Vali çilehane için devrede
Vali çilehane için devrede
17:18Açılış tarihi verdi, ücrete hiç değinmedi
Açılış tarihi verdi, ücrete hiç değinmed...
16:5612 arsanın tamamı satıldı
12 arsanın tamamı satıldı
16:15Hayırsever bağışladı, yangına karşı ekip kurdular
Hayırsever bağışladı, yangına karşı ekip...
Akademisyen hemşehrimiz Prof. Dr. Özcan Güngör'den Hitit rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk'e bazı hatırlatmalar...
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi hemşehrimiz Prof. Dr. Özcan Güngör, Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde uzun yıllar öğretim üyeliği yapan, Türk Ocakları Çorum Şubesi Kurucu Başkanı, TOBB ETU Öğretim Üyesi ve mütefekkir Prof. Dr. Hilmi Demir’in vefatı üzerine bir yazı kaleme aldı.
Özcan Hoca, Hilmi Demir’in vefatının ardından Hitit Üniversitesi Rektörlüğü cephesinde yaşananların, şahsı adına derin bir hayal kırıklığına neden olduğunu belirterek, “Kanaatimce Sayın Rektör, görev süresinin sonunda en çok hatırlanacak sınavlardan birinde iyi bir iz bırakma fırsatını kaçırmıştır. Akademik başarılar tartışılabilir, idari tercihler eleştirilebilir; fakat vefa, nezaket ve insanî duyarlılık söz konusu olduğunda mazeret üretmek kolay değildir.”dedi.
İşte Özcan Güngör'ün o yazısı:
“Üniversiteler yalnızca eğitim veren kurumlar değildir; aynı zamanda hafızası, vicdanı, vefası ve kurumsal kültürü olan yapılardır. Bir üniversiteyi büyük yapan sadece akademik yayın sayısı ya da uluslararası sıralamalardaki değil; emeğe, yetişmiş insanına ve kendi değerlerine gösterdiği saygıdır.
Bu nedenle Prof. Dr. Hilmi Demir’in vefatının ardından yaşananlar, şahsım adına derin bir hayal kırıklığı olmuştur.
Yaklaşık sekiz yıllık görev süresi boyunca Sayın Rektör hakkında akademik performans, üniversitenin ulusal ve uluslararası görünürlüğü, şehirle kurduğu ilişki ve üniversite mensuplarıyla iletişimi konusunda kamuoyunda birçok eleştiri dile getirildi. Bunların her biri elbette farklı şekillerde değerlendirilebilir; kimi katılır, kimi katılmaz. Ancak kanaatimce bütün bu tartışmaların ötesinde, görev süresinin sonunda unutulmayacak en önemli eksikliklerden biri, kurumsal vefa konusunda sergilenen bu sessizlik olmuştur.
Prof. Dr. Hilmi Demir, yaklaşık otuz beş yıla yaklaşan akademik hayatında Hitit Üniversitesine emek vermiş, Çorum’un hemen her kesimiyle güçlü bağlar kurmuş, Türkiye’nin farklı kurumlarında önemli görevler üstlenmiş, uluslararası platformlarda ülkesini temsil etmiş ve yaptığı çalışmalarla üniversitesinin adını duyurmuş değerli bir bilim insanıydı.
Vefatının ardından milyonlarca insan dua etti. Devletin en üst makamlarından taziye mesajları yayımlandı; bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve çok sayıda devlet adamı bizzat taziye ziyaretinde bulundu. Böylesine geniş bir toplumsal karşılığı olan bir akademisyenin ardından, yıllarca görev yaptığı üniversitenin sessiz kalması doğrusu izah edilmesi güç bir durumdur.
İnsan, en azından bir telefon, bir başsağlığı mesajı ya da kurumsal bir taziye açıklaması bekliyor. Çünkü bunlar hukuki bir zorunluluk değil; insan olmanın, akademik nezaketin ve kurumsal vefanın gereğidir.
Biz, Hitit Üniversitesinde bu kültürün yaşadığına inanıyorduk. Çorum’un örfünde, töresinde ve insanlık anlayışında emeğe saygının karşılıksız kalmayacağını düşünüyorduk. Fakat yaşanan bu sessizlik, maalesef bunun aksini hissettirdi.
Üzüntümüz yalnızca Prof. Dr. Hilmi Demir adına değildir. Üzüntümüz, Çorum’un yetiştirdiği önemli bir değere karşı gösterildiğini düşündüğümüz ilgisizlik nedeniyledir. Çünkü Hilmi Demir sadece bir akademisyen değil; Çorum’un eğitimine, sivil toplumuna, gençlerine ve entelektüel hayatına uzun yıllar katkı sunmuş bir isimdi. Böyle bir isme gösterilecek saygı, aslında Çorum’a gösterilecek saygının da bir gereğiydi.
Makamlar gelip geçer. Rektörler değişir, yöneticiler değişir. Ancak insanların geride bıraktıkları hatıralar değişmez. Bir yönetici görev süresi boyunca yaptığı projelerle olduğu kadar, zor zamanlarda gösterdiği insanî duruşla da hatırlanır.
Kanaatimce Sayın Rektör, görev süresinin sonunda en çok hatırlanacak sınavlardan birinde iyi bir iz bırakma fırsatını kaçırmıştır. Akademik başarılar tartışılabilir, idari tercihler eleştirilebilir; fakat vefa, nezaket ve insanî duyarlılık söz konusu olduğunda mazeret üretmek kolay değildir.
Dilerdim ki görev süresini, ardında kırgınlıklar değil güzel hatıralar bırakarak tamamlasın. Dilerdim ki yıllarını bu üniversiteye vermiş bir hocanın ardından, kurumu adına yakışan bir duruş sergilensin. Çünkü üniversiteleri asıl yücelten şey; binaları, makamları ve unvanları değil, insanına gösterdiği vefadır.
Ne yazık ki bu konuda büyük bir eksiklik yaşandığını düşünüyorum. Bunun takdirini ise kamuoyunun ve Çorum’un vicdanına bırakıyorum.”
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir