HÜDAYİ NABİT ‘REİS’İ YAZDI

Habercim19 Yazarı Hüdayi Nabit, bu haftaki yazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yazdı.

HÜDAYİ NABİT ‘REİS’İ YAZDI

Habercim19 Yazarı Hüdayi Nabit, bu haftaki yazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yazdı.

23 Aralık 2014 Salı 13:05
 HÜDAYİ NABİT ‘REİS’İ YAZDI
banner181


Habercim19 Yazarı Hüdayi Nabit,  bu haftaki yazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yazdı.


Erdoğan’a ‘reis’ hitabında bulunan Nabit, “Reis’in ‘Dünya beşten büyüktür’ diye her fırsatta seslendirdiği hakikati, milletçe kavrayabilirsek, bayraksız, ezansız, pehlivansız, İslamsız ve her şeyden önce RUHSUZ kalmayacağız…” yorumunu yaptı.


İşte Hüdayi Nabit’in ‘GARBIN ÂFÂKI, REİS’ başlıktlı o yazısı:


Bazı milletler, iplik gibi tam inceldiği yerden kopacakken, şuurlarında biriken hasletleri taşıyan ve koptu kopacak ipi yeniden kavileyen bir lider çıkarırlar. O lider, sadece döneminin lideri olmaz.  Böyle dar zamanda çıkan liderler o milletin; tarihinin, tahayyülünün ve ufkunun da bir tezahürü olarak toplumuna öncü olurlar.  


Atlas üstünde, bin yıldır genişleyen ve daralan, daralan ve genişleyen coğrafyada olup biten ne varsa hepsini yüklenen lider çıkarmak birazcık nasip işidir. Biraz da milletine el pençe divan duran bir kalp ve vefa taşımakla alakalıdır. Bilge Kağan’ın taşlara eliyle yonttuğu tembihlerin, Osman Gazi’nin rüyasında göğsünden çıkan çınarın, “âlimin atının ayağından sıçrayan çamur, bizim için şereftir” diyen Yavuz Selim’in, topraklarımızı en netameli zamanda, 33 yıl koynuna sarıp muhannete teslim etmeyen Abdülhamit’in ufkunu sahiplenen bir lider, nihayet çıkara-bildik:  Recep Tayyip Erdoğan…


Bu milletin kalbiyle, diliyle, eliyle biriktirdiği değerlere musallat olanların bileklerini tutan adam,

Osman Gazi’nin sadrında yeşeren çınarı kurutmak için çağın sentetik zehirlerini akıtan güçlere göğsünü siper ediyor… Türkiye, makamı büyüdükçe cümleleri ve ufku küçülen insanların muhasara ettiği ön-asya ülkesi değil artık. Makamı büyüdükçe, cümleleri daha da derinleşen, milletinin irfanına daha da yaslanan bir liderin, yedi düvele bu toprakların çürümediğini haykıran bir ülke.

Zaman ve mekân gözetmeksizin, hak bildiği yola “besmeleyle” koyulmanın bereketini ümmetle paylaşmayı, Tayyip Erdoğan’la yeniden öğreniyoruz. Atlası önüne serip, binlerce yıldır akan ırmakların bile yönünü çevirmeye kalkan zalimlere karşı ceketimizi iliklemiyoruz. Dağlarımızın zirvesine kurularak, eteğinde yaşayanları hor gören heyulaların dimağlarımızda bıraktığı korkuyu attık üstümüzden. Elbiselerimize bakıp, gidebileceğimiz yolu göstererek, bizi çalılar arasında yürütenlerin emirlerine tabi değiliz. Evimizi barkımızı kumar masasında kaybeden hamsofulara-yalancı hocalara, eşiğimizden girip çıkarken yüzümüze hırlayan despotlara eyvallah etmiyoruz. Şark ve garp arasında kıstırılarak plastik kumaşlardan şeffaf elbiseler giydiremiyorlar bize.

Kuru bir cihangirlik davasıyla Allah’ın arzını meşgul etmiyoruz artık.

Ecdadın kıra bayıra, kurt kuş içsin diye yaptırdığı çeşmeleri parçalayıp, bizi eli böğründe susuz bekleten fesatların elinden çeşmelerimizi geri aldık. Milletçe gönlümüzü ve şuurumuzu besleyen en helal sözlerle birlikte cesaretimizi ehlileştiren, mukaddem kıymetlerimize ait ne varsa bir bir cumhurbaşkanımızın ağzından işitiyor ve bir mana da ne olmadığımızı yeniden keşfediyoruz.

Başı göğe değiyor gibi efelenerek yürürken çakıl taşlarına bile tahammül edemeyip, taşlara düşman kesilen ehl-i keyfe, karşı duran adam Tayyip Erdoğan. Millet olmanın kıymetini fevk ederek hasenat kalemiyle destan yazan bilgelerin sesleri 21. yüzyıl Türkiye’sinde onun gür sedasında yankılanıyor. Erdoğan sayesinde kıblemizin önüne konulan ve bize sütre diye yutturulan şeylerin kıblemizin önüne gerilen barikatlar olduğunun farkına varıyoruz.  

Aliya İzzetbegoviç, Bosna’yı yeniden kurarak milletine ufuk çizen liderdi. Batının bütün gücüyle yok etmeye çalıştığı milleti uçurumdan aldı.  Türkiye’nin mahzenlere atılarak çürümeye terk edilen ufkunu ise yeniden öz(ü)gürlüğüne kavuşturan Tayyip Erdoğan, Aliya’nın bıraktığı mirasın da gür sesi olarak Yeni Türkiye’yi inşa ediyor.  

REİS’İN “Dünya beşten büyüktür” diye her fırsatta seslendirdiği hakikati, milletçe kavrayabilirsek “ÜSTÜMÜZDEKİ GÖK DELİNMEDİKÇE, ALTIMIZDAKİ YER YARILMADIKÇA” bayraksız, ezansız, pehlivansız, İslamsız ve her şeyden önce RUHSUZ kalmayacağız… 



Son Güncelleme: 23.12.2014 13:07
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
müslüm akkuş 2015-06-26 22:40:31

reis yeni türkiyeyi inşa ediyorda henüz o inşaaya bir tuğla koyduğunu görmedik.lafla,hamasetle bu işler olmuyor.

banner182

banner110