Mizacım siyasete uygun değil

Çorum TSO Başkanı Çetin Başaranhıncal siyasete girip girmeyeceği sorusunu cevaplandırdı

Mizacım siyasete uygun değil

Çorum TSO Başkanı Çetin Başaranhıncal siyasete girip girmeyeceği sorusunu cevaplandırdı

08 Ocak 2020 Çarşamba 22:54

Çorum Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Başaranhıncal ‘Bi Konu Bi Konuk’ta Betül Özseçer’in siyasete atılıp atılmayacağı sorusunu da cevaplandırdı. İşte o soru ve cevabı:

Toplumun her kesiminde size bir teveccüh var. İş hayatınızdaki o başarınızı siyasete taşımayı düşünüyor musunuz?

Az önce dediğim gibi siyaset farklı bir kulvar. Ben bunu defalarca değişik platformlarda dile getirdim. Tabii ilk Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı da teklif edildiğinde işimin yoğunluğundan dolayı düşünmediğimi söylemiştim. Büyük konuşmuşuz. Üçüncü dönem hala başkanlık yapıyoruz. Yine büyük konuşmak istemiyorum ama eğer siyaset yapacaksam, önce çıkarım Ticaret ve Sanayi Odası’ndan istifa eder, ertesi sabah ta ben siyaset yapıyorum derim. Ama ailem, geniş ailem ve kendi mizacım çok siyasete uygun bir mizaç değil diye düşünüyoruz. Şimdilik siyasetle alakalı söyleyebileceğim şey bu.

ÇORUM PROJELERİMİZ SÜRECEK

Peki Başkanım bir üniversitemiz var. Çeşitli ARGE çalışmaları yürütülüyor. Ticaret ve Sanayi Odası’nın da sanırım ortak çalışmaları var değil mi?

Evet.

Bunlar ne boyuttadır?

Şimdi biliyorsunuz HÜBTUAM çok ciddi beraberlikten çıktı. Sanayicimizin ihtiyacı ürünleri aldık koyduk. O zaman ki Rektörümüzün de desteğiyle. laboratuvardaki çalışmalarımız devam ediyor. Bazılarından bizim bilgimiz oluyor. Bazılarından olmadan sanayicilerimiz, iş adamımız kendi direkt artık üniversiteye özel konusuyla ilgili bir çalışma yaptırabiliyor. Bunlar tabii hayal ettiğimiz şeyler. Önceden hiç olmayan ve aralarında sanki kocaman bir duvar varmış gibi üniversiteyle iş dünyası arasında. Bu duvar kalktı. Çok rahat girip çıkabiliyoruz. Akademisyenlerimiz de sanayide çok rahat gezebiliyor. Bunlar güzel şeyler. Biliyorsunuz rektörümüz değişti. Yeni rektörümüzle yaptığımız ilk çalışma bu senenin son dönemine yetişecek olan yani 2020 yılının eğitim öğretimin son dönemine 7+1 modeli uygulayacağız. Yani 4 yıllık bölümde okuyan çocuklarımızın 8 dönemleri var. 7 dönemlerini teorik olarak okulda son dönemlerini de pratik olarak sanayide geçirecekler. Türkiye’ye örnek bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Yine Teknokent’e çok desteği var üniversitemizin. Orda da %60 oranında doluluğumuz var. Biraz daha doluluğunu arttırmamız lazım. Yine adını Sayın Rektörümüzün veya ekibinin oluşturduğu KOBİ hastanesi projemiz var. KOBİ hastanesi deyince en anlaşılacak slogandan söyleyim, herhangi bir rahatsızlığı olan KOBİ’mizin biz buna rahatsızlık diyoruz artık. Teşhisini koymak, tedavi etmek üzere bilimden, üniversiteden destek alacağı KOBİ Hastanesi projesi. Danışman Havuzu dediğimiz meselesini anlatacak. Konu ne olursa olsun ister finans, ister üretim hiç fark etmez meselesini anlatacak bilim masaya yatırarak, teşhisini koyacak, tedavi yöntemini KOBİ’mize anlatacak, tedavi edecek bir süreç. Sanayi üniversite işbirliğinin bir ölçüsü yok. Yani bu bir şeyle kıyaslanamıyor, ölçülemiyor. O nedenle de ben çok iyi yerlerde olduğumuzu düşünüyorum ama sonda değiliz. Daha da yükselmemiz lazım. Daha da üniversiteyi sanayiyle iç içe getirmemiz lazım. Keşke bunun ölçülebilir tarafı olsa da işte şuralardayız diyebilsem. Ama öyle bir birim yok. Her gün bir tık daha üste gitmemiz lazım üniversite işbirliğiyle. Sanayicimizin desteği olmadan ülkemizin olma şansı yok. Bu kadar net.

Gerçekten muazzam bir çalışma. Türkiye’de bir örneği var mı bilmiyorum ama sanırım yok değil mi Türkiye’de böyle?

Yok. KOBİ Hastanesi projesinde de örnek oldu. Daha önceki dönemde de Danışman Havuzu diye oldu bu. Aynı şekilde daha evvel işte üniversitedeki tezlerin hepsi sanayicilerin sorunlarıyla ilgili hazırlanmasında örnek olduk. Bunların hepsi YÖK’te konuşulup Türkiye’nin değişik üniversitelerine bakın Hitit Üniversitesi, Ticaret Odasıyla böyle yaptı diye parmakla gösterilen projeler. Bundan sonra da aynı şekilde projelerin devamı edeceğini tahmin ediyorum. İnşallah her yıl bir iki örnek Türkiye’ye teşkil ederiz.

İnşallah. Çorum ilinde istihdam olanakları nelerdir? Biz hep işsizlik tarafını duyuyoruz. İşsizlik tarafını biliyoruz. Ama bir de sanayicinin bakış açısı var. Mesela son dönemde bir asgari ücret belirlendi. Bu ücretin sanayicideki yansıması nedir?

Şimdi sanayici asgari ücrete sadece şöyle bakar; on kalem maliyetiniz vardır ve bunlardan bir tanesi de asgari ücrettir. Elektrik, su parası, hammadde gibi düşündüğünüz giderlerden bir tanesidir. Özellikle imalat sektörü için söylüyorum. Asgari ücrete ne zam gelirse maliyetimiz o kadar yükselecek. Ulusal arenada rekabet edebilme adına asgari ücretin afaki artmasını ister mi iş adamı? İstemez. Ama ben şundan şöyle bir rahatsızlık duyuyorum. Tabii ki ben hiçbir kalemin maliyetinin artmasını istemem. Ama asgari ücret sadece ve sadece işverenlerin istemediği bir kalemmiş gibi bahsediliyor. Asgari ücreti en çok ödeyen aslında devlettir. En çok asgari ücretli çalıştıran da devlettir. Devlet bu bütçenin altından nasıl kalkacağının hesabını yaptığı için kanun da cevaz vermiştir, asgari ücreti devlet belirler. Bu kadar basittir. Ama bizi hep hedef haline getirirler asgari ücrette. Ama maliyettir. Ne gelirse üstüne eklersiniz. Satış fiyatına yansıtırsınız.

Bir çeşit iyi polis kötü polis oyunu gibi.

İşin doğrusu maalesef öyle. Tabii istihdam noktasında Türkiye’nin işsizlik oranlarını net söylüyorum, % 50’sini hiç geçmedi Çorum. Ne demek istiyorum, Türkiye’de işsizlik % 14 ise Çorum’da en fazla % 7’yi gördü. %6,8’i gördü. %50’sinin üzerine hiç çıkmadık. Bu da Çorum’da işsizlik olgusunun Türkiye gerçeğinin çok altında olduğunu gösteriyor. Bir işveren olarak söyleyim; bu işsizlik oranlarını da İŞKUR üzerinden tespit ediyoruz. İŞKUR’daki müracaatlardan ve nüfustan yapıyorsunuz. İşsizlik değil bu. Bu rakamlarında gerçeği yansıtmadığını düşünüyorum. Çünkü iş beğenmeme bir hastalık haline geldi. Yani İŞKUR’daki birçok insana muhakkak bir iş teklif ediliyor. Onu istemediği, daha iyi iş bir imkanı beklediği, reddettiği için orda kalıyor. Şimdi bizim de en büyük sıkıntımız ‘ne iş olursa yaparım’dan sıkıldık biz.

Peki nasıl bir çözüm önerirsiniz?

Meslek eğitimi, çok önemli. Hangi okul, hangi bölüm, hangi diplomaya sahip olduğunuz önemli değil. Ne işten anlarsın? Ne iş yaparsın? Şuna karşıyım, ‘Tecrüben var mı’ diye soruyoruz. Hepimiz tecrübeli eleman alırsak bu çocuklar tecrübeyi nerden edinecekler? Kapımızı açarız ama eğitimi alarak bir konuda kendini yetiştirmeli bizim insanımız. İnşaallah bir gün ‘ben sadece şundan anlarım’ diyen bir çalışan kitlesiyle karşılaşırız. En büyük temennilerimizden biri de bu. İkinci soruları ‘kaç lira maaş alacam’? Gene bir hayalle bekliyorum ben; bir çalışanımızın gelmesini ‘şu an maaş konuşmayalım. Bana 2 ay müsaade et. Ben şu işletmeye şu kadar kâr ettiririm.’ İnşallah bir gün iş görüşmesine böyle gelir diye temenniyle bekliyorum. Ama maalesef cephede bile savaştayız. Bankadan finans desteği alırsınız, gayrimenkul satarsınız. Finansı bir şekilde çözebilirsiniz ama 3 yıl-5 yıl sonra işletmenizde yetenekli çalışan kalmadığı zaman bu işletmelerin yaşama şansı yok. En büyük endişem bu. Çağın getireceği yani mesleksizlik, işsizlik değil. İşte böyle bir kitleyle karşılaşırsak biz dünyada kaybederiz. Bırakın ülkemizi, dünya arenasında da kaybolur gideriz. Çocuklarımızın bir şekilde TV’deki o lüks hayat dizilerinden kurtulup hayatın bu kadar rahat, basit olmadığını görüp bir konuda meslek edinmeleri gerektiğini düşünüyorum. Milli Eğitimle dönem dönem kurslar da açıyoruz. Biz bir şekilde açıkları kapatmaya çalışıyoruz ama bu yeterli değil. Bakın işyerlerindeki çalışma düzenlerimizde eski huzur ortamı kalmadı. İş ahlakı dersinin Milli Eğitim tarafından verilmesi lazım. Ben bu noktaya geldiğimizi düşünüyorum. Yeni neslin ahlak bozukluğu değil bu. Açık ve net söylüyorum. Bu başka bir şey. Kültürümüzü, eski iş ahlakımızı, o üretken çalışkan ahlakımızı, biraz kaçırdık ipin ucunu.

O usta çırak ilişkisi aslında.

Bravo. Aynen. İşte o saygıdan, çerçeveden uzaklaştık. Bunun adına Avrupalı oluyoruz deyin, bunun adına insan hakları deyin. Bir şeyler dedik süsledik. Şu anda gerçekten işletmelerde iş ahlakı kalmamış vaziyette. Huzur olmadığı yerlerde çok iyi işler çıkarmak mümkün değil.

İNSANLAR ÇORUM’A TEKRAR GELMEYİ DÜŞÜNMELİ

Çorum tarihi çok eskilere dayanan bir il. Ama hiçbir zaman turizm Çorum’da gündem olmuyor. Çorum sanayicisinin turizmle ilgili bir çalışması var mı? Düşünüyorlar mı? Geride mi duruyorlar? Duruyorlarsa neden duruyorlar?

Evet. Şimdi, sanayici, iş adamı turizmden geriye duramaz. Bizim belki meslek olarak hiç turizmle işi olmayan sanayici mesai saati bittikten sonra bir Çorumlu en nihayetinde. Bir Çorumlu buradaki kültür hazinesine kayıtsız kalamaz. Dönemsel olarak birçok proje yaptık turizmle ilgili. Çorum’un genelinde bir de şöyle bir şeyimiz var; ‘Çorum iyi tanıtılamıyor dışarda’ diye. Birçok ilin elinde sadece bir malzeme var. Ama turizm var, ama tarım var, ama sanayi var. Çok şükür bizde üçü birden olduğu için üç kulvarda rekabet ederken tanıtmak çok zor. Bütçeyi üçe ayırıyorsunuz. Fuara katılıyorsunuz üçe ayırıyorsunuz. Tarımın alt yapısı için bir bütçe ayırıyorsunuz. Dolayısıyla bütçe üçe bölündüğü için üç kulvarda tanıtım biraz daha zor oluyor işin doğrusu. Biz Valiliğimizle bir çalışma yürütüyoruz şu anda. Turizm mastır planı yapılmalı. Var olan tarih kültürümüz var. Bunu değiştiremezsiniz. Azaltamazsınız, çoğaltamazsınız. Sadece tanıtırsınız. Ama ben şunu görüyorum. Defalarca heyetler düzenledik. İnsanları getirdik, tanıtalım, gezdirelim diye. Dönenler bir daha gelmedi. “Ya çok güzeldi. Bir daha gidelim hafta sonu“ demedi. Bizim biraz sosyal hayat anlamında gelen insanları eğlendirmemiz lazım. Bunun formatı yapılması lazım. Kurumların bunun üzerine gitmesi lazım. Çok iyi otellerimiz var. Konaklama anlamında bir sorunumuz yok. Ama işte oralarda eğlendirmek çok doğru değil. İstanbul’dan, Ankara’dan gelen insanlar. Bunlar otel ortamını bilen insanlar. Daha otantik, kendi kültürümüz olan, bugün beraber izledik kalede restorasyon başladı. İşte bunlarla biraz ön plana çıkartıp en azından hafta sonunu dolu dolu yaşatıp gönderirsek, ‘ya çok keyifli’ deyip insanların gelmesini sağlayabiliriz. Bakın Ürgüp de aynı şekilde. Senelerce var olan mirasını kullandı ama balon takviyesi girene kadar düştü. Bir balon çıkarttı, tekrar kapasiteyi artırdı. Bu budur. İnsanların eğlenmesi lazım. Yani cezbetmeniz lazım. Sadece tarihi ile sınırlı kalmamalı. Onun için de alt yapıya çok önem verilmeli. Dediğim gibi aşamasını  şu an da bilemiyorum ama turizm master planı Valilik tarafından hazırlanıyordu. O plana göre kurumlar üzerine düşeni yapmalı diye düşünüyorum. Bir çok etkinlikte sanayicimiz birebir bireysel de katkı veriyorlar. Sanayicimiz hiçbir zaman turizm ile ilgili geri durmadı. Onun altını çizerim yani.

Ticaret ve Sanayi Odasının çeşitli sosyal aktiviteleri, sosyal duyarlılığı yüksek bir Oda. 2020 için planlarınızda neler var? Özellikle seçtiğiniz bir alan var mı? Bu alana yoğunlaşacağınız sosyal alan olarak ?

Ticaret Odası başlıklı sosyal alan başka bir alan. Bir de Çorum’un hemen hemen bütün STK’ları yerine göre üniversitemiz, yerine göre Valiliğimiz’in sosyal projelerinin her tarafında, bir tarafında yer alan bir Ticaret Odası. Bu ikisi. birbirinden farklı. Biz dün ne destek verdiysek 2020 yılında da yapılacak olan bütün sosyal etkinliklerde doğru işler yapılmak kaydıyla, reklamın iyisi kötüsü olmaz diyen biri değilim. Kötü reklamlarda olmadık, asla olmayacağız. İyi işlerde olmak şartıyla desteklerimiz devam edecek. Bunu tartışmıyorum. Ticaret ve Sanayi Odası sosyal projelerine gelirseniz; işte son 45 günde üçüncü projemizi yaptık zaten. Üçüncü konuğumuzu getirdik. Genç cıvıl cıvıl bir Kadın Girişimciler İcra Kurulum var. Kadın girişimcilerimizin sosyal etkinliği üzerinden 2020 yılı biraz onlara ait geçecek gibi görünüyor işin doğrusu.

* Söyleşinin videosu habercim19 youtube kanalından izlenebilir.

Son Güncelleme: 11.01.2020 13:02
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kemal Sunal 2020-01-09 18:28:49

Sizin mizacınızı çok iyi bilirim. Mesela şirin gözükmek istediğinizde "abi" çekersiniz. İşinize gelmediğinde ise "sırtınızı dönersiniz" işte sizin mizacınız. ALLAH sizden ve TSO yönetimindeki bazı defolu arkadaşlarınızdan Çorum'u korusun.

Avatar
Çorumlu 2020-01-09 16:21:03

İnsanlar Çorum'a ne ile gelecek karqyolu ile mi

Avatar
Hasan 2020-01-10 01:47:10

Bu zatın ufku mevcut koltuğuna yetmez, ısrarla daha nasıl orda oturuyor daha niye deviremediler, anlamış değiliz, inşAllah son dönemi artık.