Konjonktür ve çocukları, ya da profesyoneller

Türk Ocakları Şube Başkanı Prof. Dr. İrfan Çağlar, Konjonktür ve çocukları...

Konjonktür ve çocukları, ya da profesyoneller

Türk Ocakları Şube Başkanı Prof. Dr. İrfan Çağlar, Konjonktür ve çocukları...

13 Temmuz 2015 Pazartesi 16:41
 Konjonktür ve çocukları, ya da profesyoneller


Türk Ocakları Şube Başkanı Prof. Dr. İrfan Çağlar, Konjonktür ve çocukları, ya da profesyoneller başlıklı bir yazı kaleme aldı.


İşte o yazı:


Bu yazı; ülkemizde yönetsel ilişkileri ve bu ilişkilerdeki varyasyonları farklı pencereden bakarak yorumlamayı amaçlamaktadır. Çalışmamızın temel kaygısı objektif anlamda yönetsel ilişkilere ait panoramik bir fotoğraf çekmektir. Özellikle gücün uzun süre bir güç odağında dönüştüğü günümüzde, konjonktür ve profesyoneller arasındaki ilişki enteresan konseptleri içerisinde barındırmaktadır. Sosyal gerçeklik olan bu asimetrik ilişkileri anlamak, hayatın işleyiş şeklini ve derin dinamiklerini daha net bir biçimde kavramamıza katkı sağlayacaktır.


Konjonktür, günlük hayatımızda, genellikle farkında olmadan sıkça kullandığımız bir kavramdır. Çoğumuzun mahiyetini bilmediği bu kavrama, bazen derin anlamlar yükleyerek onu kutsallaştırdığımız da doğrudur.  Peki konjonktürün zannedildiği kadar hayat üzerinde  bir   belirleyiciliği var mıdır?  Ya da bazılarının ifade ettiği gibi  konjonktür, Musanın asası mıdır her dokunduğunu abat eden.  Evet, öyledir demek abartı olabilir. Ancak, pek çok problemin sebebi olduğu kadar, aynı zamanda pek çok problemin çözümünün de kaynağıdır konjonktür.  Bu anlamda konjonktür, toplumsal ilişkiler sisteminin merkezi olarak da kabul edilebilir. Çünkü ilişkiler sisteminin; nerede, hangi çevrede, kimlerle ve nasıl kurulacağının genel çerçevesini de büyük oranda o belirler.


Bu genel tespitlerden hareketle konjonktürü şöyle tanımlamak mümkündür. Konjonktür; çevresel koşulların etkisi altında, merkezi otoritenin bilinçli olarak ve algı dizayn araçlarını kullanarak oluşturduğu, ya da oluşumuna katkı sağladığı fiili durumdur. Konjonktür,  genellikle dalgalı bir hayat seyri içerisinde cereyan eder. Çünkü hayat düz bir çizgiden ibaret değildir. Hayatın özünde ve gelişim evresinde daima iniş ve çıkışlar vardır. Merkezi otorite, ince ayarlarla ve toplum mühendisliği yöntemleri ile bu toplumsal süreci  lehine yönetmeye çalışır.


Sürecin yönetiminde, yöneten gücün ürettiği ve dayattığı  ve konjonktürü besleyen  kabuller seti önemlidir.  Buna konjonktürün doğruları da denilebilir. Söz konusu bu doğrular, yöneten akıl tarafından ustaca ve tek taraflı olarak belirlenir. Sonra da toplum mühendisliği yöntemleri ile ve planlı bir şekilde topluma dikte ettirilir.


Yoğun mühendislik çabaları,  genellikle toplumun önemli bir kesimini konjonktürel anlamda ve reel pratik düzleminde kabuller setinin yanında olmaya zorlar. Eğer sonuç;  kabul ve içselleşme olarak ortaya çıkarsa, konjonktürün çocukları,  büyük kazanımların sahibi haline gelebilirler. Amiyane tabirle şayet ecel gelmemişse,  o kişi ya da kişilere karada, havada ve denizde ölüm yoktur.


Çünkü konjonktürün ve yöneten aklın her türlü korumasının altındadır bu ekip. Konjonktürün çocukları, biat ettikleri konjonktürün getirisinin farkındadırlar. Zira onların altıncı hisleri güçlüdür. Genellikle bu farkındalık ; pragmatistleri(profesyonelleri) konjonktürün yanında yer almaya, idealistleri de  karşısında olmaya ve kendi doğrularına odaklanmaya sevk eder. Bu konseptte; genellikle ve kısa vadede konjonktürün çocukları kazanırken, uzun vade de  idealistler kazanan taraf olur. Tabii ki sabır gösterilebilirse.


Konjonktürün  beslediği  ve güçlendirdiği  pragmatistler( konjonktürün çocukları) bulundukları konumu meşrulaştırabilmek için kendilerince mazeretler üretirler.  Mesela; “hep kaybeden ya da bedel ödeyen biz mi olacağız?”, “ problem adam olmanın gereği yok biraz da uzlaşmacı olalım “, “bu güne kadar hayatın gerçeklerini kimse değiştiremedi “, “ yel değirmenlerine karşı savaşmanın  bir anlamı yok “,”başkaları oluncaya kadar biz olalım “, “ zenginlikten ve makamdan kimseye zarar gelmez “ “bana akıl verinceye kadar varsa para ver “, “ biz sıkıntı çektik bari çocuklarımız çekmesin “,” bu ülkenin çocuğu olarak biz de en az diğerleri kadar iktidarı hak ediyoruz “,” ben bu makamı  şahsımdan çok çevrem için kullanacağım, bu yüzden iktidara yakın olmalıyım “ gibi ifadeler bir nevi  içselleştirme mekanizmasının temel argümanları olarak kullanılır.  Bunlara benzeyen daha pek çok mazeretler de üretmek mümkündür.


Konjonktür ve onu yönetenler;  kendilerini meşrulaştırmak için toplum mühendisliği çabaları ile, oluşturdukları sivil toplum örgütlerini kullanırlar. Bu örgütler planlandığı biçimde, konjonktüre ve onu yönetenlerin değirmenine su taşır. Yani konjonktürün gücüne taze ve yeni bir güç ilavesinde bulunur söz konusu örgütler. Burada üzerinde durulması gereken bir başka güç mekanizması da, konjonktürün kendi yetiştirdiği çocuklarıdır. Yani profesyoneller. Profesyoneller nemalandıkları güç odağına güç algısı devam ettiği sürece itaat ederler. Profesyoneller için güç önemlidir. Onlar daima gücü kutsarlar ve gücün yanında yer almaya çalışırlar. Profesyoneller için gücün kaynağının kim olduğu değil, gücün nerede olduğu önemlidir. Güç nerede ise profesyoneller de oradadır.


Profesyonellerde; duygusal bağlılık, ahde vefa, acıma, merhamet, düşmüşün yanında olma gibi insani değerler yoktur. Çünkü onlara göre,  duygusal bağlılık amatörlerin işidir ve bir zafiyet problemidir. Bu yüzden profesyoneller stratejik düşünüp stratejik davranırlar. Yani hep hesap yaparlar.  Daima hesap içinde yaşamak, profesyonelleri ve onların davranışlarını konjonktürün lehine olacak  şekilde otomatikleştirir. Ancak, burada vurgulanması gereken bir husus da, aşırı hesabın insanları yorduğudur. Bu da ayrıca üzerinde durulması gereken başkaca bir sorundur. Bu soruna burada temas etmeyeceğiz. Çünkü bu sorun, başlı başına bir yazının konusu olacak kadar geniş ve bir o kadar da önemlidir.


Her konjonktür kendi çocuklarını ( profesyonellerini) üretir. Bu doğal bir durumdur. Söz konusu ekip (profesyoneller) yöneten akla, konjonktürel ölçekte bir sözleşme ile bağlıdırlar. Yani aralarında bir biat ilişkisi vardır. Bazıları bu duruma  network  ilişkisi  de derler. Aslında yöneten güç sözleşmeye dayanan biat ilişkisinin farkındadır. Hatta bu ilişkiyi özellikle tanzim eder. Yine herkes söz konusu ilişki üzerinden, kendi rolünü oynamak suretiyle rutin birlikteliğin devamını sağlar. Rutin birlikteliğin devamının sağlanması, bir ölçüde iktidar ve profesyonel ilişkisinin sürekliliğinin de garantisi anlamına gelir.


Profesyoneller akıllı ve hesapçı  insanlardan oluşan bir ekibi temsil ederler. Bunların; alanlarına ait güçlü bir alt yapıları, uzmanlıkları ve hesap yapma yetenekleri  vardır. Aynı zamanda profesyoneller, güce tabi olmanın ölçüsünü de iyi bilirler. Ya da iyi ayarlarlar. Yani profesyoneller, görüntü olarak tam teslim, ancak gerçekte sınırlı biat ilişkisi içerisindedirler. Eleştirel tavrı merkeze alan  bu ilişki; profesyonellere, yöneten akla  karşı pazarlık gücü kazandırır. Sağlanan bu pazarlık gücü, profeyonellerin  konjonktürdeki  belirleyiciliğini de  pekiştirir.


Yöneten güç ve profesyonel ekip ilişkisi  önemli, ama aynı zamanda  sorunlu bir ilişkidir. Merkezi otorite, gücü elinde bulundurduğu  sürece profesyonellere pek çok şeyi yaptırabilir. Ancak konjonktürün çocukları bazı eylemleri yaparken ince siyaset çerçevesinde ve  çaktırmadan geleceklerini garanti altına alacak dökümanları  arşivlemeyi de unutmazlar. Bu bağlamda İktidar-profesyonel ilişkisi çok bilinmeyenli bir denklemi ve  süreci temsil eder. Bu süreci uzun süre kazan kazan taktiği ile ve tek taraflı olarak yönetmek zordur. Çünkü gücü sürekli olarak belirli bir seviyede tutmak kolay değildir. Bunun için aşırı güç kullanımında bulunmak gerekebilir. Aşırı güç kullanımı demek, aşırı enerji kaybı demektir. Yenilenmesi zor olan psikolojik boyutlu bu enerji kaybı, yöneten gücü pek çok alanda takatsiz bırakacak ve onun gücünü toplum nezdinde tartışmaya açacaktır.


Aşırı enerji kaybının yönetime yansıma biçimi yönetsel zaaf ve güç tükenmesidir. Tükenmenin başladığı  bu aşama, son derece kritik bir aşamadır. Yönetim bu aşamada; panikten, aşırı güvenden kaynaklanan hazırlıksızlıktan ve nefsin tavan yapmasından dolayı otoriterleşmeye ve baskı yöntemlerini  devreye sokmaya başlar.


Aslında gelinen bu nokta, yöneten erk açısından tükenmenin ve güç kaybının  mesafe kat ettiği bir durumu ifade eder.  Yani yöneten gücün hayat eğrisi bazında düşüş sürecine girmesidir bu sonuç. Tükenme eğiliminin hissedilmeye başlanması ile birlikte, profesyoneller ellerindeki bilgi, belge ve dökümanları gerekli yerlere servis etmeye başlarlar. Bu hesaplaşma, her iki taraf açısından da zor bir çatışma sürecinin başlangıcıdır.


Tükenme ve çatışma yönetilmesi zor  yönetsel eylemlerdir. Bu sorunun optimal seviyede çözümü zordur. Bununla birlikte birlikte, motivasyon ve çatışma yönetimi yöntemleri ile,  çatışma ve tükenme eylemleri kısmen dizginlenebilir.  Ancak çatışma bütün yönetsel hassasiyetlere rağmen taraflara eşit oranda avantaj sağlamayabilir. Yani çatışmanın galibi yoktur. Kısa vadede kazanmış gibi görünen taraf,  uzun vadede kaybedebilir. Diğer yandan çatışma; sadece tarafları değil, aynı zamanda toplumun tamamını da olumsuz etkileyen bir süreci ifade eder.


Genellikle profesyoneller, programlanma biçimleri itibariyle, açık bir çatışma sürecinin yanında yer almazlar. Onların alışılagelmiş tavırları, duygularını gizleyerek el altından bilgi ve enformasyon servis etmek ve böylece çatışmanın taraflarından birine zımni destek sağlamaktır. Konjonktürün çocukları,  içselleştirme mekanizmaları güçlü olduğu için çatışma sürecinde fazla hırpalanmazlar. Onlar genelde sorgulayıcı tavırdan çok, hesaplayıcı bir yaklaşıma sahiptirler. Yani onlar için, bir şeyin standartlara uygun olup olmadığından çok konsepte ya da konjonktürün kabuller setine uygun olup olmadığı  önemlidir. Çünkü profesyoneller için bireysel kazanım her şeyin ötesindedir. Toplumsal kazanımla çok fazla uğraşmazlar. Çünkü, profesyonellikleri gereği,  kendi kazanımlarının dışındaki pozitif gelişmelerin çok ta önemi yoktur onlar için.


Profesyoneller; kendi kazanımlarına odaklanarak sahip oldukları güç alanlarını genişletirken,  aynı zamanda kendilerine rakip olarak algıladıkları amatörleri etkisiz hale getirmeyi de ihmal etmezler. Çünkü amatörlerin etik ve ahlaki sorumluluk ilkelerine uygun davranışları, toplumun vicdanında bir mukayese imkanı oluşturur. Yani toplum profesyonellerin  faydacılığı ile amatörlerin ahlaki standartlara uygun duruşu arasında bir karşılaştırma yapar. Bu karşılaştırma profesyonellerin toplumsal kabul ve itibar düzeyini olumsuz etkiler. Zaman içinde ortaya çıkacak olan itibar kaybı , profesyonellerin iç dünyasında zamanla, moral baskıya dönüşür.


Toplum nezdinde oluşan itibar sorunu, profesyonelleri  suret-i haktan görünmeye ve yeniden kendileri ile ilgili olarak haklılık gerekçeleri üretmeye götürür . Böyle bir sosyal sorumluluk ihtiyacının oluşması ve bunun zorunluluğa dönüşmesi, yeni bir denge üzerinden profesyonelleri makul, mantıklı, mütevazi ve insani bir kulvarda yol almaya sevk eder. Ta ki bu durum yeni bir konjontürün oluşumuna kadar devam eder.


Kısacası denebilir ki; dünyevi hesapların insanı götürebileceği yer, yine dünyanın sınırlılığı ile ilgili bir gerçeği ifade eder. Hiç kimsenin bu sınırı aşma gücü yoktur. Yine hiçbir kimsenin makamı ya da statüsü ne olursa olsun ait olduğu güç ve imkanları  sırtında öbür dünyaya taşıma şansı da bulunmamaktadır. O zaman geriye şu gerçek kalmaktadır; konjonktürün çocuğu olmaya gerek yoktur. Yine profesyonelliğin dayanılmaz hafifliğinde toplumsal normlara savaş açmak ta çok anlamlı değildir. Öyleyse bir kez de bize ve bizim değerlerimize uygun bir hayatı, yaşamaya gayret edelim. Kalıcı olan hayat biçimi budur, başkası değil.


Gerçek hayatla ya da hayatın gerçekleri ile yüzleşmek, bizi empati yapmaya ve bunun üzerinden de meşru bir hayat veya ilişkiler sistemi kurmaya götürebilir. Temelinde Allah’ın Rızasının bulunduğu bir hayata çok ama çok ihtiyacımız var. Bunu bilenler  bilir, konjonktürün profesyonelleri bilmese de.”



Son Güncelleme: 13.07.2015 16:43
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner111

banner110