Karaman’dan sert rüşvet yazısı

Yenişafak Gazetesi yazarı Hayrettin Karaman bugünkü yazısında rüşvetle ilgili kendisini eleştirenlere bir kez daha cevap verdi...

Karaman’dan sert rüşvet yazısı

Yenişafak Gazetesi yazarı Hayrettin Karaman bugünkü yazısında rüşvetle ilgili kendisini eleştirenlere bir kez daha cevap verdi...

23 Ocak 2014 Perşembe 12:05
 Karaman’dan sert rüşvet yazısı


Yenişafak Gazetesi yazarı Hayrettin Karaman bugünkü yazısında rüşvetle ilgili kendisini eleştirenlere bir kez daha cevap verdi... 

İşte Hayrettin Karaman'ın "Bir daha yazayım" başlıklı yazısı:

Çok şükür ki, başımı önüme eğdirecek sabıkalarım yok; bu yüzden birkaç konuyu temcid pilavı gibi ısıtıp ısıtıp insanların önüne koyuyorlar; onlar da asılsız veya aslından saptırılmış oluyor. Son günlerde yine bunlara sarılanlar var; bu yüzden bir daha yazayım:

Ben hiçbir konuşmamda ve yazımda 'Yahudiler cennete girer' demedim. Benim bilgim ve inancım şudur: Bugün bildiğimiz Yahudilik ve Hristiyanlık, zamanında peygamberlerinin tebliğ ettikleri sahih dinler olmaktan çıkmış, mensupları eliyle bozulmuştur. Bugün resmi Yahudilik ve Hristiyanlığı benimseyenler, Peygamberimiz'i (s.a.) bildikleri halde ona iman etmezlerse cennete giremezler.

Rüşvet, yolsuzluk, irtikab, insan kayırma, otoritenin yetkisini menfaati için kötüye kullanması... dine ve ahlaka aykırıdır.

'İhale almış, para kazanmış bir kimseyi, iş olup bittikten sonra bir yetkili, bir hayır kurumuna yardıma davet ederse ve o da yardım ederse bu rüşvet olmaz' dedim, yine diyorum.

Bu kişi, 'Ben istediğiniz yardımı yaptım, bundan sonra da beni kayırın' derse, yetkili de kayırırsa bu da meşru olmaz.

'Gerektiğinde kamunun menfaati, devletin bekası için özel, şahsî, cüz'î menfaatler feda edilmelidir' dedim, yine diyorum. Ama bundan maksadım 'açık veya gizli devlet, kamu yararı için insan öldürebilir' hükmü asla olamaz. Hukuk devletinde ceza ancak suçluya verilir, bunun için de adil yargılama sonunda hüküm şartı vardır.

Vaktiyle Mushaf yapraklarını mızrakların ucuna takarak 'Kur'an hakem olsun' diyenlerin, Hz. Osman şehid edilirken eşinin kesilen parmaklarını camide teşhir ederek halkı kışkırtanların yaptıkları gibi değerleri, kutsalları, hassasiyet noktalarını kullanarak, istismar ederek meşru olmayan maksatlara ulaşmayı hedeflemek dine ve ahlaka aykırıdır.

İnsanların günah, suç ve kusurlarını dosyalayıp bekletmek, zamanı gelince bunları şantaj veya yıpratma aracı olarak kullanmak dine ve ahlaka aykırıdır.

Pire için yorgan yakmak aklı başında olan bir insanın yapacağı iş değildir... İşte bunları da dedim ve yine diyorum.

Dediklerimin ve yaptıklarımın arkasındayım, ama yalan, dolan, itham, iftira ayıptır, günahtır; dinli dinsiz kim olursa olsun eğer ahlak sahibi ise bunları yapamaz, yapmamalıdır.






Son Güncelleme: 23.01.2014 12:07
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
aa 2014-01-23 13:17:44

mümtaz a kapak olsun, onun gibilere de..

Avatar
ahmet biçer 2014-01-23 15:33:02

"bugün resmi yahudilik ve hristiyanlığı benimseyenler, peygamberimiz'i (s.a.) bildikleri halde ona iman etmezlerse cennete giremezler.diyorsun" hocam
1-resmi olmayan yahudilik ve hristiyanlığı benimseyenler cennetemi girecek
2-yahudi ve hrıstiyan olup peygamberimizi bilmedikleri halde iman ederse cennetemi girecek
bu ne çelişki hocam

Avatar
dr 2014-01-23 15:51:28

hayır kurumuna makbuzsuz, belgesiz bağış yaptırılmamalıdır. ayrıca bir yetkili bağış yapabilirsin temennisinde bulunabilir ancak, yapılacak bir iş için zorunlu bağış yapılması gerekiyor gibi bir ifade kullanmaması gerekir. bazı kurumlarda yapılan iş karşılığı veya talep edilen iş karşılığı işin yapılması için bağış yapılması belirtilmektedir ki bunu da ayrı değerlendirmek lazım sanırım. ama bir kamu kurumu özel bir vakfa, kamuya ait bir gayrimenkulu 20 yıllığına bedelsiz kullanma tasarrufunda bulunuyorsa burada bir kamu yararından bahsedilemez. çünkü hiç kimse o vakfın doğruluğunu temin edemez. zaten vakıf demek , sahibi olan kişilerin ceplerinden verdikleri tasarrufla oluşur. kamuya ait bir yer vakfa tahsis edilemez.