İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.

Allah’tan geldik ve mutlaka ona döneceğiz.

Ramazan aylarında, ekranlardan evlerimize konuk ettiğimiz güzel insanlardan birisiydi Ömer Döngeloğlu Hoca… Rasûlullah hayatını yaşarcasına aktarırdı bizlere. Onu dinlerken bir anda kendimiz sahabe arasında hissederdik.

Yaşar Kaplan’ın da dediği gibi Ömer Hoca: “Hz. Peygamber’i (sav), sahabe-i güzîni o kadar güzel, o kadar sarsıcı, o kadar canlı anlatıyordu ki, sözleri, insanı yüreğinden yakalıyor, yıkıyor, yakıyor, arındırıp kendine getiriyordu. Rahmet elçisini, ashabını anlatmıyordu, yaşıyordu... İliklerine kadar hem de!”

Lafı eğip bükmeden, dosdoğru söylerdi. İkircikli değildi. İyi bir hatipti. Ramazana gönül veren kalbi, bir ramazan gününde Rabbine kavuşmak için durdu. Rabbim rahmet eylesin.

Ömer Döngeloğlu, 1968'de Tokat Zile'de dünyaya gelmişti. Zile İmam Hatip Lisesi'ni bitirdikten sonra Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu. 1986-1996 yılları arasında memleketi Tokat'ta imam-hatip olarak görev yaptı. Özellikle İslam tarihi ve Siyer-i Nebi üzerine uzun yıllar araştırmalar yapmıştı. Tevazu sahibiydi. Kendisi program yaptığı halde programına başka hocalarımızı çağırır, onlara karşı kemal-i edeple hürmet eder, önlerine geçmezdi. Bir vatandaşımız bir sula tevcih etseler kendisi susar ve misafir ettiği hocamızın cevabını bekler, o cevap üzerine hiç yorum katmadan aynen tekrar ederdi.

Eserleri:

Peygamberin İzinde, Huzur Yayıncılık, 2008 ve Mavi yayıncılık, 2016

Allah’a Adanmış Hayatlar, Mavi Yayıncılık, 2011

Yeryüzünün Yıldızları, Mavi yayıncılık, 2011

Sözün Miracı; DUA, Timaş Yayınları, 2014

Allah Resulünü Görenler, Timaş yayınları, 2014

Peygamberimizin Dostları, Timaş Yayınları, 2012

Mus’ab bin Umeyr, Timaş Yayınları, 2014

Döngeloğlu, yakalandığı Koronavirüs nedeniyle tedavi gördüğü Başakşehir Devlet Hastanesinde 3 Mayıs 2020 tarihinde rahmeti Rahmana kavuştu. Onun Rabbine kavuşma zamanı da manidardı. Ramazan ayı ile özdeşleşen, deyim yerindeyse Ramazan-ı şerife misal olan hocamız yine bir Ramazan günü visale ermişti. Merhumun naaşı Edirnekapı Şehitliği'ne defnedildi. Ölümünden sonra Prof. Dr. Mustafa Karataş Hocamız da sahur programında gıyabi cenaze namazı kıldırdı ve ekranları başındaki izleyicilerden onun için helallik istedi. Hocamızın vefatı üzerinden henüz bir gün bile geçmediği halde vefakâr milletimiz tarafından hocamızın ruhuna hediye edilen yüzlerce hatmi şerif Kanal 7 televizyonunda dualandı.

***

Ömer Döngeloğlu hocamız, son sohbetinde ‘Ramazan-ı Şerif bize bu sene ağır imtihan olacak’ demiş ve milletimizden helallik istemişti. Bir veda havasında gelişen bu son konuşmasında zaman zaman gözyaşlarına hâkim olamamıştı. Hocamızın bu son konuşmasının tam metni şu şekildedir:

“Her can taşıyan her canlı mutlaka ölümü tadacaktır. Allah'ım buluğ çağımızdan şu ana kadar işlediğimiz bütün günahlara tövbeler olsun. Şu virüs; binlerce âlimin, milyonlarca hocayım diye bizim gibi ortalıkta gezenlerin anlatamadığı, anlatamayacağı şeyi işte şu birkaç ayda anlatmadı mı hepimize? Ve kıymetli kardeşlerim; böyle bir dünyada, şu dünyaya bundan sonra öyle dört elle yapışmaya gerek yok!

Rızkımızı helalinden kazanalım. Müminler ve Müslümanlar olarak üstümüze düşeni yapalım. Asıl yurt, ahiret yurdudur.

Efendimiz Aleyhisselam kızına diyordu ki:

“Fatıma! Allah'a yemin ederim ki asıl hayat, ahiret hayatıdır.”

Müslümanlar; asıl hayat, ahiret hayatıdır. Bunu bazen biz kendi nefsimize bile anlatamadık yani. Güzel güzel konuştuğumuza da bakmayın bizim, güzel güzel anlattığıma da bakmayın fazla! Mesele; bu dini yaşayanlardır kazananlar. Allah'ın huzurunda zafere erenler, mutluluğa erenler, darusselama koşanlar; yaşadıklarını anlatmasa bile peygamberin ardında yürüyenlerdir.

Hadi gelin şimdi dua vakti! Ellerimizi açalım ve Rabbimize okunan hatmi şerifleri, tüm okunan Yasinleri, kelimeyi tevhitleri, süver-i celileleri birlikte duamıza katalım.

“Duanız olmasa ne işe yararsınız!” derdi yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim bize.

İşte dua ile geldik Ya rabbi huzuruna!

İşte elimizde sana açıyoruz!

Âmin!

“Allah'ım! Bizi bundan sonra hayırlı bir insan, dua eden, ahlakıyla, imanıyla, ibadeti ile İslam yolunda yürüyen;

Son nefesine kadar imanını ve İslam'ın ahlakını, namusunu, iffetini koruyan hayırlı Müslüman erkekler ve kadınlar eyle bizi!

Ya rabbi! Ramazan'ı Şerif, bizim için bu sene, Allah'ım ağır imtihan olacak. Ağır imtihan olacak. Oruçlarımızı tutarak, teravihlerimize evlerimizde hiç değilse cemaat yaparak kılmayı ve Peygamberimizi de sevindirmeyi, Allah'ım seni de de razı etmeyi bu Ramazan'da ve bayrama da gerçek bayramla çıkmayı ümmeti Muhammed'e insanlığa nasip et yarabbi!

Dualarımızın kabulü için, ahirete göçmüşlerimizin ruhu için, milletimizin, vatanımızın, devletimizin, ümmeti Muhammed'in ve insanlığın Birliği, güç ve kudreti, kardeşliği ve selameti için,

Hayırların fethi, şerlerin def’i, ümmeti Muhammed'in selameti için, Allah rızası için;

El Fatiha!

Rabbim bundan sonraki ömrümüzü, bundan öncekinden daha hayırlı eylesin!

Allah hepinizden razı olsun!

Allah cümlemizin ölmüşlerine de rahmet eylesin!

Hakkınızı helal edin!

Çok teşekkür ediyorum. Allah'a emanet olun canım kardeşlerim!”

***

Evet dostlar! Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir.

Ömer Hocamız, ehlisünnet fikriyatı üzerine dini bir eğitime ömrünü vakfetmişti. O vatan, millet, bayrak ve dini değerler için nefes tüketmişti. Onun bu son konuşması gerçekten de samimidir. Aslında onun bir konuşması daha vardı. Güneydoğuda oynanan oyunu deşifre eden ve yöre insanını uyaran harika bir konuşmaydı. Mutlaka dinlemenizi tavsiye ederim.

O konuşmasında Kürt asıllı gençlerimize PKK’nın oyununa gelmemeleri için çağrıda bulunmuştu. Değme siyasilere taş çıkaracak coşkulu bir üslupla PKK'ya göndermeler yapan hocamız şunları söylemişti:

''Ey Çanakkale’de bizimle beraber can vermiş Kürt yiğitlerinin çocukları! Yapmayın! Yanlış yapıyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz aslanım! Size bu aklı verenler yanlış söylediler. Bu millet; Çanakkale'de 35 km uzunluğundaki bir yarımadayı, arabayla gidin o 35 kilometreyi İngiliz gâvuruna vermemek için 250 bin şehit verdi. Sana Güneydoğu'yu bu millet verir mi oğlum? Yapmayın, yanlış yapıyorsunuz! Bu vatan, bu devlet; Kürt'e de yeter, Türk'e de yeter! Bu topraklar Alevi'ye de yeter, Sünni'ye de yeter! Gâvuru güldürmeyin bize! Size bağımsızlık vadeden bu dinsiz kâfirler, bu dünyanın egemen zındıkları, size ne söylüyorlar kapının ardında bilmem. Ama unutmayın, bugün Sarıkamış şehitlerini yâd ettiğimiz şu günlerde 90 bin çocuğumuzu dağların yüzüne gelincik tarlası gibi serdik. Biz Erzurum'u Rus'a vermedik, size de vermeyiz oğlum! Şehidin tabutunun başında ağlarız. Küçücük çocuğun boynuna sardıkları babasının bayrağını görünce ağlarız. Türk milleti duygusaldır. Gözümüz yaşarır bizim. Ağlarız, sızlarız. İçimiz yanar yirmi yaşında bir çocuğun kardeş kurşunuyla ölmesinden bin yıllık akrabalarımızın çocuklarına bizim çocukların vurdurulması, tuzaklar kurulup hain mayınlarla şehit edilmesi canımızı yakar, içimizi yakar. Ama unutmayın, içimiz yansa da, ciğerimiz ateş çemberine dönse de, bu vatanın bir karış toprağı, ne içerdeki, ne dışardaki gâvurlara verilmeyecektir.

Can kardeşlerim, Allah o dağlara çıkarttıkları Kürtlerin yavrularına Rabbim iman ve basiret versin. Tevbe ve pişmanlık nasip etsin. Gâvurların oyunlarını bozmayı önce o dağlardaki çocuklara nasip etsin. Ama onlar inat edeceklerse Allah bu milleti Malazgirt’te olduğu gibi, İstanbul surlarında olduğu gibi, Çanakkale’de, Sarıkamış’ta olduğu gibi, vatanının bölücülerden kurtarmayı Allah bu millete nasip etsin.

Allah devletimizi yönetenleri adaletten, merhametten, haktan ve cesaretten ayırmasın. Allah kötülere fırsat vermesin. Cenabı Hak ölmüşlerinize rahmet eylesin.

Allah sizi önce elinizin, dilinizin, dininizin, gözünüzün, kulağınızın, hayatınızın, evinizin, ailenizin fatihleri olmayı nasip etsin. Mekke’sini fethetmiş Müslüman olarak mezara girmeyi Allah cümlenize nasip etsin. Allah gecenizi hayreylesin.”

Bu sözleri hem de o coşkuyla tıklım tıklım bir salona hitap etmek her kişi değil er kişi işidir. Allah ondan razı olsun.

Kendisi ile 2017 yılında Hac farizası için gittiğimiz Mekke’de tanışmıştık. Kaldığımız otele gelip sohbet etmişti. Hacılarımızın ona olan teveccühü nedeniyle bir hatıra fotoğrafı çektirememiştik. Milletimiz onu çok sevmişti, Rabbim de sevgisini, merhametini esirgemesin inşallah.

Merhum hocamıza tekrar Cenab-ı Hak’tan rahmet niyaz ederken, kederli yakınlarına ve milletimize başsağlığı dilerim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.