Sosyal medyada hastalık tehlikesi

Psikoterapist ve Aile Danışmanı hemşehrimiz Uzm. Dr. Timur Harzadın, iletişim çağının en önemli sorunlarından biri haline gelen sosyal medya bağımlılığına dikkat çekti.

Sosyal medyada hastalık tehlikesi

Psikoterapist ve Aile Danışmanı hemşehrimiz Uzm. Dr. Timur Harzadın, iletişim çağının en önemli sorunlarından biri haline gelen sosyal medya bağımlılığına dikkat çekti.

02 Aralık 2016 Cuma 11:23
 Sosyal medyada hastalık tehlikesi

Psikoterapist ve Aile Danışmanı hemşehrimiz Uzm. Dr. Timur Harzadın, iletişim çağının en önemli sorunlarından biri haline gelen sosyal medya bağımlılığına dikkat çekti.


FOMO (Fear of MissingOut) olarak isimlendirilen sosyal medya bağımlılığının, günümüz toplumunda bir hastalığa dönüştüğüne işaret eden Timur Harzadın, Formsanté Dergisi için kaleme aldığı yazıda karşılaşılan problemleri ve çözüm yollarını anlattı.


Psikolojik sorunlara yol açan FOMO’nun tedavi edilebilir olduğunu anlatan Uzm. Dr. Harzadın, Ayşegül Uyanık Örnekal’a yaptığı açıklamalarda şu bilgilere yer verdi:


FOMO MU, O DA NE?


Günümüzün belki de en tehlikeli sorunlarından biri olan sosyal medya bağımlılığındaki esas problem kimsenin bunu kendine yakıştırmaması!


Sosyal medyayla ilişkiniz ne boyutta bilmiyoruz ama eğer çevrenizden bu konuda eleştiri almaya başladıysanız sizde FOMO olabilir! "Fear of MissingOut" yani bir şeyleri kaçırma hastalığı olarak da bilinen bu sorun günümüzün en önemli problemlerinden biri. Sıklıkla Z kuşağı yani 15-25 yaş arasında görüldüğü söylense de aslında FOMO'ya her yaştan kişi yakalanabiliyor. Teknolojinin gelişmesi ve özellikle akıllı telefonların hayatımıza derinlemesine girmesiyle birlikte tüm topluma yayılan sosyal medya salgının bir sonucu olan bu sorun altında çok ciddi psikolojik bozukluklar barındırıyor.


Dengeli Yaşam Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nden Psikoterapist Dr. Timur Harzadın, Türkçe karşılığı aşırı derecede sosyal medya bağımlılığı olan bu hastalığa toplumda çok sık rastlanmasına rağmen, kimsenin FOMO olmadığını belirterek, şunları söylüyor: "Aslında bu hastalığa sahip çok insan var ama bir yandan da hiç yok. Çünkü FOMO sendromunun görüldüğü kişiler bunu inkar ediyor. Bu çok tehlikeli bir rahatsızlık. Örneğin uyuşturucu da tehlikeli bir bağımlılık ve madde kullananlar bunu biliyor. Hatta zaman zaman keşke kullanmasam demesine rağmen alıştığı için bırakamıyor. Ancak buradaki durum çok daha farklı. Kişinin bu rahatsızlılığı fark edememesi nedeniyle uyuşturucudan çok daha tehlikeli. Bu insanın bir rahatsızlığı var ama bunun farkında değil. Danışanlarımdan uyuşturucu bağımlısıyım, beni tedavi edin diyenler olmasına rağmen, henüz sosyal medya bağımlısıyım diye başvuran kimseye rastlamadım."


Bağımlılık olan bir şeye beyin ne denli uzun maruz kalırsa, onun beyni bozma ihtimali o kadar artıyor. Beyin işlevlerini en çok bozan şeylerden birisi de monotonluk. Hep aynı işi, aynı hobileri yapmak çok da sağlıklı değil. Arada küçük değişiklikler yapmak gerekiyor. Evde hep aynı koltukta oturmamak, evinize ya da işinize farklı yollardan gitmek gibi... Daha önce hiç yapmadığınız bir şeyi yapmaksa çok daha iyi sonuçlar veriyor çünkü beyin yeni şeyler öğreniyor. Bu bağlamda sosyal medya bağımlılığının da beyni monotonlaştırdığını söyleyen Dr. Harzadın, "Sürekli olarak facebook, twitter ya da instagram'da bir şeylere bakılıyor. Haberler, güncellemeler, yer bildirimleri ya da insanların neler yaptığı kontrol ediliyor. Ama burada amaç oradan bir şey öğrenmek değil. Kişi o sırada arkadaşı ne durumda, nerede geziyor, ne yiyip içiyor ya da sevgilisiyle durumu nedir takip ediyor. Çünkü bunların sürekli güncellenmesi gerekiyor. FOMO aslında teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıktı. Ama bu durum 200-300 yıl önce de vardı. Dedikodu, yan komşunun ne yaptığını öğrenmek buna örnek...


Teknolojinin gelişmesiyle birlikte beynimizde var olan bu rahatsızlık yalnızca şekil değiştirdi" diyor.


ÖTEKİNİN FİKRİ ÖNEMSENİYOR


Belki birçokları için yeni bir terim olabilir ama FOMO, 2013 yılında Oxford sözlüğüne girdi. Yani tüm dünyada görülen, adeta salgın gibi yayılan ciddi bir sorun. Çevrenizde birçok insanın sosyal medyada bir şey paylaştıktan birkaç dakika sonra kaç kişinin beğendiğine baktığına şahit olmuşsunuzdur. Belki siz de aynı şeyi yapıyorsunuzdur. Bu durumun nedenini "Çok kişi beğeniyorsa ben değerli, önemli biriyim ve arkadaşlarım beni seviyor diyor kişi kendi kendine. Az kişi beğeniyorsa da değersizim ya da çevremce sevilmiyorum" sözleriyle anlatan Dr. Harzadın, "Birçok kişi sosyal medya hesaplarındaki beğeniyle kendine verilen değer arasında bağ kuruyor. Referans noktan ne kadar çok başkasıysa, sosyal medya bağımlılığı o kadar fazla oluyor. Örneğin karşınızdaki biri sizin için olumlu şeyler söylediğinde kendinizi iyi, ertesi gün olumsuz bir şeyler söylediğinde kötü hissediyorsanız o zaman FOMO'ya aday birisiniz. Karşısındakinin olumlu ya da olumsuz davranışlarından pek fazla etkilenmeyenlerde ise bu soruna pek fazla rastlanmıyor. Buradaki temel problem hep ötekilerin gözünden nasıl göründüğünü dert etmek ve kendini böyle görmek..." diyor.


NEGATİFİ GÖRMEK İSTEMİYOR


Son yıllarda bu sorunun ortaya çıkışında ailelerin büyük katkısı var. Ebeveynler kendi yaşayamadığı, yaşamında eksik gördüğü şeyleri çocukları üzerinden gidermeye çalışıyor. Çünkü bu eksiklikler onların zihninde olumsuz duygular oluşturuyor. Örneğin çocukluğunda top isteyip alınmayan kişi çocuğuna bir değil, beş top alıyor. Ama aslında alınan top çocuğun değil, ebeveynin oluyor. Benzer şekilde piyano, bale, tiyatro kursuna göndererek çocuğun fikrini almadan kendi yapamadıklarını ona yaptırarak tatmin oluyor. Sonuçta da her istediği yapılan, tüm olanaklar önüne serilen ama kötü duygu deneyimi düşük bir çocuklar topluluğu yetişiyor. Ancak çocukların günlük yaşamda zaman zaman üzüntüyü deneyimlemesi, bu duyguyu yaşaması gerekiyor. Dr. Harzadın, "Bu çocuklar büyüdüğünde ise günlük hayattaki her türlü aktiviteyi haz alma aracı olarak görüyor. Örneğin olumsuz bir şey yaşadığında yıkıma uğruyor. Bu kişiler de FOMO'ya aday oluyor. Çocuklar her negatif duyguda biriyle iletişim kurma ihtiyacı duyuyor. Oysa hayatta çatışma da yaşamak gerekiyor. Hep pozitif ruh halinde kalmak pek de normal değil. Yaşamda iyi de var kötü de... Bu nedenle negatif duyguya tahammül edebilen bir çocuk yetişkinlikte çok fazla sorun yaşamıyor" diyor.


HAYAL ÂLEMİNDE YAŞANILIYOR


Bu sorunun ortaya çıkmasının esas nedenlerinden biri de sanal hayata tutunup, gerçeklerden kaçmaya çalışmak... Çünkü bir kişinin sosyal medyaya bağımlı olması onun çözemediği bir derdi olduğu ve sosyal medyada gezerek bundan kaçmaya çalıştığını gösterebiliyor. Dr. Harzadın, bu sorunların kimi zaman değersizlik, kimi zaman yalnızlık, kimi zaman da pozitif duyguda kalmak gibi çok çeşitli şekillerde karşımıza çıkabildiğini belirterek, "Kişi bu sorunu çözemedikçe de başka bir yöne ilgisini aktararak, o sorun yokmuş gibi davranıyor. Aşırı cinsel arzu, kumar, uyuşturucu gibi bağımlılıkların temelinde de bu var. Sosyal medya bağımlılığının en tehlikeli tarafıysa kişinin bunu fark etmemesi. İçki içen kişi acaba çok mu kaçırdım bu aralar diyebilse de internette çok fazla zaman geçiren kişi bunu söylemiyor" diyor.


HİÇBİR BELİRTİ VERMİYOR


Sosyal medya bağımlılığının en önemli belirtisi ne yazık ki hiçbir şekilde anlaşılamaması. Ancak kişi durumunu inkar etse de etrafındakilerin gözünden kaçmıyor. Dr. Harzadın danışanlarının bir kısmının farklı sorunlarla kendisine başvurduğunda, bir FOMO vakası olduğunu öğrendiklerinde buna çok şaşırdıklarını ifade ediyor.

ONAY GÖRME İSTEĞİ AĞIR BASIYOR

Sosyal medyada paylaşım yapan birçok kişi, bunu bilmese de aslında ciddi kişilik sorunlarına sahip. Kimliğinde sorun olan kişiler bu rahatsızlığa yakalanarak ruhunu dengede tutmaya çalışıyor. Erkekler kendini değerli hissetmek, belki biraz karizma sahibi olmak; kadınlar da saç modeli, yeni elbisesi gibi faktörlerle görselliğiyle öne çıkıyor. Ancak kimi zaman ne kadar uğraş verilirse verilsin beklediği ilgiyi görmeyen bu kişilerde farklı duygular ortaya çıkıyor. En çok da değersizlik duygusu hissediliyor. Eğer karşısındaki kişi yani arkadaş listesindekiler paylaşımlarına ilgi göstermiyorsa ona değer vermediklerini düşünüyor. Belki de o kişiler müsait değildir, yorgundur, paylaşımını görmediği için beğenmemiştir... Kişi bunları asla düşünmüyor. Çünkü zaten temelde var olan kişilik bozuklukları bu yolla su yüzüne çıkıyor ve kişi benliğini yok olmuş hissediyor. Sosyal medya bağımlılarının "like (beğen)" edilmediğinde ruhunun kaybolduğunu belirten Dr. Harzadın şunları söylüyor: "Bu belki dışarıdan bakınca basit bir şey ama o kişi için durum böyle değil. Neden beğenilmediğini sorguluyor. Aldığı beğenileri insanlarla olan ilişkileriyle bağlantıya geçiriyor. İnsan içindeki problem neyse bunu o mecraya aktarıyor. Herkesin yaşadığı FOMO sendromu farklı tezahür ediyor. Bu nedenle tedaviler de kişiye özel oluyor."


BAĞ KURULUYOR 
YA DA KISKANILIYOR

Bazıları çok sevdiği ya da takdir ettiği bir ünlünün hesabını takip ediyor. Burada bir sorun yok. Ama hiç tanımadığı, belki de bu hayatta asla bir araya gelemeyeceği yabancıların hayatına sosyal medya aracılığıyla da olsa dahil olmak, onların her anını adeta yaşamak... Sorun işte burada ortaya çıkıyor. Dr. Harzadın, bu tip durumlarda beynin iki türlü çalıştığını veya kendini o kişinin yerine koyduğunu ya da kıskandığını belirterek, "Hiç tanımadığın bir insan tatile gitmiş ve son derece mutlu. Bu durumda beyin iki türlü çalışabiliyor. İlkinde tatile kendi gitmiş sanıyor ve çok seviniyor, mutlu oluyor. Bu bir ruhsal problem çünkü tatile giden aslında o fotoğraftaki kişi. Bakan kişi ise ya çalışıyor ya da evinin salonunda oturuyor. Tam tersi neden o bunları yapabiliyor da ben yapamıyorum da denebiliyor. Beyin bu kez o kişiyi rakip görüyor. Eğer karşı taraf sekiz birim mutluysa, fotoğrafa bakanın 10 birim mutlu olması gerekiyor. Diğer kişi yemek, eğlence fotoğraflarını paylaştığında takipçi eğer bunu yapamıyorsa çok sinirleniyor" diyor.


Yapılan bir araştırmaya göre sosyal medya hesaplarını kontrol etmek için internete girip, dolaşan kişilerin yüzde 50'si hesaptan çıktığında kendini daha mutsuz hissediyor. Oysa oraya girme amacı deşarj olmak ya da rahatlamak... Öte yandan yine sosyal medya hesabı kullananların yüzde 70'i eski sevgililerinin profillerine bakıyor. Bu davranışın altında yatan sebebi onun mutlu olup olmadığını görmek olarak açıklayan Dr. Timur Harzadın, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Kişi eski sevgilisi mutluyken kendini kötü, mutsuz, yüzü asıkken de mutlu hissediyor. Ama kim kötü, suratı asık fotoğrafını paylaşıyor ki? O kişinin mutsuz olduğu anlar var ama biz onu sosyal medyada görmüyoruz. O zaman kişi ne zaman sosyal medyaya girse, eski sevgilisini mutlu görüyor, dolayısıyla mutsuzluğu git gide derinleşiyor."


ÇÖZÜM SİZSİNİZ!


Birçok psikolojik sorun gibi, FOMO da tedavi edilebiliyor. Ancak bunun için öncelikle sorunu fark etmek gerekiyor. Dr. Timur Harzadın, kişi eğer kendisi fark edemese de çevreden gelen uyarıları ciddiye alıp, üzerine düşünmesinin önem taşıdığını belirterek, "İlk olarak günlük hayatta nerelerde, hangi durumlarda sosyal medyaya sığınıldığının anlaşılması, fark edilmesi gerekiyor. Belki çocukluk çağında yaşanılan ve o günlerden bu zamana gelen sorunlar çözülebiliyor. Derinlerde bir yerlerdeki o duyguları düzeltmek sosyal medya bağımlılığını yenmeye yardımcı oluyor. O duygu düzeldiğinde de bundan kaçmaya gerek kalmıyor. Dolayısıyla iç dünyası düzelen kişi sosyal medyaya sığınmıyor. Eğer tek başına işin içinden çıkamaz hale gelinirse bir uzmandan da yardım alınabiliyor" diyor. (Formsanté)


Son Güncelleme: 02.12.2016 13:32
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner111

banner110