ELVAN YILMAZ

Yıl 2001 ve ya 2002. Müslüm Gürses konser vermek üzere Çorum’a gelmişti.

Atatürk Spor Salonu saatler öncesinden tıka basa dolmuştu. Birkaç sanatçı çıktıktan sonra programın sunucusu sırası gelen Müslüm Gürses’i anons ettikten sonra büyük bir gürültü koptu. Sanki salon yıkılıyordu.

Bugüne kadar, onca spor faaliyetleri ve konser izlememe rağmen Atatürk Spor salonunda böyle bir duruma rastlamamıştım. Ses desiplesi insanların kulağını tıkayacak büyüklükteydi.

O dakikaya kadar kuzu kuzu oturan izleyiciler, birden ne olmuştu da onları harekete geçirmişti?

Bunun sebebi o baygın bakışlı adamdı. Gürses’in spesifik sesi binlerce insanı kendinden almıştı. Beni benden aldı tarzında.

Üzerini parçalayanlar, kafasını salonun parkesine vuranları gördüm. Belki de o şarkıları o gün kedi dinlese Pitbul’u parçalardı.

Bütün hayran kitlesi, pafküfçüler sahaya atlamaya başladı.  Salonda‘babaa, babaaa’dan başka ses duyulmuyordu.

Eğer birileri müzik uyuşturucu derse kesinlikle baronu Müslüm Gürses’tir derim. Diğerleri sadece torbacıdır.

Ve o zaman anladım. Müslüm Gürses sadece bir şarkıcı değildi, psikologdu. Kendisi gibi acı çeken insanlara hitap ediyordu.

Müslüm Baba, ayrıca  Noel Baba’ya benzemiyordu. Noel Baba bacadan, Müslüm Baba damardan giriyordu.

Kendine iptila olmuş, hayranlarının ifadesiyle belki de Arabesk ikiye ayrılır. ‘Müslüm ve Gayrimüslüm’ diye.

Değişimin ta kendisi olurken bile kendine özgü tavırlarından ödün vermeyen, hayat teknesinde acılarını büyük özenle yoğuran adam, Müslüm Gürses.

Ne olursa olsun kabul etmek gerek ki, evet o birçok acı yaşadı. Ailesi yönünden şansının olmadığı bir hayatı vardı. Ama Allah’ın ona verdiği yeteneklerini kullanmayı bildi ve kendi kaderini yine kendisi yazdı.

Kendine yönelik ''Şarkıları insanları umutsuzluğa sevk ediyor'' eleştirilerine, Müslüm Gürses, ''Ne demişiz biz, bugün batarsa güneş yarın yeniden doğar. İnsanın hayatında neşenin yeri olduğu kadar hüznün de yeri olacaktır'' diyerek bu görüşe karşı çıkmıştı.

Dram dolu bir hayatının olduğunu biliyordum, ama bu kadarını beklemiyordum. Ta ki, ‘Müslüm’ filmini izleyene kadar.

Şimdi hiç bilmediğimiz hayatının en gizli köşelerine, Müslüm Gürses’in en derinine yolculuk yapma şansımız var bu film sayesinde. Öyle dokunaklı bir film ki, ne desem az kalır.

Yok böyle bir acı.

Yönetmen koltuğunda Ketche ve Can Ulkay'ın oturduğu filmde hem oyuncu seçimleri hem de senaryo ince ince işlenmiş ve büyük bir başarıya imza atılmış.

Müslüm Gürses’i oynayan Timuçin Esen’in hakkını yememek lazım. Gürses’in şarkılarının tümünü yine Timuçin Esen seslendirmiş.

İnanılmaz iş çıkarmışlar. Uzun süredir ne beni bir şey bu kadar heyecanlandırdı, ne de bu kadar güzel detayı bir arada gördüm.

Hem yüzünüzü güldürecek kadar keyifli hem de tüylerinizi diken diken edecek kadar dram dolu. Büyük acılardan nasıl büyük bir hayatın doğduğunu göreceksiniz, ‘Müslüm’ filminde.

Taş değilseniz gözünüzden akan yaşları da sileceksiniz elbette izlerken. Gözlerinizi yanınızdakinden kaçıracaksınız.

Müslüm Akbaş’tan Müslüm Gürses’e geçisin nasıl sancılı olduğuna şahit olacaksınız.

Neyse, lafı fazla uzatmayalım.

…gamlı gamsız cümle âlem zevki sefada
bir ben miyim mahzun olan Ya Rabbi…
Diyen adam.

İyi ki seni tanımışız. Mekânın senin cennetin nasılsa öyle olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner182

banner110