İbn-i Arabî hazretlerinin "Sin-Şın'a gelince (girince) Muhyiddin'in kabri ortaya çıkar” dediği rivayet edilir. Bu söze istinaden de Yavuz Selim Han’ın büyük alim Kemalpaşazade ile birlikte Mısır Seferi’ne giderken, Şam’da Şeyh-i Ekber’in mezarını bulduğu söylenir. Hatta Arabî hazretlerinin bu sözüyle Şam’ın ve Mısır’ın fethini de müjdelediğine dair kanaat oluşmuştur.

Müjde gerçekten vuku bulmuş mudur orası bahs-i diğer. Ancak 1. Selim Şam’ı da, Mısır’ı da Osmanlı topraklarına dahil etti. İslam tarihinde önemli bir merkez olan Şam’ın, İstanbul’la ünsiyeti kuruldu. İki şehir İslam tarihine, düşüncesine, felsefesine, ilim ve irfanına insanlığın faydalanabileceği tafsilatlı bir geleneğin öncüsü oldu. Ta ki günümüze kadar…

1900’lerden itibaren bölgede yaşanan/yaşatılan savaşlar, isyanlar, yanlış yönetimler nedeniyle bölge adeta bir kaosa mahkum edildi. Ortadoğu diye adlandırılan bölge kendini dünyanın sahibi sanan ve her şeyi kolay elde etmeye alışmış karasiyasanın (emperyalistlerin) adeta güç tahkim ettiği yahut dünyaya parmak salladığı bir yer oldu. Haçlı seferlerinden arta kalan bir alışkanlıkla Türkiye, Filistin, Suriye, İran, Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağını tarumar etmek için fabrikasyon insan tipleri bu bölgelere sevk edildi. Bu türedi insanlar alet edevatla da teçhiz edildi. Ve bu durum, 150 yıla yakın zamandır sürgit devam ediyor.

Bölgedeki tarihsel sürecin her aşamasında önemli rol alan tek bir millet var. O da Türkler… Hemen hemen bölgenin kadim şehirlerinin kuruluşunda, kurtuluşunda alın teri olan, yetmedi kanıyla canıyla kuruluşa ve kurtuluşa gayret eden bir millet olduk.

Şimdi de Türkiye’nin, bin yıldır elinin erdiği, sözünün – nazının geçtiği bölgelerde bir güven unsuru olarak durması ve bu tabiatını güçlendirmesi başta ABD, Avrupa olmak üzere, sorunla beslenen güçlerin politik gerçekliğine engel oluyor. Bu yüzden öteden beri bulduğu meyveliğe dalmaya ve hatta bulduğu boşlukta kendi zimmetine geçirmeye alışmış olan neohaçlılar elleriyle büyüttükleri teröristlerle Türkiye’ye çelme takmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye koşarken perde arkasından ayağını uzatanların kimler olduğunu net bir şekilde ortaya koydu: “Bunlar barbar, katil, hırsız, ırz düşmanı. Bunlar postmodern haçlı seferinin yeni işbirlikçileri”…

Aldous Huxley’in ifadesiyle “cesuryenidünya” düzeni kurmaya çalışan şeytaneskitmesi güçlerin unuttuğu bir şey var: “Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı asla unutmaz”. Türkiye de bin yıldır bölgede yediği ayazı unutmuyor. Türkiye, yüzlerce yıldır bölgenin karını, kışını, yazını, baharını iliklerine kadar hisseden bir devlet geleneğine sahip. Millet olarak bu hissedişin zorunlu bir sonucu olarak “Zeytin Dalı Harekâtı” ile bir kez daha bölgenin kışını ciğerimizde hissediyoruz. Türkiye, Zeytin Dalı Harekâtı ile mazlumların üzerine dört mevsim karabulut gibi çöken vatansızların sağa – sola zığarmasına esaslı ve vakur bir karşılık veriyor. Sınır boylarımızı tehdit eden pkk – pyd’ye karşı epik bir operasyon yapılıyor. Türk Ordusu, Afrin’de… Ve bu operasyon öncesinde/sırasında da sahiden büyük bir millet olduğumuzun refleksleri sergileniyor. Hem İslamlıktan ve insanlıktan nasiplenmemiş zevata karşı hem de bu zevatı kullanmaya alışmış şermerkezlerine karşı.

Devletin ve milletin kulağına ezanlar, Fetih Sureleri okuyarak ismini koyduğu Zeytin Dalı Harekatı, lam ve cimi buluşturdu. Tıpkı İbn-İ Arabî’nin ‘sin ve şın’ın’ buluşmasını müjdelediği gibi.

Lamı cimi yok; Türkiye, gen ve dar zamanlarda üzerine atılmak için bekletilen yamyamların sesini keserek, postmodernhaçlılardan, işbirlikçilerinden ve onların kılıçartıklarından peygamber beldelerini teker teker temizleyecek.

Evet, bunu yapsa yapsa geçmişte olduğu gibi gene “Son Kale Türkiye” yapacak(tı).  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner182

banner110