Yapı stokumuz depreme dayanıksız

İnşaat Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Özgür Kılıç, yapı skotumuzun depreme dayanıklı olmadığını açıkladı.

Yapı stokumuz depreme dayanıksız

İnşaat Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Özgür Kılıç, yapı skotumuzun depreme dayanıklı olmadığını açıkladı.

17 Ağustos 2020 Pazartesi 12:12
Yapı stokumuz depreme dayanıksız

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şube Çorum Temsilciliği Yönetim Kurulu Temsilcisi Özgür Kılıç, 17 Ağustos depreminin 21. Yıldönümünde yaptığı açıklamada, yapı skotumuzun depreme dayanıklı olmadığını açıkladı.
17 Ağustos depremi ve sonrasında yaşanan yıkımları özetleyen Kılıç, açıklamasında özetle şöyle dedi; “Var olan yapı stokumuz güvenli olmaktan uzaktır. Üretilecek olan yapılarla ilgili olarak, yer seçim kararlarından zemin- yapı ilişkisine, doğru bir tasarımdan, yapı üretim evrelerinin bilgiye dayalı bir anlayışla denetlenmesine kadar bütünlüklü bir yapı üretim sisteminin kurulmasına ihtiyaç vardır. Yeni yapılacak olan yapıların, "Bina Deprem Yönetmeliği" dikkate alınarak bilim, teknoloji ve mühendislik ilkeleri doğrultusunda yapılması, can ve mal güvenliğinin sağlanması bakımından büyük bir önem taşımaktadır.
17 Ağustos 1999 Gölcük merkezli Depremden bugüne kadar geçen 21 yıl içinde zaman zaman doğru çalışmalar yapılmıştır. Fakat yapılmış olan bu çalışmalar ya uygulama alanı bulmamış veya bir süre uygulanarak daha sonra ortadan kaldırılmıştır. Yaşamış olduğumuz orta büyüklükteki bir depremde bile yapıların yıkılması, yapı stokumuzun büyük bir riskle karşı karşıya olduğunu net olarak göstermektedir. Ayrıca kendi kendisine yıkılan yapıların varlığı ve tümüyle kaçak olarak yapılan yapıların af kapsamına alınmış olmaları da kentlerimizin büyük bir risk altında olduğunun önemli bir işaretidir. Bu risk zaman kaybedilmeden giderilmelidir.
Daha güvenli ve yaşanabilir yerleşim yerlerinde yapıların üretilmesi deprem risk yönetiminin temel amaçlarındandır. Bunu sağlamanın en etkili yolu; yerleşim planlarında ana riskleri göz önüne alarak, gerekli düzenlemeleri yapmak ve "Deprem Yönetmeliklerini" ödünsüz bir şekilde uygulamaktır.
İstanbul`un güvenli olmayan yapı stokunu dikkate aldığımızda, Kanal İstanbul Projesi ile ülkemiz meşgul edilmemeli, İstanbul`un yapı stoku zaman kaybedilmeden  güvenli bir hale getirilmelidir.
Deprem yönetmeliğinin ve depreme dayanıklı yapı üretilmesinin ana unsuru inşaat mühendisleridir. Bu nedenle inşaat mühendislerinin iyi yetişmiş olmaları gerekir. Bu duruma rağmen Fiziki şartları yetersiz, öğretim kadroları son derece zayıf, laboratuvarı olmayan ve oldukça fazla kontenjana sahip okulların inşaat mühendisliği diploması veren okullara dönüşmüş olması kabul edilemez.
Her afetten sonra sık sık yapılan "yara sarma" anlayışından kurtulup; bilimin, tekniğin ve aklın gerektirdiği işleri yapmak gerekir. Bunun için "risk yönetimini" hayata geçirmek zorunludur. Depremin bir doğa olayı olduğu kabul edilmeli, ancak denetimsizliğin neden olduğu olumsuzlukları "kader" gibi değerlendiren yaklaşımlar terk edilmelidir.
Bugüne kadar yapılan çalışmalar; deprem öncesi alınacak önlemlerin, deprem riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koymuştur. Sorunu sorun olmaktan çıkaracak olan tek yol; deprem yaşanmadan önce alınacak önlemlerde saklıdır. Bu kapsamda Mesleki Yetkinliğin önünü açacak olan ve mühendislerin önünde ciddi bir sorun oluşturan 3458 sayılı yasa mutlaka değiştirilmelidir.
Deprem riskini azaltmak ve depreme karşı dirençli bir toplum yaratmak için AFAD tarafından Ulusal Deprem Strateji ve Eylem Planı (UDSEP 2012- 2023) hazırlanmıştır. Konu başlıklarına göre gerekli çalışma ve iş birliklerinin yapılması için sorumlu kuruluşlar belirlenmiştir. Yetkin Mühendislik Yasası`nın hazırlanmasıyla ilgili olarak TMMOB sorumlu kuruluş olarak ilan edilmiştir. 2017 yılına kadar bitirilmesi gereken bu çalışmaya ilişkin AFAD`ın bir tek toplantı bile yapmamış olması deprem gerçeğini dışlamanın kendisi değilse nedir? 
Açıkçası, bilimsel bir hatta kalarak afetlere karşı dirençli kentler yaratılacağını savunan LİYAKAT sahibi çevreler ile her şeyi arazi ve inşaat rantı eksenine bağlayıp konuya sadece "ticari bir anlayışla yaklaşanlar" arasındaki çatışmayı ne yazık ki rantçılar kazanmıştır.
Ülke topraklarını inşaat sektörünün bir arazisi olarak görenler, sisteme hakim olmuşlardır. İstanbul başta olmak üzere ülkemizin her hangi bir yerinde yıkıcı bir depremin olma olasılığı yüksektir. Ortaya çıkacak olan can ve mal kayıplarının sorumluluğu; bilimi, bilgiyi ve mühendisliği önemseyenlerin değil, rantçıların sırtındadır.
Can ve mal güvenliğinin sağlanması için, depreme dayanıklı yapı üretmekten başka bir yol yoktur. Bu gerçekten hareketle geleceğimizi kadere ve rantçılara bağlamanın çıkar yol olmadığı acı da olsa anlaşılmıştır. Bilime, bilgiye, mühendisliğe, akla ve insana önem veren uygulamalar, sorunun değil çözümün yoludur.
17 Ağustos yıkımının 21. Yıl dönümünde iktidar sorumluluğunu taşıyanları bir kez daha uyarıyoruz. Yapı stokunu depreme dayanıklı hale getirecek önlemleri zaman kaybetmeden alın."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Oğuz 2020-08-17 14:11:42

Şimdi mi söylüyorsun bunu sayın Kılıç?