Emek ne kadar kutsaldır değil mi? Her eser bir emeğin ürünüdür. Nakış nakış, ilmek ilmek işlenir... Sabrın değirmeninde öğütülür ince ince... Zamanın kuyusunda bekletilir olgunlaşması için. Nihayet zamanı gelir ve görücüye çıkar. Bir genç kız düşünün yıllardır gece gündüz demeden hazırladığı çeyizinin görücüye çıktığında kalbindeki heyecanı düşünün. "Oldu mu olmadı mı" soruları arasında boşlukta sallanan bir sarkaç gibi bir "oldu"ya değer başı bir "olmadı"ya. Oysa olmuştur ama ilk heyecan böyledir.

İşte Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Çorum Şubesi  Türk Musikisi Topluluğunun Mahur Konserini bu duygular ile izledim. Aliye Hoca ve öğrencileri de sanırım bu duygular içinde çıktılar sahneye ve yedi aydır süren çalışmalarının mahsulünü bu duygular ve bu heyecan ile sergilediler. Aslında bu heyecan olmasa; bu güzellikleri bu sıcaklık ve samimiyette bulamazsınız. Profesyonelliğin verdiği soğukluk sizi  sadece eğlendirir bir anlık. Ama salondan çıktığınızda o zevkin esamesi okunmaz dimağınızda. Kalıcı olan o amatör ruhun samimiyeti ve sıcaklığıdır.

Bu mütevazi koro büyüklüğün tevazu ile kazanılacağı bilinciyle terennüm etti şarkılarını... Önlerinde bir çınar edasıyla Türk Musikisinin en önemli üstatlarından birisi de capcanlı duruyordu.  Çınar ağacı ulu bir ağaçtır ama dalları ve yaprakları yere bakar. Gölgesi vardır. Bir kavak gibi değildir. Hep yukarı yukarı bakmaz. İşte Erdinç Çelikkol Hoca da bu Çınar ağacı gibiydi. Mütevazi ve o bu tevazünün aksi surette ulu...

Bu insanlardan öğreneceğimiz çok şey var. Özellikle korolara devam eden musiki severler için. Belki kimine ünlü bir ismin kattığı sahneye renk büyülü gelmiştir. Oysa onlar hal ve davranışları ile gençlere ders verdi. 

Dostlar, her işin başı edeptir. İlla edeb, illa edep deriz ya... Edebiyatın aslı da edebe dayanır. Musiki de edepsiz olamaz. Onu edepsizliklerine araç edinenler toplum nezdinde zaten itibar görmezler ve dışlanırlar.

Korolara katılmak;  sadece şarkı söylemek, gönül eğlendirmek ve sonuçta bir solo kapmak değildir. Hele hele solo alamadığında da o koro bu koro kendine yer aramak hiç değildir. Amaç; benliği yıkıp biz olabilmektir. Diğer arkadaşları ile bir bütünlük içersinde, bir takım ruhu ile hareket edebilmektir. Tek başınıza hiç bir şey yapamazsınız. Hele hele müzikte asla... Aynı anda tüm entsürmanları hem çalıp, hem yönetip hem de şarkı söyleyemezsiniz. Bunun fiziken imkanı yoktur. 

Bunlar arasında ahengi, birlikteliği sağlayan ise hocadır. Hoca bir nakkaş edasıyla sizi işler ama siz belki fark etmezsiniz. O çabuk kızamaz, sabretmesi gerektiğini bilir. Sabrı ona başarıyı getirecektir. Hoca bilir ki zafer denen yol, sabrın dehlizlerinde gizlidir.

Bir görev dağılımı içinde her ferd üzerine düşeni yapmak zorundadır. Her ferd işleyen çarkın bir dişlisi gibidir. Hepsi önemlidir. O dişilinin birisi çalışmazsa, görevini yapmazsa işleyen düzen bozulur, ahenk kaybolur. Tıpkı yürüyen bir araçtaki tekerlekler gibi aynı hızda dönmek zorundasınızdır. Birisi durdu mu denge bozulur ve o araçta ki herkes bundan zarar görür. Başarı tek kişiye mal edilemez. Bir futbol takımında sadece galibiyeti getiren golü atan değil, ona bu ortamı sağlayan orta sahası, liberosu ile, rakip takımın atacağı golü engelleyen defansı ve kalecisiyle, takımı yöneten hocasıyla, yedek kulübesiyle ve taraftarıyla herkes kazanır. Ama bir kişi uyumsuzluğu ile, bencilliği ile başarısızlığın sebebi olabilir.

Çorum ölçeğinde faaliyet gösteren tüm koroların şefleri, hocaları geçmişte birbirleri ile aynı ortamı paylaşmış insanlardır. Hepsinin birbirine saygısı vardır. Hatta bazılarının arasında hoca - öğrenci ilişkisi dahi vardır. Korolar birbirlerinin ne rakibidir, ne de hasım... Her koro bu sanatı yaygınlaştırmak, bu kültürü yaşatmak için vardır. Çünkü konser sonunda konuşan Sayın Hatice Külcü Hanımefendinin de vurguladığı gibi "sanatla iştigal eden kişilerden kimseye zarar gelmez." onlar toplumsal sorumluluklarını icra ile memurdurlar. 

Bunları neden yazdım? Çünkü hala bu işin bu yönünü kavramamış insanlar var ve bunlar bu cehaletlerini yaptığı yorumlarıyla, konuşmaları ile izhar etmekte bir beis de görmüyorlar.

İşte ben Erdinç Hocayı bu yönüyle izledim sahnede. İlerleyen yaşına rağmen adı gibi dinç, sevgi dolu bir görüntüsü vardı. Ne kibri, ne riyası vardı. Şarkılarını yaşayarak söyledi. Koroyu sanki yıllarca beraber çalışmışçasına yönetti. Şarkı söylerken yaptığı mimikleri, el hareketleri, beden dili ve tavrı ile ders verdi hem koroya hem de biz izleyenlere...

Koroda çok yetenekli sesler vardı. Çok güzel eserler okundu. Hele artık genç olmaya aday Mert Kabakulak sevimliliği ile çok alkış aldı. Tüm solist ve koristleri, sazendeleri tek tek tebrik ediyorum.

Aliye Hanımın bir sürprizi de oldu müzik severlere... Artık o sadece bir şef değil aynı zamanda bir bestekar sanatçımız... Dernek Başkanımız Turhan Candan Beyin "Duydum ki hasrete gidiyormuşsun / Açtığın yaraları sarmadan gitme" mısraları ile başlayan o çok duygulu şiirini yine aynı güzellikte Kürdi makamında bestelemiş. Bu güzel şarkıyı billur sesiyle Gamze Apraş'dan dinledik. Ben Aliye Hanımı bu medeni cesaretinden dolayı bir kez daha tebrik ediyorum. Kendisinden daha  nice eserler bestelemesini bekliyorum.

Aliye Hanım sadece kendi bestesini icra etmedi konserlerinde. Daha önceki konserlerinde de Sevgili Muammer Okutan Hocamızın bestelerini icra ederek Çorumlu sanatçıların da eser üretebildiğini ve bunların diğer eserlerle yarışacak kalite de olduğunu göstermişti. Ben bu gibi değerlerimizin korolarımızda hassaten sergilenmesi taraftarıyım. Biliyorum ki geçmişte olduğu gibi bu günde Sanat Musikisiyle uğraşan hemşehrilerimizin çok güzel besteleri, ve güfteleri var. Onlar da kendirlerine bu konserler esnasında bir imkan verilmesini bekliyorlar. Biz yerli korolar olarak bu imkanı onlardan esirgersek kim onları bilecek, değerlendirecek? 

Son olarak bu yazı vesilesiyle bu sene Çorumluların gönlünü titreten, gönüllerine misafir olan tüm korolarımızı tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum. Hepsi de bir madalyonu süsleyen cevahirler gibi ışıl ışıl ve değerlidir. Onlar bu şehrin medarı iftiharlarıdır. Kültürel erozyonun yaşandığı, gençlerin sonu meçhul yollara savrulduğu bu zamanda, onları sanatın içersine çekebilen her el öpülmeye değerdir. Onlara imkan veren her kişi ve kurum alkışların, takdirlerin en büyüğünü hak ediyor demektir. Hepsini yürekten alkışlıyorum.






Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner110