Toplumsal Enerjiyi Etkin Kullanmanın Yolu

Türk Ocakları Çorum Şube Başkanı, Prof. Dr. İrfan Çağlar, “Toplumsal Enerjiyi Etkin Kullanmanın Yolu: Sinerji Oluşturmak.” Konulu bir yazı kaleme aldı.

Toplumsal Enerjiyi Etkin Kullanmanın Yolu

Türk Ocakları Çorum Şube Başkanı, Prof. Dr. İrfan Çağlar, “Toplumsal Enerjiyi Etkin Kullanmanın Yolu: Sinerji Oluşturmak.” Konulu bir yazı kaleme aldı.

06 Ocak 2016 Çarşamba 10:34
Toplumsal Enerjiyi Etkin Kullanmanın Yolu
banner332


Türk Ocakları Çorum Şube Başkanı, Prof. Dr. İrfan Çağlar, “
Toplumsal Enerjiyi Etkin Kullanmanın Yolu: Sinerji Oluşturmak.” Konulu bir yazı kaleme aldı. 

İşte o yazı;


" Enerji, kelime anlamı itibariyle; canlılık, dirilik ve güçlülük halidir. Sinerji ise, toplumsal dinamiklerin simetrik düzlemde paslaşmasının sonucu olarak ortaya çıkan ek ya da artı enerjidir. Tanımı yapılan bu enerji veya sinerji durumu, sadece fiziki enerjiyi ifade etmemektedir. Çünkü, enerjiyi oluşturan farklı boyutlar vardır. Bu boyutları; fiziki, zihni, ruhsal ve duygusal enerji olarak sıralamak mümkündür. Bir toplumun motivasyonu ve iyilik hali; bu boyutların sadece birisinin ya da bir kaçının yerine getirilmesi ile değil, bilakis hepsinin aynı anda olumlu etkileşimi ile mümkündür. İşte bu etkileşim güçlü bir şekilde sağlanabilirse, toplumun geleceğe bakışında umut hali söz konusu olur. Bunun bir diğer tanımlaması ya da karşılığı da toplumsal sinerjidir.


Sinerji ya da toplumsal sinerji kavramına değinmeden önce, enerjinin farklı boyutları hakkında bazı bilgileri paylaşmak, konunun anlaşılması açısından faydalı olabilir. Bu çerçevede enerjinin, bireyin ve toplumun verimliliği ve etkinliğini sağlama noktasında önemli bir kaynak olduğunu söylemek mümkün. Toplumun hayatını stratejik anlamda bu denli etkileyen enerji olgusu nedir? Bu sorunun cevabı bağlamında enerjinin bir görünen ve bir de saklı boyutunun bulunduğunu belirtmemiz gerekir. Enerjinin görünen boyutunu fiziksel enerji, saklı boyutunu da; zihinsel, ruhsal ve duygusal enerji biçimleri oluşturur. Şimdi bunlar hakkında kısa bilgiler verelim.


Fiziksel enerji; fizyolojik uyum olarak da nitelendirilen ve insanların davranışlarında kendisini dirilik, canlılık ve aktivite olarak gösteren bir hayati refleksi temsil eder. Bu özellikler herkes tarafından gözlemlenebildiği için buna görünen enerji denilmektedir.


Zihinsel enerji saklı enerjinin bir boyutu olup, zihinsel aktivitelerin besleyici kaynağı olarak rol oynar. Bu enerji türü;  insan hayatı ve toplumsal yapıda düşünce gücü, sorun çözme yeteneği, icat ve keşif ve bilgi üretimi şeklinde fonksiyon icra eder.


Ruhsal enerji, evrendeki her şeyi var eden ve her şeyi bir birine bağlayarak hayatın anlam kazanmasını temin eden Yüce Yaradan’ın insanoğlunun moral yapısında depoladığı enerji kaynağıdır. Bu enerji türü, insanların davranışlarında; tutku, adanma, bağlılık ve dürüstlük formatlarında ortaya çıkar. Fiziksel enerjinin uygun ve etkin tüketimi, ruhsal enerjide yenilenme olarak sonuçlanabilir. Yani fiziksel enerji ile ruhsal enerji arasında simetrik bir ilişki vardır.


Duygusal enerji ise; canlı bir zihni, mutlu ve tatmin olmuş bir kalp durumunu ve umut dolu bir ruh halini temsil eder. Bu enerjinin yansımaları; keyfi yerindelik, geleceğe iyimser bakış, dirençlilik, kişinin kendisini genç hissetmesi, duyguların akışını hissetmek, sevgiye dokunuş ve güçlülük duygusu olarak sıralanabilir.


Saklı enerji türlerinin toplumun hayatında ve davranışlarında ortaya çıkması için, şu dört (4) hususun söz konusu olması gerekir. Bunlar; ilişkilerde güven ortamının oluşturulması, etkin iletişim, paylaşma ya da paslaşma isteği ve empatidir. Buraya sosyal sorumluluk veya farkındalık duygusunu da eklemek mümkün.


Belirtilen olumlu göstergelerin saklı enerjiyi açığa çıkarabilmesi, salt toplumun kendi iradesi ile değil, aynı zamanda yöneten aklın bunun alt yapısını oluşturması ile de ilgilidir. Yani yöneten irade insanları ve toplumu kendisini aşma noktasında olumlu ve güvene dayalı bir alt yapı oluşturarak teşvik edebilir. Böylesi bir durum, güven iklimini önceleyerek, insanların hesap yapmadan doğal davranmalarına ve toplumsal sadakat duygusuna ulaşmalarına katkı sağlar.


Toplumsal yapıda saklı enerji boyutlarının ortaya çıkması demek, toplumsal sinerjinin oluşması demek değildir. Bu durum daha farklı bir konsepti gerektirir. Bu bağlamda, söz konusu konseptin taşıması gereken bazı özellikleri olduğunun altını çizmek te yarar vardır. Bunlar; toplumun kendisini güvende hissetmesi, yarınından endişe duymaması, düşünce, fikir ve inanç özgürlüğüne sahip olması, linç duygusuna muhatap olmaması, ötekileştirme ve dışlanma korkusu yaşamaması, kendisini tamamlama ihtiyacını tatmin etmesi, farklılıkların kolayca içselleştirilebilmesi, aidiyet duygusunu besleyecek toplumsal anlamda bir sevgi ve gönül ikliminin oluşturulması, toplum üyelerini cezbedecek bir vizyonun üretilmesi ve her şeyden önce bireyin iç dünyasında toplum için önemli olduğu algısının gerçekleştirilmesi vb. şeklinde sıralanabilir.


Toplumsal yapının yukarıda belirtilen hassasiyetler bağlamında yeniden kurgulanması, inanıyorum ki, Türk Milletinin gündemine Türk-İslam Rönesansını tekrar ve daha güçlü bir şekilde getirebilir. İşte bunun adını koymak gerekirse, bunun adı toplumsal sinerjidir. Yani, yukarıda altı çizilen hassasiyetlerin kurguladığı toplumsal yapıda, toplum üyelerinin olumlu özellikler setinde bir araya gelmesi ve paslaşması, artı enerjiyi (sinerjiyi) meydana çıkaracaktır.


Toplumsal anlamdaki sinerjik ortam; kaosun düzene dönüştüğü, toplumsal hayata ait kara deliklerin olmadığı, insanların sahip oldukları yetenek ve değerler bazında değerlendirildikleri, değişik nedenlerden dolayı kendilerini saklama ihtiyacı hissetmedikleri ve ait olduğu özellikleri katma değere dönüştürebildikleri bir yapıyı temsil etmektedir. Böylesi bir yapıya ve ortama gerçekten çok ihtiyacımız var. Etrafımızın ateş çemberi ile çevrildiği ve küresel güçler tarafından farklı alanlarda ve farklı boyutlarda sınamaya tabi tutulduğumuz günümüzde, kavgadan ziyade barışa muhtaç olduğumuzu net bir şekilde söyleyebiliriz ve söylemeliyiz de.


Zira böylesi kritik dönemlerde, toplumların en önemli destek ve güç kaynağı saklı enerjinin açığa çıkarılması ve bunun kullanılarak toplumsal sinerjiye dönüştürülmesidir. Bunun için de; sevgiye dayanan bir ortak dil üretmek, yargılamadan çok anlamaya çalışmak ve mümkünse kusurları örtmekte gece gibi, güzellikleri görmek ve göstermek te ise gündüz gibi olmakta yarar var. Anlatmaya çalıştığımız bu toplumsal iyi niyet hali, zamanla ve dalga boyutunda insanların yüreğine sirayet eder ve onları hayır ve iyilikte yarışma konusunda isteklendirir. Böylece yaşanılabilir bir toplum inşasında herkes elini taşın altına koyma ihtiyacı hisseder ve bencil davranış biçimi kollektif davranış formatına dönüşür.


Toplumsal sinerji; medeniyet inşa etmede, uluslararası ilişkilerin kurulmasında ve yönetilmesinde, sosyal sorunların çözümünde, bilginin üretilmesi ve kullanımında ve geleceğe doğru yol haritası rolü oynayan vizyonun takibinde ve bu vizyonun pratiğe aktarılmasında üstlenilen misyon ya da stratejilerin belirlenmesinde ve daha da ötesinde, misyon ve stratejilerin uygulanması konularında da fevkalade önemlidir. Kısaca belirtmek gerekir ki, toplumsal sinerjinin oluşum sürecinde toplumun kendisine düşen rol ya da roller olduğu gibi, yönetenlere düşen büyük sorumluluk ve roller de bulunmaktadır. İşte bu iki iradenin yansıma biçimleri ne oranda örtüşürse, toplumsal sinerji düzeyi de o oranda gerçekleşir. Saygılarımla."

 

                                                     

Son Güncelleme: 06.01.2016 10:47
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner316