VEFANIN BÖYLESİ ANCAK SANATÇIYA YAKIŞIR

banner53

banner54

VEFANIN BÖYLESİ ANCAK SANATÇIYA YAKIŞIR

15 Nisan 2016 Cuma 17:13

Hakimiyet Gazetesi Muhabiri Erol Taşkan, Uluslararası Metal Sanatçımız Hasan Tuluk’un vefa, nezaket ve sanatçı yönünü ele aldığı yazısında, Hasan Tuluk’un 1967’den bu yana kullandığı çekiciyle kurduğu gönül bağını ve vefasını kaleme aldı.

VEFANIN BÖYLESİ ANCAK SANATÇIYA YAKIŞIR

Hakimiyet Gazetesi Muhabiri Erol Taşkan, Uluslararası Metal Sanatçımız Hasan Tuluk’un vefa, nezaket ve sanatçı yönünü ele aldığı yazısında, Hasan Tuluk’un 1967’den bu yana kullandığı çekiciyle kurduğu gönül bağını ve vefasını kaleme aldı.


İŞTE O YAZI:


HABER YORUM / EROL TAŞKAN

1967 yılında başladığı sanat hayatına, sayısız eser, ödül ve takdir sığdıran gönül adamı değerli hocam Hasan Tuluk'un Bakanlık Sanatçısı ünvanı alması bize ayrı bur onur yaşattı.


Bize göre, O'nun sanatçılığının tesciline gerek yok aslında. Kıymetli hocamın tescili, çok şükür tüm Çorumlular'ın gönlünde bi-hakkın yapılmış durumdadır.


Fakat yine de devletin makamları tarafından da kabul görüp tasdik olunması da bizim için değeri yüksek bir gururdur.


Tanıdığım günden beri nezaketi ve insana olan saygısına herkes gibi hayran kaldığım ve örnek almaya gayret gösterdiğim hocamın, canlı-cansız her şeye karşı hürmet ve vefası tarif edilemez.


Bir insan düşünün ki, 1967 yılında başladığı sanat hayatında, kendisine yoldaşlık eden çekicine bile vefa duyuyor.


Bugün değeri paha biçilemez olan eserlerinin üzerine, onunla birlikte gönlünü nakşetmiş. Eline her aldığında, ruhuyla bütünleştirdiği çekicini milyonlarca kez metal parçalar üzerinde vurmuş.


Demiri bile aşınan çekicin sapı, yılların verdiği yüke boyun büküp çatlasa da, Hasan hocam vazgeçmemiş. Sapını bile değiştirmeyi aklından geçirmeyip, üç çivi ile yorulan gönül dostunu tamir edip, "Birlikte çıktığımız bu yolda, senden vazgeçmem." der gibi muamele etmiş çekicine.


Diyebilirsiniz ki; alt tarafı bir çekiç. Ama işin gönül kısmına bakarsanız, hele de Hasan hocamın gözüyle bakmaya gayret ederseniz, ilk bakışta basit bir çekiç gibi gözüken bu nesnenin, çekiçten öte bir gönül yoldaşı, bir sırdaş olduğunu anlarsınız.


Göz nuru döküp, ömrünü vakfettiği eserlerini birlikte şekillendirdiği üç kuruşluk çekicine bile vefa gösteren bir insanın, eserlerine vereceği kıymeti varın siz tahmin edin.


2008 yılında yaptığımız bir sohbetimizde, çekici için, "Bütün eserlerim kadar kıymetlidir." diyen değerli hocamın bu sözlerini ve duygularını bir kez daha okurlarımızla paylaşmak istedim.


Attığı her adımını, yaptığı her işini insana, topluma, memlekete ve ülkemize hizmet için atan bu naif insanın ellerinden bir kez daha hürmetle öpüyorum.


Kıymetini ne kadar bilip, ne kadar destek olmaya ve O'nu anlamaya çalışıyoruz orası çok tartışma götürür.


Takdir eder sözlerden öte gitmeyen yaklaşımlarla, sürekli ondan bir şeyler çalan toplum olmaktan kurtulup, O'nun gayesini ve hedeflerini gerçek anlamda anladığımız gün, toplum olarak sanat anlamında ciddi bir yol katettiğimiz gün olacaktır.


Yüce gönüllü insanların kırılganlığı da kimi zaman gönlü kadar yüce olsa da, onların karakteri "BEN" lafı etmekten imtina edip, tüm kırgınlıklarını o engin gönlünün en derin noktalarına gömmeyi bilir.


Ben biliyorum ki, hocamız kimi konularda sessiz bir kırgınlık içerisinde.


O'ndan alacağımız örneği, toplumsal heyecanı, kültürümüzü geleceğe taşıma gayretini, O'nun çekicine bile gösterdiği muhabbet ve saygıyla bütünleştirip, topluma yaydığımız vakit, vefaya değer verip, emeğe saygı duyduğumuz vakit, biz başka bir biz, Çorum başka bir Çorum olacaktır.


Kıymetli hocam, bir kez daha sizi kutluyor ve Bakanlık tarafından size verilen Bakanlık Sanatçısı ünvanınızı tebrik ediyorum.

Anahtar Kelimeler çorum, Son, Dakika, Son, Erol

Yorum Gönder

@name x