‘Türkiye önce içindeki hainleri temizlemeli’

Türk Büro Sen Şube Başkanı Sami Çam, Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler IŞID ile...

‘Türkiye önce içindeki hainleri temizlemeli’

Türk Büro Sen Şube Başkanı Sami Çam, Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler IŞID ile...

01 Ekim 2014 Çarşamba 18:35
 ‘Türkiye önce içindeki hainleri temizlemeli’
banner332


Türk Büro Sen Şube Başkanı Sami Çam, Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler IŞID ile PKK çatışmasının Türkiye’ye yansımalarını değerlendirdi.


İşte o değerlendirme;


“Ülkemiz iç politika ve dış politikasında tarihi dönüm noktalarından bir tanesini daha yaşamaktadır. İçeride gemi azıya almış, açılım sürecini iyi değerlendiren PKK terör örgütü, ağır silahlar dâhil her türlü silahı ve elaman temini noktasında 1990’lı yıllardan daha iyi duruma gelmiştir.


Ülkemizin doğusu ve güneydoğusunda görünen o ki; PKK yerine TSK çekilmiş, PKK terör örgütü devletçik olma ve bölgede hâkimiyet kurma noktasında mesafe almış, Türk Silahlı Kuvvetleri ve polisimizle aynı anda Diyarbakır sokaklarında devriye atar hale gelmiştir.


Kendi okullarını açmak, anadilde eğitim yapmak adına 50’nin üstünde  okulu yakmıştır. Bir yanda kurumsallaşma adına terör örgütü mensuplarının heykellerini dikerek, tabanın motivasyonu sağlamak istemekte diğer yanda Bayrak indirme, Atatürk heykellerine saldırmakla Türk milletini tahrik etmektedir.  


Gün geçmiyor ki PKK sözcülerinden bir tanesi çıkıp Türk devletini tehdit etmesin. Bölgeden gelen şehit haberlerinin çoğu trafik kazası diye basın yayın organlarından duymayalım.


Açılım denen melanet şey ülkemizde, milletimiz arasında kin ve nefret tohumlarının daha fazla ekilmesine ve ortam bulmasına sebep olmuştur. Toplumun cepheleşme süreci ve birbirlerine karşı tahammülsüzlük had safhaya gelmiş durumdadır.


Sınırlarımızın kevgire dönmüş hali içinde iki milyondan fazla insan ülkemize kontrolsüz giriş yapmakta ve bu insanların ne olduğu bilinmemektedir. İçlerinde kaçakçı, suç örgüt üyeleri, uyuşturucu tacirleri, istihbarat örgütlerinin elamanları gibi kim olduğunu bilmediğimiz insanları ülkemiz içlerine kadar dağıtarak ki; Anadolu şehirleri başta olmak üzere pimi çekilmiş bomba gibi sokaklarda dolaşmaktalar.


Oysa bu insanların sınır boyuna geldikleri ülkenin toprakları içerisinde kamplar kurulmak sureti ile tüm ihtiyaçları karşılanarak hayatını idame ettirmesi sağlanabilirdi. Böylece Anadolu kentlerinin nüfus yapısını bozacak ve tehdit unsuru olmaktan çıkması sağlanmış olunurdu. 


Bu milletin istiklal marşı “Korkma ” diye başlar. Bunun bir anlamı olmalı.


Türk milleti titreyip kendine gelmeli, ülkesinin ve milletinin bölünmez bütünlüğü önündeki engelleri teker teker kaldırmalı, kendinden başka dostu olmadığını anlamalı, kendi sınırları içerisinde hukukuna ve devletin otoritesine başkaldıranların başını ezmelidir.


Son yıllarda sıkça duyduğumuz hükümete karşı darbe söyleminden, devlete karşı darbe yapmaya kalkanlar da en az onların muhatap olduğu eylem ve işlemlere muhatap olmalı. TBMM çatısı altında milletvekilliği yapan sözde insanların, Vekil kisvesi altında askere ve polise taş atması, tokat atması, hakaret etmesinin hukukumuzda bir karşılığı olması gerekmez mi? Bu insanları hala TBMM’de beslenmesini hangi gerekçe ile açıklayacaksınız? Bunların hepsi açılım sevdasının haram meyveleri değil mi?


Açılım sevdasından bir an önce vazgeçilmelidir. Devamı halinde ülkede sonu belirsiz bir kargaşa ortamının olacağı bugünden gözlenmektedir.


Yanı başımızda Ortadoğu cayır cayır yanmakta, dün kardeş olanlar, aynı dinden olanlar, aynı milletten olanlar bugün Batının kışkırtması ve bitmek tükenmek bilmeyen çıkarları sebebi ile Ortadoğu’yu ateşe vermişlerdir. Komşuda çıkan bu yangının bize de sıçramaması düşünülemez, nitekim sıçramak üzere.


Adının İslam devleti olduğunu söyleyen ama İslam’ın barış, hoşgörü ve kardeşlik dini olduğunu anlamayan, sahiplerinin değirmenine su taşıyan bir terör örgütü mevcuttur.


Bu örgüt kendisine cihatçı diyerek güzelim o duyguları da itibarsızlaştırmak istemektedir. Onlar eğer cihatçı ise önce İsrail’den veya Çin’den başlamaları lazım gelmez mi?


Bu örgütün üstlendiği misyon Irak ve Suriye de istikrarsızlaştırmak, yabancı devletlerin müdahalesini kolaylaştırmak ve yüzyıllardır Kürtlerin hayali olan kürdistan devletini IŞID eliyle kurmaktır.


Çöl de basit bir araç üzerinde hafif silahlarla insanları katleden yapı, kameralar önünde baş keserek dünyaya barış dini olan, kardeşlik dini olan İslam’a karşı algı operasyonların parçası haline gelmiştir.


Bu yapı sayesinde küresel güçler ABD İsrail, AB ise dünyaya İslam eşittir IŞID anlamında algı yanılmalarını tam ve eksiksiz kullanarak İslam üzerin de kara propaganda yapılmasını sağlamıştır.


Küresel güç merkezleri IŞID terör örgütünü kullanarak PKK’yı meşrulaştırma ve lojistik destek vermek için bir bahane yaratmışlardır. Bu bağlamda güç merkezleri hem İslam’a darbe vurmak, hem de Ortadoğu’nun ortasında ikinci bir İsrail kurmak için kendilerine haklı gerekçeler üretilmesi sağlanmıştır.


Orta doğuda oyun oynayan aktörler; Filler ve Çimenler tiyatrosundan esinlenerek Moskova- Tarhan-Pekin ittifakı ve ABD NATO ittifakının filleri, Suriye-Irak-Türkiye çimenlerin de depreşiyorlar. Maalesef ezilen bizim topraklarımız ve bizim insanımız olmaktadır. Onlar tek kutuplu düzenden çift kutuplu dünya düzenin nasıl olacağını konuşurken, aralarında bölüşüm yaparken ki Kırım senin, Suriye benim, Azerbaycan senin, Irak benim diye plan yaparken bizlerde onların çıkarları için çim olmaya, ezilmeye razı olmuş bir şekilde ameliyat masasında operasyon bekliyoruz.


Vahşetin, katliamların kol gezdiği Ortadoğu da Türkmenler unutulmuş, dün Telafer’de sessiz kalanlar bugün Ayn el arap (Arap pınarı) (Kobani) için feryat etmekteler, Türk askerinin müdahalesini istemekteler.


Tezkere çıktı çıkacak söylemleri içinde milletler savaşa giderken önce iç bütünlüğü tam olarak sağlanmış olmalıdır. Türk Devleti önce kendi içerisindeki hainleri temizlemeden başka görevlere sıcak bakmamalıdır. Çıkacak teskere de öncelik Türkmen kentlerinin kurtarılması ve Süleyman Şah türbesinin güvenliğinin sağlanmak amacıyla çıkartılmalıdır. Türk milletinin çıkarları Küresel güç merkezlerinin çıkarlarının üstünde tutulmalıdır. Teskere TBMM görüşmeleri kapalı oturumla değil açık oturumla yapılmalı, cepheye gidecek Mehmetçikte niçin gittiğini bilmelidir. Milletin meclisinde kendilerini mensup saymayan tokatçı ve taşçı sözde vekillerin olduğu düşünülürse onların bildiğinin Türk milletinden saklanmasının doğru bir anlayış olmadığını düşünüyorum.”








Son Güncelleme: 02.10.2014 11:32
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner316