Yaşlanarak olgunlaşıyoruz

Halk Sağlığı Müdürlüğü Dünya Yaşlılar günü nedeniyle bir açıklama yaptı. Gün geçtikte yaşlı nüfusun arttığı hatırlatılan açıklamada...

Yaşlanarak olgunlaşıyoruz

Halk Sağlığı Müdürlüğü Dünya Yaşlılar günü nedeniyle bir açıklama yaptı. Gün geçtikte yaşlı nüfusun arttığı hatırlatılan açıklamada...

01 Ekim 2013 Salı 17:08
 Yaşlanarak olgunlaşıyoruz
banner332

Halk Sağlığı Müdürlüğü Dünya Yaşlılar günü nedeniyle bir açıklama yaptı. Gün geçtikte yaşlı nüfusun arttığı hatırlatılan açıklamada, yaşlılıkla beraber, fiziksel ve fonksiyonel kayıplar kaçınılmaz olsa da; bireyin tecrübe, bilgi, hayata olgun ve daha doğru açıdan bakma kazanımlarına sahip hale geldiği ifade edildi.

İşte o yazı:

Dünyada ve ülkemizde gelişmişliliğe paralel olarak gün geçtikçe yaşlı nüfus artmakta ve bununla ilgili olarak yapılan düzenlemeler bazı noktalarda yetersiz kalmaktadır.

Yaşlılıkta;  yaşam biçiminde, duygusal, fiziksel ve biyolojik bakımdan değişiklikler gerçekleşmekte örneğin; yalnız yaşama, (eşini kaybetme aileden ya da arkadaşlardan ayrılma işten ya da evden ayrılma), fiziksel engel, hareket güçlüğü, yardımcı kişi ve kurumların olmaması, gelir yetersizliği, fiziksel bağımlılık, sosyal izolasyon, ruhsal problemler (Depresyon veya bunama), ilaç kullanımı gibi olumsuz şartlar ileri yaşta ki bireyin yaşamını zorlaştırmaktadır.

Yaşlılıkla beraber, fiziksel ve fonksiyonel kayıplar kaçınılmaz olsa da; birey tecrübe, bilgi, hayata olgun ve daha doğru açıdan bakma kazanımlarına sahip hale gelir.

Bulunduğumuz anı borçlu olduğumuz bizlerin hayatta olmasına vesile olan yaşlılarımıza; aile, birey,  toplum kurum ve sivil dernekler olarak sahip çıkıp destek olmak en önde gelen sorumluluklarımız arasında olmalıdır.

YAŞLILIKTA VÜCUTTA OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Normal yaşlanma sürecinde zamana bağlı olarak vücut yapısında, organlarda ve organların fonksiyonlarında bir takım değişiklikler ortaya çıkar. Bunları sıralarsak;

Vücut Ağırlığı: Genellikle 60 yaştan sonra ağırlık kazanım hızı yavaşlar. Özellikle de 80 yaştan sonra ağırlıktaki azalma daha belirginleşir.

Vücut Geneli: Vücut kompozisyonunda yaşla birlikte bazı değişiklikler gözlenir. Yağsız doku (kas doku) miktarında azalma ve yağsız dokuya oranla yağ miktarında bir artış olur. 80 yaş ve sonrasında yağsız dokudaki azalma hızlanır. Kadınlarda yağsız doku miktarı erkeklerden daha azdır. Yağsız doku küt­lesindeki azalma, kas miktarında ve kuvvetinde de azalmaya neden olarak yürüyüş ve dengeyi etkiler, düşme ve kırık riskini artırır.

İskelet Sistemi: Yaşlılıkta kemiklerdeki kalsiyumda azal­malar olur. Kadınlar, yaşlılık döneminde, yarısı menopoz­dan sonraki ilk 5 yılda olmak üzere toplam iskelet kalsiyu­munun % 40’ını kaybederler. Bu kayıp yavaşlayarak sürer. Ayrıca, eklem esnekliğinde azalma ve eklem hareketlerinde kısıtlılık nedeni ile hareketlilik azalır. Bu etki, hem besinlere ulaşmada zorluk nedeni ile yetersiz beslenme hem de fizik­sel aktivite kısıtlığı nedeni ile şişmanlık riski yaratabilir.

Su Metabolizması: Vücuttaki su yüzdesi azalarak % 60’dan % 50’ye düşer. Susama hissinin azalmasına bağlı olarak su alımı azalır. Buna karşılık vücuttan su kaybı fazladır. Su kaybı, su ve diğer sıvı besinlerin fazla tüketilmesi ile telafi edilmezse ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilir.

ORGAN FONKSİYONLARINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER

1.Tat ve koku duyusunda azalma: Tüm duyularla birlikte tat duyusunda da bir azalma söz konusudur. 65 yaş üzeri­ndeki bireylerin yaklaşık % 25’i dil ve ağız boşluğundaki tat hücrelerinin fonksiyon ve sayısındaki azalmaya bağlı olarak 4 temel tattan (acı, tatlı, tuzlu, ekşi) bir ya da daha fazlasını tanımlayamamaktadır. Tat ve koku duyusundaki azalma, yenilen besinlerden hoşlanmamaya ve iştah azalmasına neden olarak beslenme durumu için risk yaratabilir.

2.Tükürük salgısında azalma: Tükürük salgısının azalması sonucu orta­ya çıkan kuru ağız yakınması besin alımını etkiler, yiyeceklerin yutumunu güçleştirir. Kuru ağız yaşlılığın bir sonucu olmakla birlikte ilaçların etkisi ile de gelişebilir.

3. Ağız ve diş problemleri: Diş sayısında azalma ve takma diş kullanımı bazı besinlerin parçalanmasını ve çiğnenmesini zorlaştırır. Çiğnemenin güçleşmesi tüketilen besin çeşidinde azalmaya neden olarak farklı besin öğelerinin alımını engelleyebilir.

4. Yutmada güçlük: Yemek borusunun kasılma yeteneğinin yaşla birlikte azalması sonucu ağızda çiğnenen besinlerin yutulması güçleşir. Bu güçlük, yemek yeme isteğini ve sıklığını azaltabilir.

5. Mide fonksiyonlarında azalma: Yaşla birlikte midedeki yiyeceklerin boşalma hızının azalması uzun süreli tokluk hissi yaratır. Uzun süreli tokluk hissi, daha az besin tüketilmesine neden olarak yetersiz beslenme riski yaratabilir.

Tüketilen besinlerin emilimini sağlayan enzimlerin aktivitesinde ve miktarındaki azalma sonucu kalsiyum, demir, B12 vitamini ve folik asit gibi bazı besin öğelerinin emilimi azalır. Bu durum kansızlık ve sinir sistemi hastalıkları riskini artırabilir.

6.Karaciğer ve safra fonksiyonlarında azalma: Safra enzimlerinin azalması sonucu özellikle yağda eriyen vitaminlerin vücuttaki etkinliğinde düşme olur. Karaciğerden kan akım hızı azalır.

7.Barsak fonksiyonlarında azalma: İnce bağırsaktaki değişiklikler sonucunda besin öğelerinin vücutta kullanımı azalır.

8.Bağışıklık sistemi fonksiyonlarında azalma: Bağışıklık hücrelerinin çoğalması yavaşlar, enfeksiyonlara karşı vü­cut direnci düşer. Yaşlılıkta bağışıklık sistemindeki yetersizlikler sonucun­da üst solunum yolları enfeksiyonları ve diğer enfeksiyon hastalıkları ile kanserlerin görülme sıklıkları ve neden oldukları ölümler artar.

9.Sinir sistemi fonksiyonlarında azalma: Sinir hücrel­erindeki kayıp sonucu bilgi depolama, anımsama gibi yeteneklerde azalma olur. Bunama ve depresyon en yaygın görülen belirtilerdir. Bu değişiklikler besin alımını engeller.

10.Enerji metabolizması: Bazal metabolizma hızı yavaşlar. Toplam enerji harcaması ve buna bağlı olarak da kalori gereksinmesi azalır.

YAŞLILARDA BESLENME

Besinler, içerdikleri besin öğeleri ve besin öğesi olmayan kimyasallar açısından farklıdır. Vücudun gereksinimi olan besin öğeleri ve diğer kimyasalların çeşit ve miktar olarak yeterli düzeyde sağlanabilmesi için değişik türde besin­ler tüketilmelidir. Öğünlerde farklı türde besinlerin tüketilmesi ile dengeli bir beslenme sağlanabilir. Besin çeşitliliğinin az olması bazı besin öğelerinin yetersiz alınmasına neden olabilir.

HER GRUP BESİNDEN GÜNLÜK ALINMASI GEREKEN MİKTAR

1-Süt ve süt grubu: 3-4 porsiyon (1 porsiyon= Bir orta su bardağı süt veya yoğurt veya 2 kibrit kutusu peynir)

2-Et ve kuru baklagil grubu: 2 porsiyon (1 porsiyon=2 köfte kadar et veya 1 çay bardağı kadar pişmiş kuru baklagil)

3-Ekmek ve tahıl grubu: 6 porsiyon (1 porsiyon=6 dilim ekmek veya 3 dilim ekmek 1 kepçe çorba veya 4 yemek kaşığı pilav)

4-Sebze ve meyve grubu: 5 porsiyon (1 porsiyon=orta büyüklükte meyve veya bir kâse salata veya bir kâse sebze yemeği

Ulu Önder Atatürk'ün söylediği gibi, “Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu, o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Geçmişte çok güçlüyken, tüm gücüyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin, geleceğe güvenle bakmaya hakkı yoktur”.

Yaşlıyken nasıl davranılmak istiyorsak, 
o şekilde davranabilmek dileğiyle…





Son Güncelleme: 01.10.2013 17:18
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner316