Dünyanın beş harami ülkesinin hegemonyasındaki küresel sömürü düzeni, milyonların katledilmesi pahasına hiçbir ülkede kendilerinin istemediği değişim ve dönüşümlere izin vermiyor ama yirmi yıl sonra da olsa günah çıkartmaktan geri kalmıyor. Bosna kasabı Ratko Miladiç örneğinde olduğu gibi. Böylelikle hem o kahrolası vicdanlarını rahatlatıyorlar hem de tepesinde oturdukları düzenin geç de olsa adaleti sağladığı için meşru olduğunu söyleyebiliyorlar.

          2011 yılında Tunus’ta başlayan isyan dalgası, küresel düzene bir başkaldırı idi. Cari sistem kendi izni ve rızası olmadan kukla yöneticilerin devrilmesini, yerlerine kendisinden icazet almamış kişilerin gelmesini asla kabullenemezdi. Tunus’ta çok hızlı gelişen devrimin önüne geçilememişse de Mısır ve Libya’ya bu nedenle seyirci kalmadılar. Libya’ya doğrudan, Mısır’a dolaylı yoldan, yani sistemin maşası BAE ve Körfez monarşileri eliyle müdahale ederek istemedikleri iktidarlara geçit vermediler.

         Türkiye bu durumu gördüğü için dalga henüz Suriye sahillerini vurmaya başlamadan Esed’i uyardı. İktidarını korumak istiyorsa acil reform yapması gerektiğini söyledi. Ama o buna yanaşmadığı gibi en masum, en sıradan taleplere şiddetle karşılık verdi. Hiçbir şiddet içermeyen barışçıl gösterilerde gözaltına aldığı çocuk yaştaki gençleri işkenceyle öldürdü ve ailelerine organları kesilmiş cesetlerini teslim ederek gözdağı verdi

         Halbuki Suriye halkının da beklentisi Esed’in koltuğunu bırakması değildi. Bütün istedikleri birazcık nefes alabilmekti. Yani kırk yıldır boğazlarını sıkan ipin birazcık gevşetilmesini istemişlerdi sadece.  Ama o buna bile razı olmadı. Başlangıçta dünya, bu son derece masum taleplere şiddetle karşılık veren Esed’in meşruiyetini kaybettiğini söyleyince, halk bundan cesaret alarak artık gizlenme ihtiyacı duymaksızın kendilerini açık etti. Başta ABD olmak üzere batının bu tutumu olmasa kırk yıldır yaptıkları şeyi yapar ve gizlenmeye devam ederlerdi. Bu nedenle batının bu katliamdaki suçu bir değil, iki. Biri cesaretlendirmek hatta kışkırtmak, ikincisi seyirci kalmak.

        Başından beri Esed’in içimizdeki destekçileri Türkiye’yi Suriye halkını kışkırtmakla suçladılar. Neredeyse katliamı Esed değil Erdoğan yaptı demeye getirdiler. Halbuki Türkiye’nin Suriye halkını cesaretlendirdiğini söylemek mümkün ama kışkırttığı doğru değil. Onu da halk sokağa döküldükten sonra yaptı, yani sokağa çağırmadı. Başka ne yapabilirdi ki, zulme başkaldıran insanlara boyun eğin, bir kırk yıl daha katlanın mı deseydi?

         Obama ABD’sinin kararsız ve korkak politikasını fırsat bilen Rusya, 2013 yılından başlayarak bölgeye adeta çöreklendi ve İran’la birlikte Esed’i Kaddafi’nin akibetine uğramaktan kurtardı. Ardından da Astana’da kurduğu masada muhalifleri yer almaya zorladı. Kendimizi kandırmayalım, Türkiye bu masanın ana aktörü değil. Rusya öyle bir görüntüye izin vererek hükümeti iç kamuoyunda rahatlatıyor, hepsi bu. Türkiye’yi ve Tayyip Erdoğan’ı çok düşündüğü için değil elbette, Türkiyesiz Suriye’de bir sonuç alamayacağını bildiği için bunu yapıyor. Türkiye, şu anda Esed’i yıkabilecek güce sahip değil ama Türkiye istemediği sürece de Esed’in ayakta kalamayacağını herkes gibi Rusya da biliyor.

         Başından beri bu zalim savaşta Esed’den yana tavır alanlar, şimdi gelinen bu noktadan dolayı hükümetin kendilerine hak vermesini istiyorlar, hata yaptık, yanıldık demesini bekliyorlar. Hükümet kanadından da buna çoktan teşne olanlar var. Bütün suçu günahı eski başbakana yükleyerek karşı cenaha geçmeye hazır onursuzlar, cumhurbaşkanından birazcık cesaret bulsalar bunu hemen yapacaklar. Oysa bu konuda Türkiye’nin başından beri bir yanlışı yok. Mazluma kucak açtı, aşını ekmeğini paylaştı, bunun nesi yanlış? Eksik yaptığını söylemek mümkün ama yanlış yapmadı. Eksiği de, 2012’de Esed yıkılmak üzere iken muhaliflere etkili silah vermekten çekinmesiydi. Sonrasında Rusya’nın sahaya inmesi ve DAEŞ’in ortaya çıkartılması ile dengeler Türkiye’nin değiştiremeyeceği ölçüde değişti.

         Şimdi ABD’nin Suriye sınırı boyunca kurmaya çalıştığı PYD devleti nedeniyle Rusya ve İran Türkiye’ye dönüp, “Esed’le barışmaktan başka çaren yok” diyorlar. Ak Parti, altı yıldır büyük bedeller ödeyerek sürdürmeye çalıştığı, dünya durdukça insanımızın gurur duyabileceği bu vicdan politikasını değiştirmeye zorlanıyor. CHP, Suriyeliler için harcanan 30 milyarın boşa gittiğini söylüyor, hesap soruyor. Bir başkası Suriyelileri çok beslediğimiz için obez olduklarını, oysa kendi vatandaşlarımızın aç gezdiğini söyleyerek, kurdukları partinin hiç de iyi bir parti olmayacağını gösteriyor.

          Esed’i iktidarını korumak için şiddete başvurmak zorunda kalmış meşru bir devlet başkanı gibi göstermek istiyorlar. Halbuki ona başkaldıranlar ilk zamanlarda onun iktidarda kalmasına bile razıydılar, yukarıda da söylediğimiz gibi istedikleri tek şey birazcık zincirleri gevşetmesiydi. O, halkına bunu bile çok gören bir zalim, dişlerinden kan damlayan bir vampir.

         Bir iktidar partisi için iddialarından geri adım atması, yıllarca söylediklerinin tersini yapmak zorunda kalması ne zordur. Yenilmeyi haksız çıkmak gibi gören kimileri gelinen noktayı Ak Parti’nin ve daha da önemlisi Erdoğan’ın yenilgisi olarak görüp keyif oluyorlar. Ama kesinlikle yanılıyorlar. Zaman gösterecektir ki, asıl kaybeden Esed ve onun yanında yer alarak yeryüzünün gördüğü bu en vahşi cinayete ortak olanlardır. Omerkilic91@Hotmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Okur Yazar 2017-12-04 09:14:25

Bizi biz yapan yapılan insani siyasettir, bu vasfı kaybettiğimizde küresel emperyalist sistemin ve reel politikanın güdümüne girmiş oluruz, sıkışan siyasete uyarı ve ikazı ise toplumu bir arada tutan az sayıda ki merhamet ve vicdan sahipleri yapar... Kalemize ve yüreğinize sağlık, iyi ki varsınız!

Avatar
Davut Ahmetoğlu 2017-12-04 22:46:09

Türkiye, Esad"ın kısa sürede devrileceğini öngördü. Doğru idi. Kısa sürede devrilebilirdi. Ancak kürsel haramilerin Suriye ve Suriye üzerinden bölgedeki çıkarları Türkiyenin öngörüsünü yanılmış gibi bir fotoğraf ortaya çıkardı. Haramiler kendi aralarında anlamadıkları ve aralarındaki güç dengesi sebebiyle savaş devam ediyor. Suriye sorunu sadece ve sadece Türkiye, Mazlum Suriye Halkı ve rejim üçlüsü arasında bir mücadele olmuş olsa idi evet gerçekten Emeviye Camiinde Cuma Namazı kılınırdı. Türkiye İsrail"in komşusu olurdu. Ancak haramıer buna müsaade etmedi. Şimdi İsrail bizim komşumuz oldu. Maalesef. Rabbim yardım etsin. Süreç çok zor bir süreç

Avatar
barış 2017-12-06 20:36:22

güncelin özeti. teşekkür ederim ömer bey

Avatar
haydar 2017-12-09 16:25:29

suriye de bu kadar devletin askeri var. abd 3-5 bin tır silah gönderiyor bizim genel başkandan tık da yok ses de. heryerde açık söylesen dokuz köyden kovarlar. türkyiden türkmenlere gidenlere gürültü çok abd gelenlere saygı...

Avatar
eylem 2017-12-12 23:54:05

kalite bir yazı

Avatar
bektaş celal 2017-12-12 23:54:57

dürüst bir yazı okudum.

Avatar
ortaklık 2017-12-12 23:56:43

yazı ile ilgisi yok amma ömer bey ortağınız sayın dr devlet bahçeli hayırlı olsun

banner53