve bu vahim terör eyleminin şu amaçlara hizmet ettiğinin gözlerden kaçırılmaması gerektiği kanaatindeyiz:


Bu eylemin, Türkiye’yi Suriye’ye askeri müdahale etmediği için DEAŞ ile etkin mücadele yürütmemekle suçlayan ancak ne hikmetse kendi askerlerini Suriye bataklığına göndermeyeceklerinin her fırsatta altını çizen başta ABD olmak üzere küresel güçlerin Türkiye’yi köşeye sıkıştırmalarına olanak tanıyacağı, Türkiye’de gerek Kürt gerekse Türk siyasetinin marjinal kanatlarını harekete geçirerek Çözüm Sürecine zarar vereceği, IŞİD’e karşı PKK ve marjinal Kürt çevrelerini devlete ve kamusal düzene rağmen farklı bir savunma söylem ve eylemine teşvik ederek Türkiye’de terörü meşrulaştırma çabalarına hizmet edeceği,


Suriye ve Irak’ta süren DEAŞ-PKK çatışmasının Türkiye’ye sıçramasını amaçladığı, Türkiye’ye sığınan mültecilerin her birini potansiyel bir terörist ve DEAŞ üyesi olarak algılanmalarına ve bu insanlarla Türk vatandaşları arasında bir güvensizlik ve çatışma ortamı oluşturmayı hedeflediği, DEAŞ üzerinden PKK’ya meşruiyet kazandırmak çabasında olan çevrelere ve Türkiye’ye PKK ve DEAŞ terör örgütlerinden birisini tercih ederek diğerine karşı savaşma baskı ve dayatması içinde olan iç ve dış mihrakların emellerine hizmet ettiği,


Kadrolarının binlercesi Avrupa, Avusturalya, Amerika, Kanada gibi dünyanın çok farklı ülkelerinden, etnik ve kültür çevrelerinden oluşturulmuş olan DEAŞ’ın her eyleminde Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni zan altına almak amacıyla var gücüyle çalışan iç ve dış güçlerin algı operasyonlarına güçlü argümanlar sağladığı,


Büyük bir siyasi olgunlukla devam eden koalisyon hükümeti kurma çalışmalarını baltalayarak Türkiye’de siyasi belirsizlik ve kaos oluşturmayı hedeflediği açıkça görülmelidir.


Hal böyle iken HDP kanadından daha olayın hemen ardından gelen hükümeti, devleti ve güvenlik güçlerini suçlayıcı açıklamalar, halkı silahlanmaya ve karşı bir terör grubunu meşrulaştırmaya yönelik ifadeler söz konusu amaçlara hizmet etmekten öteye gitmeyecektir. Zira bir taraftan güvenlik güçlerinin aldığı her önlemde devleti ve hükümeti otoriterleşmekle suçlayan, polise ve jandarmaya nerde ise her toplu eylemde saldırmayı adet haline getirmiş olan çevrelerin, böylesi vahim durumlar ortaya çıktığında güvenlik zafiyeti feryadıyla çığırtkanlık yapmaları büyük bir tutarsızlık ve samimiyetsizlik örneğidir


Hitit Akademi Derneği olarak giderek hassaslaştığı görülen bu dönemde şunlar yapılmalıdır.


Bir an önce sağlam temeller üzerine inşa edilmiş olan güçlü bir hükümetin kurularak ülkenin siyasi belirsizlikten kurtarılmasını, Çözüm Süreci’nin restore edilmek suretiyle güçlü bir siyasi irade ile kaldığı yerden ivedilikle sürdürülmesini,


Sayın Cumhurbaşkanımızın terörle uluslararası işbirliği içerisinde etkin bir eylem planı ile mücadele edilmesi yolundaki çağrısının artık uluslararası çevrelerce sağduyu ile karşılanarak bir an önce başta bölge olmak üzere bütün insanlığın barış ve huzuru için harekete geçilmesini,


Suriye ve Irak’ta boy gösteren terör örgütlerinin konjonktür gereği bazılarını müttefik addederek diğerlerine karşı kullanma, böylece güya kendisini riske atmayarak bu büyük problemi taşeronlara havale etme gayretleri içerisinde bulunan küresel aktörlerin, bir teröre karşı diğer terörü besleyen tutumlarının bölgede arzulanan barış ve istikrarı sağlamayacağı hatta orta ve uzun vadede vahim sonuçlar doğuracağı görülmelidir.  Şu halde Suriye ve Irak’ta kalıcı barış ve huzurun sağlanması için uluslararası işbirliğine dayanan, meşruiyet problemi olmayan legal yol ve yöntemlerle hareket edilmesini,


Sayın Başbakanımızın mecliste grubu bulunan partilerin teröre karşı birlikte ortak bir protokole imza atmak suretiyle ülkede bu yönlü güçlü bir iradenin ortaya konması önerisinin hayata geçirilmesini,


Diyarbakır’da farklı, Ankara’da farklı eylem ve söylemler içerisinde bulunan HDP’nin derhal demokrasi, barış, sevgi ve kardeşlik söylemlerinin içini boşaltan tutarsız tutum ve davranışlardan vazgeçerek çözüm sürecine zarar veren söylem ve eylemlerden uzak durmasını; hemen her terör ve şiddet olayından siyasi rant elde etmeyi gaye edinerek kolaycı politikalar peşinde olan söz konusu çevrelerin PKK ve KCK gibi terör örgütleri ile olan her türlü bağlantısını kesmesini,


bu süreçte bütün siyasi ve sivil aktörlerin yapıcı ve sağduyulu bir tutum sergileyerek Türkiye’nin bu tür menfur terör eylemlerine karşı bütün dinamikleriyle birlik ve beraberlik içerisinde olacağını dost ve düşman herkese göstermesi gerektiğini,


bütün bu eylemleri gerçekleştirmenin tarihi bir sorumluluk ve zorunluluk olduğunun bilinci ile hareket edilmesi kanaatinde olduğumuzu kamuoyu ile paylaşmayı bir görev bilmekteyiz. Bu vahim terör saldırısını bir kez daha lanetle kınıyor, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, başta yakınları olmak üzere bütün milletimize başsağlığı diliyoruz.”



Son Güncelleme: 21.07.2015 17:15
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner111

banner110