Kabul edelim, ayranımız ekşi

Elvan Yılmaz, Çorum AK Parti'de yaşananlar ve gazetecilik mesleğini yorumladı

Kabul edelim, ayranımız ekşi

Elvan Yılmaz, Çorum AK Parti'de yaşananlar ve gazetecilik mesleğini yorumladı

06 Ocak 2019 Pazar 22:24
Kabul edelim, ayranımız ekşi
banner181

ELVAN YILMAZ

SİYASETİN KİRLİ ÇAMAŞIRHANESİ

Çorum siyaseti, dahası şöyle söyleyeyim AK Parti içerisinde yaşananlar, zombi filminde ısırılmış ama bunu herkesten gizli tutmaya çalışan bir adam gibi görünüyor.

Siyaset yangın söndürücü olmalıdır, lakin bizim şehrimizde körük gibidir.

Hemen hemen hepimiz seyretmiştir Tosun Paşa filmini…

Olay 19'ncı yüzyıl Mısır'ında geçer. Tellioğlu ve Seferoğlu Aileleri, İskenderiye'nin en değerli yeri olan Yeşil Vadi için birbirleriyle kıyasıya bir mücadeleye girerler.

Vadinin kime ait olduğuna devlet görevlileri de karar veremezler. Tellioğlu ve Seferoğlu aileleri Yeşil Vadi'yi ele geçirmek için İskenderiye'nin en büyük devlet memuru olan Daver Bey'in kızı Leyla'yı (Müjde Ar) almak için kıyasıya bir mücadeleye girerler.

Daver Bey, Leyla'yı Seferoğullarına vermeye karar verir. Bu durumda Tellioğulları daha büyük bir torpil için evin uşağı olan Şaban'ı (Kemal Sunal) Kahire sarayının en hatırı sayılır ve heybetli paşası olan Tosun Paşa olarak tanıtırlar.

Tosun Paşa kılığındaki Şaban, Tellioğlu ailesinin en büyük oğlu Lütfü'nün (Şener Şen) yakın arkadaşı gibi davranıp, Yeşil Vadi ve Daver Bey'in kızı Leyla'yı Tellioğullarına kazandıracağına Leyla'ya kendisi aşık olur ve her şeyi eline yüzüne bulaştırır.

Sonuçta işler arap saçına döner ve gerçek Tosun Paşa, Kahire sarayından çıkar, gelir.

Gerçek Tosun Paşa, Yeşil Vadiye de Leyla’ya da el koyar...

Neticede bu olaydan ötürü kellelerini bile zor kurtaran Tellioğulları hayatta kaldıklarına bile şükreder bir hale gelirler.

Herkesin gözünde suçlu Şaban olur.

Hâlbuki Lütfü kendi kazdığı kuyuya düşmüş, esas Tosun Paşa'nın varlığını bir an için unutmuştur.

Çorum’da AK Parti bu durumdadır beyler…

Michael Hopf, “Zor zamanlar güçlü insanları; güçlü insanlar iyi zamanları; iyi zamanlar zayıf insanları; zayıf insanlar da zor zamanları yaratır” der.

Sanırım, iyi zamanlarda yaşayan zayıf insanlar olduğunuzu kabullenmeniz gerek. Sürekli başkasını, suçlamakla pek yol alamazsınız.

Gelişirken kimi beslediğinize dikkat edin. Şunu unutmayın ki, bazı insanlar sadece sizi ısırmak için enerjiye ihtiyaç duyarlar.

AK Partide video hakem uygulamasına acilen geçilmeli...

BASINIMIZA MENTÖR GEREKLİ..

Gazetecilik; Türkiye’nin, yaşadığımız kentin baş döndürücü gündeminin önemli tartışma konularından biri. Yani, gazeteciliğin kendisi haberlik halde.

Ülkenin, şehrimizin siyasal ve toplumsal serüveni içinde sermaye yapısından kadrosuna, siyasal tercihlerinden etik anlayışlarına kadar gazeteler yoğun tartışma konusu.

Açıkçası, işlerin iyi gitmediği herkes tarafından teslim ediliyor.

Yıllardan beri savunula gelen ‘Yazılı basın bitiyor’ söylemi hiç bu kadar gerçeğe yakın olmamıştı. Ancak, bitişin sebebi dijitalin güçlenmesi değil. İnsanların gazete almamalarının sebebi de sosyal medyanın gücü değil. Tek suçlusu gazetecilerdir. Haber yapmayı, kamu yararını bırakıp sadece kendinin, patronun ve paranın çıkarını düşünmeye başladığında her şey bitti.

Sakızdan çıkan maniler okutmaya başladılar. S.çtık şimdi sıvıyoruz kıvamına geldiler. Derinliği olmayan taraflı yaklaşımlar çözüm üretmiyor.

Bu düşünce, ülkemizde ve Çorum’da varakpareler doğurdu.

Ama şunu da biliyoruz.  Büyük derinliği olmadığı sürece hiç kimse çok aşağı düşemez. Bunu da bir derkenara yazın…

Bir gün Hz. Ali'nin taraftarlarının yoğun olduğu Kufe'den, bir Arap, devesiyle Şam'a gelmiş. Şam sokaklarında dolaşırken biri ona yanaşmış:
- Ver o dişi deveyi bana! demiş. Tartışma büyümüş, Kufe'den gelen adam, "Bu deve benimdir, üstelik dişi değil, erkektir" diye itiraz etmişse de anlaşamamışlar. Konu Muaviye'ye yansımış.
Halk meydanda toplanmış... Muaviye, Kufe'den gelenle Şam'da deveye sahip çıkan yerliyi dinledikten sonra, kararını açıklamış:
- Bu dişi deve Şamlınındır!
Sonra toplananlara dönmüş ve sormuş:
- Ey cemaat, bu dişi deve kimindir?
Cemaat hep birlikte bağırmış:
- Şamlınındır!
Kufeli şaşkın bir vaziyette devesinin ardından bakakalırken, Muaviye onu yanına çağırmış:
- Ey Kufeli, dinle! Sen de ben de biliyoruz ki, bu deve senindir ve dişi değil, erkektir. Ama sen Kufe'ye dönünce gördüklerini Ali'ye anlat ve de ki: "Ey Ali, Muaviye'nin, dişi deveyi erkekten ayırt edemeyen, o ne derse evet diyen 10 bin adamı var! Ayağını denk al!"

Eski devirlerde hükümdarın ak dediğine ak, kara dediğine kara demek belki caizdi. Ama demokrasilerde birey, kendi vicdanı doğrultusunda düşüncesini ifade eder ve sadece inandığı doğruların peşinden gider.

Güçlünün karşısında güçsüzün, haksızın karşısında haklının, tutulacağını hala öğrenemeyenler var.

Hal böyleyken, içinde bulunduğumuz 21. Yüzyılda dişi deveyi erkekten ayırt edemeyen, çevresinde, o ne derse evet diyecek, gazeteciler bekleyenler var.

Ama biz onlardan asla olmayacağız.

Sular çekilince kimin denize donsuz girdiği belli olur.

Yine yeniden öyle olacak.

Tamam, Süpermen de gazeteciydi ama el insaf!

İKİRCİKLİ RUH HALİ, OLABİLDİĞİNCE MAHYAVEL

Yazdığım yazıları anlamayanlar çıkıyor.

Kahve köşelerinde, ulu orta konuşanların üslubuyla yazanlara alışmış insanların, benim yazılarımı anlamasını tabiîki beklemiyorum. Benim bunlara kendimi anlatabilme imkânım yok, böyle bir niyetim de yok.

O da onların kıratıyla ilgili bir mesele… Benimle ilgisi yok.

Sadece şunu söyleyeceğim…

Onca kitabı boşuna mı okuduk, bunca bilgiyi boşuna mı edindik. Koca koca kamusları (sözlük) neden okuduk. İnsanlar edindikleri bilgiyi başkalarıyla paylaşmıyorsa ise, o bilgi, bilgi değildir. 

Elbette okuyucuyla paylaşacağım.

Okur senden bir şeyler almıyor, öğrenmiyorsa, dünyayla hayatla ilgili, ne diye seni okusun. İşte burada yazarın, gazetecinin bilgi birikimi esastır.

Bazı hasutların (kıskanç) dedikoduları yordu beni. Boş beleş adamlarla uğraşacak vaktim yok. Silahı bilmem, ama boş insanları şeytan doldururmuş.

Tevile başvurmayacağım, tevazu göstermeyeceğim… Fazla tevazu vasat insanlardan nasihat dinlemektir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali 2019-01-06 23:27:37

Siyasetçilerin bir kısmı 500 tl ye sözde gazetecileri satın alamamalı. Ahlak erdem ilkeleri en aza indirgendi. Adaletsizlik, gıybet kumpas , adam kayırma , satma , yalan , devlet kurumlarının hukuk işlerini alma ( takip) kendi adamım olsun on birim ahlakı eksik olsun zihniyeti siyasette ( ak parti de) hakim oldu. Ankarada bunlardan bihaber

Avatar
Tolga 2019-01-06 23:52:07

Yerel basın dediğin böyle olur.

Avatar
Murat yılmaztürk 2019-01-06 23:57:47

Ak parti hızla erime sürecine girdi. Hep kandırılıyoruz. Ülkede başkalarını düşman görmek ve bölmek Ak partinin stratejisi oldu

Avatar
Yiğit 2019-01-07 06:30:45

Hakkı ve hakikati ne pahasına olursa savunacak adamlar lazım. Eyyamcılar gitsin artık

Avatar
Şakirt 2019-01-07 10:58:55

Hakimiyet buna çok alındı. Sıvama kısmını en iyi onlar yapıyor. Çorum'da h.i. aşgın ve kavuncu'dan başka adam yok gazeteye bakınca.

Avatar
vay arkadaş 2019-01-07 12:44:52

dibine kadar imzamı atıyorum.. harika ötesi bi yazı olmuş..aklına eline kalemine diline hulasa bütün organlarına sağlık..

Avatar
Eski bir dost 2019-01-06 22:54:32

Kral döktürmüş yine

Avatar
Şerafettin 2019-01-07 12:47:24

Bu memlekette ne söylesen hikaye gibi dinlerler kafasına yıldırım düşse elektrik kaçağı var zannederler

banner182

banner110