Koronavirüs korkusuyla nasıl başa çıkacağız?

Koronavirüs canımıza kastederken, psikolojimizi de alt üste ediyor.

Koronavirüs korkusuyla nasıl başa çıkacağız?

Koronavirüs canımıza kastederken, psikolojimizi de alt üste ediyor.

24 Mart 2020 Salı 15:24
Koronavirüs korkusuyla nasıl başa çıkacağız?

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs insanların psikolojisini de olumsuz etkiliyor. Bu sıkıntılı günlerde hissettiğimiz kaygı, korku, panik duygusuyla nasıl başedebiliriz? Virüse karşı fizikî tedbirler alırken ruh sağlığımızı da korumak için neler yapmalıyız?

Habercim19  Uzman Psikolog Havva Kahraman’a koronavirüsün duygu dünyamıza etkilerini ve bu olumsuz etkilerle başa çıkma yollarını sordu.

Koronavirüslü günlerde ruh halimiz nasıl sizce?

Çok sıkıntılı günlerden geçiyoruz. Yaşananların her insan üzerinde duygusal etkileri olduğu ve olmaya devam edeceği çok açık. Korkulu olanlar var, kaygılı olanlar var, kaygı ya da korku hissetmemeye çalışanlar var. Üçü içinde en sağlıklı olan tepki tabi ki kişinin kaygılı olması ve yaşadığı kaygı ile sağlıklı biçimde baş edebilmesi. Var olan şartlara bakarak kaygılanan insanlar, önlem alan insanlardır. Hastalık riskine karşı alınabilecek önlemleri bu kişiler alır. El yıkama, salgın süresince insanlarla fiziksel temastan kaçınma, kirli elleri yüz ve gözlerden uzak tutma gibi temel önlemleri alırlar, hastalığın yayılmaması için mümkün olduğu sürece evde kalmaya çalışırlar.

Bu sıkıntılı günlerde riskli durum karşısında sağlıklı bir şekilde baş edemeyenlerimiz de var? Bu ruh halinde olanlarımızın davranış şekilleriyle ilgili yorumunuz nedir?

Salgın riskine rağmen dışarıda rahatlıkla ve önlemsiz olarak dolaştıklarını gördüğümüz insanların bu konuda sorun yaşıyor olması muhtemeldir. Cahil diyebilirsiniz, umursamıyor diyebilirsiniz, sorunun büyüklüğünü algılayamıyor da diyebilirsiniz ama cevap her zaman bu kadar basit olmayabiliyor.

Bu insanların kimileri bu sürecin başında sosyal medya araçları ya da ana akım medya kuruluşları üzerinden insanlara gerçekçi bir tehlike olmadığı mesajını veren uzmanların söylemleri sebebiyle hastalık riskine karşı yeterince kaygı hissetmeyen insanlardır. Kimileriyse hastalık ya da ölüm riski düşüncesine bile tahammül edemeyen ve bu düşüncelere ve dolayısıyla uyanan kaygıya sahip olmamak için salgın riskini yok sayan ve onu hatırlatan her durumdan kaçınan insanlardır.

Tabi bu bir uç. Diğer uçta ise güvenilir olup olmadığına bakmadan bulunabilen her kaynağı takip etmeye, tavsiye edilen her önlemin alınmaya çalışılması, hastalıkla alakalı her paylaşımın ciddiye alınması, her ses kaydını dinlenerek, inanılması var. Üstelik iki eylemin sebebi aynı; uyanan kaygıyı hissetmemek için yapılan telafiler. Bir şekilde durumla ilgili bir kontrol hissine sahip olabilmek. İnsanlar özellikle kriz dönemleri devam ederken tehdit algıları sürekli olarak uyarılmış haldedir. Bu sebeple sahte tehdit uyaranlarına karşı da korunmasız hale gelirler.

Anladığımız kadarı ile kaygı ile korku bu durumlarda ayırt edilebilir duygular değiller. Aradaki en önemli fark nedir?

Kaygının yanında korkudan bahsettik. Kaygıdan farklı olarak korku çok ilkel bir duygudur. Düşünmeye yer bırakmaz. Özellikle bulunduğumuz şartlarda düşünmeden hareket eden bir insan topluluğu kaosa sürüklenir.

Duygulardan bahsettik, fiziksel bir hastalıkla uğraştığımız dönemde neden önemli bu duygular?

Konu insanlar ve insan davranışı olduğu zaman duygular kadar insanı motive eden çok az durum ya da etken vardır. Özellikle bir topluluk söz konusu olduğu zaman doğru duygu uyandırıldığında onları yönlendirmek kolaylaşır. Bunu güncel olarak da görüyoruz. Devlet insanlara bir kontrol hissini geçerli ve sağlıklı yollardan sağlamaya çalışıyor. Belirli şekilde davranırsanız, güvende olursunuz, sizin elinizde bir kontrol var.

İnsanların kontrol hissine sahip olmaları birçok kişi ya da kuruluşun işine gelmediğinde felaket tellallığı yapan, yanlış yönlendirmelerde ve bilgilendirmelerde bulunan insanlar geliyor karşınıza. İnsanların kaygılarını ve korkularını yönetebilmeleri, kontrol hissine sahip olmaları dahası çaresizlik hissetmemeleri bu kişilerin daha fazla tıklanmalarını, daha fazla satış yapmalarını ya da daha fazla ciddiye alınmalarını engelliyor. Bu yüzden insanları kontrol hissinden mahrum bırakmaya, kaygı ve korku uyandırmaya çalışıyorlar. İnsanlar böyle durumlarda karşılaştığından ne hissettiğini anlamaya çalışarak ve karşısındakinin amacını anlayabilir.

Bu gibi durumlarda sosyal ağlar üzerinde gezen ses veya video kayıtlarını mı kast ediyorsunuz? Bu tür verilerle karşılaştığımızda nasıl bir tutum sergilemeliyiz?

Evet. Elinize bir tanıdığın arkadaşı vasıtasıyla geldiği iddia edilen bir ses geldiğinde kendinize soru sorun. “Bu sesin sahibini tanıyor muyum? Gerçekten güvenilir bir kaynak mı? Bu söylenenin yaşanmamış olma ihtimali nedir? Gerçek olsaydı bana mı gönderilirdi yoksa haber kaynaklarına mı?” Güvenilir değilse o zaman elinizdeki o kaynak size bir amaç için gönderilmiş ve bu amaç bilgilendirmek değil. Aslında yavaş yavaş zihnimizde yer eden ve yüzeyde içerikleri farklı olan bu kaynaklar farkında olmadan bize tek bir alt metin veriyor ve gelecekte ufak tetikleyici bir sözle daha önce hissettiğimiz o kaygı ve kontrolsüzlüğü, güvensizliği geri getiriyor. Bize servis edilen kirli bilgiyi sorgulamamız sadece şimdiyi değil, gelecekteki tepkilerimizi de kontrol altında tutmamızı sağlıyor.

Kirli bilgi tam olarak nedir?

Elinize geçen kaynağını bilmediğiniz her bilgi. Resim, yazılı olduğu söylenen kaynak, ses, video. Teknoloji devrinde yaşıyoruz. Bilgi yalnızca tek bir yerde sınırlı değil, her yerde. Önceki nesillere göre hem avantaj hem dezavantaj bu. Bilgiye erişimimiz çok kolay ama doğru bilgiyi ayıklama sorumluluğu bize düşüyor. Bu avantajın getirdiği kibirle hareket ettiğimizde bilgiyi ayıklama zahmetine girmeden kendi doğrularımızı destekleyen bilgileri sorgulamadan doğru olduğunu farz ediyoruz.

Nasıl anlayabiliriz kirli bilgi olup olmadığını?

Kirli bilgi getiren insanlar siz karşı çıktığınızda, tam tersini savunduğunuzda küçümser, önemsiz gibi göstermeye çalışır, söylediklerinizi değersizleştirir. Karşınızdaki yüzeysel bilgi verip ince detay vermekten kaçınıyorsa, nefret ve korku söylemleri varsa, kaynakların zayıf olduğunu kabul etmiyorsa, belirli bir gruba karşı hoşgörüsüzlük ya da saygısızlık yaratılmaya çalışılıyorsa, karşısındakinin söylemi yerine kişiliğine yönelik yargılarda bulunuyorlarsa, objektif bilgi vermek yerine bir duygu uyandırmaya çalışıyorlarsa size kirli bilgi sunuyorlardır. Türk halkı olarak sosyal ilişkilere önem veren insanlarız ve bizleri yanıltmaya çalışan insanlar bunu kullanmaktan çekinmezler. O yüzden gelen mesajlar samimi, yakın arkadaştan gelebilecek bir mesajmış gibi gönderilir fakat aslında siz kim olduğunu bilmiyorsunuzdur.

Kendimizi bu tür kirli bilgilerden korumak için neler yapmalıyız?

Korku ve panik havasının sönmesi için eğer evin içindeyseniz kendinize bir rutin oluşturun, aldığınız bilginin kaynağını tespit edemiyorsanız güvenmeyin.

Kendinize bir kaynak belirleyin, bunun dışında gelen mesaj kimden gelirse gelsin belirlediğiniz kaynak teyit etmediği sürece inanmayın.

Bulunduğumuz şartlarda belirsizlikler ve bilinmezlikler olabileceğini bilin ve buna hazırlıklı olun.

Belirsizlik durumundan faydalanmaya çalışabilecek kişiler olduğunu aklınızda tutun.

Çaresizlik ve umutsuzluk, insanın kendini koruma motivasyonunu azaltabilen duygulardır; bunları uyandıran ya da uyandırmaya çalışan insanlardan uzak durun. Bu duygulara kapılmaya başladığınız anda, bu durumu değiştirebilecek etkinliklerle meşgul olun. Mesela şu anda 65 yaş üzeri büyüklerimize dışarı çıkma yasağı var. Her gün hayatınızda bu yaş grubunda olan bir insanla kameralı görüşmeler yapın, varsa ihtiyaçlarını karşılamaya çalışın. Hem hayatınızın kontrolünü alırsınız hem de ihtiyaç sahibi birine yardım etmiş olursunuz.

Çevrenizdeki insanlara bakın; sergiledikleri davranışların bir karara bağlı olarak planlanmış değil, tam tersine panik ve korkuyla verilmiş tepkiler olduğunu unutmayın. Hem fiziksel sağlığımızı hem ruh sağlığımızı korumak için çaba göstererek, toplum olarak yalnız tıbbi değil aynı zamanda psikolojik de bir kriz döneminden geçtiğimizi aklımızda tutalım.

Son Güncelleme: 28.03.2020 11:14
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.