'Takıyye, Manipülasyon ve stratejik davranma'

Türk Ocakları Çorum Şube Başkanı, Prof. Dr. İrfan Çağlar, 'Sosyal hayatımızın asimetrikdinamikler üzerinden düzenlenmesi eğilimi;takkıye, manipülasyon ve stratejik davranma' Konulu bir yazı kaleme aldı.

'Takıyye, Manipülasyon ve stratejik davranma'

Türk Ocakları Çorum Şube Başkanı, Prof. Dr. İrfan Çağlar, 'Sosyal hayatımızın asimetrikdinamikler üzerinden düzenlenmesi eğilimi;takkıye, manipülasyon ve stratejik davranma' Konulu bir yazı kaleme aldı.

13 Şubat 2016 Cumartesi 23:21
'Takıyye, Manipülasyon ve stratejik davranma'

Türk Ocakları Çorum Şube Başkanı, Prof. Dr. İrfan Çağlar, 'Sosyal hayatımızın asimetrikdinamikler üzerinden düzenlenmesi eğilimi;takkıye, manipülasyon ve stratejik davranma' Konulu bir yazı kaleme aldı. 

İşte o yazı;

Özellikle son yıllarda sosyal hayatın düzenlenmesinde asimetrik dinamiklerin sıklıkla kullanıldığını görüyoruz. Konjonktürün insanların istek ve davranışlarını belirlediği yaklaşımından hareket edersek, bu anlaşılabilir bir durumdur. Reel pratik zaman içinde, uygulama eylemlerinin de katkısı ile, önce alışkanlığa, sonra da toplumsal kültüre dönüşür. Kültür süreç içerisinde içi doldurulan ve sürekli olarak yenilenerek üretilen değerler manzumesidir. Bu olgunun gelişmesinde algı dizayn araçları ile ortaya konan tembih ve telkinlerin yeri, önemi ya da rolü büyüktür. Sadece kazanımın telkin edildiği ve idealizmin hamakat(aptallık) olarak görüldüğü bir ortamda, ilişkilerin asimetrik dinamikler üzerinden düzenlenmesi baskın bir eğilim olarak kendisini gösterecektir.

Maalesef ülkemizde, ilişkiler sistemi ve etkileşim düzlemi, tam anlamıyla etik ve ahlaki kotlara göre oluşturulamadığı için, insanlar piyasada var olabilmek ve onun imkanlarından yararlanabilmek adına asimetrik ilişki biçimlerine başvurabilmektedirler. Bu yüzden, günlük hayatımızda ve etrafımızda bizimle hayatı paylaşan insanların, takıyye, manipülasyon ve stratejik davranış biçimi gibi argümanları çokça kullandıklarına şahit oluyoruz. Çünkü piyasa rekabeti; bir kısım insanların varlığını  net olarak süzememekle birlikte, etkisini hemen her alanda hissettiklerinden dolayı, onları avantaj sağlama adına bu tür ilişkilerin içine itmektedir. Yanlış yönlendirilmeden ve kazanıma aşırı odaklanmadan dolayı insanlar, aslında iç dünyalarında kabul etmedikleri bu yanlış ilişki biçimine devam ederler. Zira amiyane tabirle “ alışmışlık kudurmuşluktan beterdir.” Yani insanlar alışkanlıklarından kolayca vaz geçemezler ya da geçmek istemezler.

Asimetrik ilişki biçimi denilince pek çok eylem tarzı akla gelmekle birlikte, yaygın olanları; takıyye, manipülasyon ve stratejik düşünüp stratejik davranma( hesap yapma) dır. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi açısından bu olguların tanımlanması ya da açıklanmasında yarar vardır. 

Takıyye; aslında dini orijinli bir kavramdır. Bu anlamda düşünüldüğünde takıyye; kişinin dini, manevi veya dünyevi riskleri önlemek için muhalifler karşısında imanını veya inancını gizlemesidir. Ya da takıyye, kişinin niyeti ile eyleminin bir birine uymamasıdır. Takıyye, baskının ürettiği bir tutum ya da davranış biçimidir. Şeffaflığın olmadığı ve demokratik teamüllerin yerleşmediği toplumlarda genelde baskın olan duygu korkudur. Bu duygu (korku) insanları olmadığı gibi görünmeye veya göründüğü gibi olmamaya götürür. Rol yapma, sureti haktan görünme davranışlarında olduğu gibi. Takıyyenin tipik söylemi ya da jargonu, “Ben aslında üslubumu ve tercihimi değiştirmedim. Ancak malum sebeplerden dolayı öyle görünüyorum. Beni yanlış anlamayın lütfen.” Bu itiraf samimiyete dayanmamakta, bilakis takıyye yapmaya alışmış takıyyecinin etrafını kandırmaya dönük eylemini temsil etmektedir.

Manipülasyon; bir bireyin, merkezin veya herhangi bir güç odağının insanları etkilemek ya da kendi istikametinde yönlendirmek için bilgi veya enformasyonu masum olmayacak şekilde düzenlemesi faaliyetidir. Manipülasyonda algı dizayn araçları ve politik davranış biçimleri yoğun bir şekilde kullanılır. Kişinin kendisini mağdur, mazlum ve hak gaspına uğramış göstermek için senaryo yazması ve bilgileri abartması gibi. Bu durum makro seviyede toplumsal ilişkiler açısından da aynıdır. Manipülasyonu yapacak kişinin ya bu konularda çok yetenekli olması, ya da bir netwörk ilişkisi içerisinde etkili bir konumda olması gerekir. Hayatımızda tipik bir manipülasyon örneği, hem vurmak ve hem de bağırmak olan Yahudi taktiğidir.

Stratejik düşünüp stratejik davranma eylemine gelince, burada da kişinin ranta ve kazanıma odaklanması söz konusudur. Bu eylemin özünde de istenilen doğrultuda değil, reel şartların istikamet verdiği doğrultuda hareket etme vardır. Çünkü strateji; samimiyetin değil, resmiyetin, realizmin ve duygusal olmamanın ve hatta biraz da acımasızlığın ürünüdür. Söz konusu bu davranış biçimine profesyonelliğin gereği de denilebilir. “Ben aptal değilim. Çok çektim. Artık daha fazla katlanmaya tahammülüm kalmadı. Bu yüzden şu andan itibaren stratejik düşünüp stratejik davranmam gerekiyor. Kimse yanlış anlamasın ve bana kimse akıl vermeye kalkmasın.” Aslında bu mazeret cümlesi,  bireysel manada kişinin iç rahatsızlığının da etkisi ile ortaya çıkan bir aklanma gayretinden başka bir şey değildir. 
Yukarıda açıklamaya çalıştığımız bu asimetrik davranış biçimleri bir konjonktürün ürünüdür. Yani insanların kazanım duygularının yönetilemediği ve belki de yönetilmek istenmediği ortamlarda bu ilişkilerin hepsi ile karşılaşmak mümkündür. Çünkü iktidar, toplum nezdinde gücünü ve belirleyiciliğini devam ettirebilmek için, bu ilişkilere ihtiyaç duyar ve el altından bu tür ilişkileri de destekler. Aslında burada alan da veren de razıdır. Karşılıklı bir rant ilişkisi vardır. Salt idealist insanlarla; yönetsel, siyasi ve piyasanın mantığına uygun esneklik ilişkisi sağlanamamakta, hatta bir adım sonrasında da bu ilişki, engellerin merkezi haline dönüşebilmektedir. Bu yüzden genellikle iktidarlar, pragmatistlerle ( profesyonellerle ) çalışmayı tercih ederler.

Asimetrik ilişkilerin yoğun ve baskın olarak gerçekleştiği ortamlarda; vahşi Kapitalizmin “ İnsan insanın kurdudur “ mantığı yaygın bir biçimde uygulama fırsatı bulmakta, kul hakkı ile ilgili ihlaller ortaya çıkmakta, mazlumların vicdanında eşitsizlik ve adaletsizlik algısı oluşmakta ve bu durum zamanla devri sabık duygusuna dönüşmektedir. Oysa biz yüz yıllar boyunca adalet dağıtmış, zulmün ve zalimin karşısında durmuş, dağıtma ve paylaşma noktasında “Ensar Duruşu” sergilemiş bir milletiz. Neden aynı değerleri yeniden üretmeyelim? Bunun için önce bir birimizi sevmeyi öğrenmeden başlamamız gerekir diye düşünüyorum.



                                                                     
Son Güncelleme: 13.02.2016 23:29
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.